“ALO   GRİ…”  İHBAR HATTI…

 

Siyasette renkleri biliriz hepimiz. Siyahın anarşizmi, yeşilin doğa çevre koruyucularını, af edersin kızılın, (tövbe estağfurullah!) sosyalist-komünistleri sembolize eden renkler olduğundan asgari düzeyde siyaset bilen herkes haberdardır. Bu renkleri  kendiniz tercih edebileceğiniz gibi kimi zaman da toplum size yakıştırır. Gündelik yaşamınıza atfen… Mesela girip çıktığınız derneklere, sendikalara, belirli aylardaki ve özel günlerdeki tavırlarınıza, oruç tutup tutmadığınıza, Cuma’ya gidip gitmediğinize göre renklerle yaftalar sizi toplum. Ben rengime ilk gençlik yıllarımdan beri sevdalandım otuz beş senedir de değiştirmedim üstelik saklama gereği hiç duymadım. 
Bu nedenle toplum benimkini perçinledi sadece…

 

Dünden itibaren “gri” rengi  resmen girdi işin içine. Devlet yetkililerinin ifadelerine göre ne oluyormuş bu gri bir bakalım. Efendim felanca  feşmekancayı  “Bu paralelci” diye gammazlar ancak bu durumu sabitleyen delilleri ortaya koyamazsa  devlet ona  gri,, gribakacakmış. Şahıs beş yıl  takip edilecekmiş, izlenecekmiş  bi halt çıkmaz ise  beyaz vatandaşa dönecekmiş. 
(Olmaz mı  diyorsunuz. Olur olur. Sakın ola ki size garip gelmesin bu durum. Eğer gün gelir de cemaat polisinin fişleme kriptoları/raporları gazetelere dökülürse bu işin son on yılda  ne denli kolay ve detaylı yapılabildiği ortaya çıkacaktır.  Gerçi bu ülke fişleme yönünden çok engin deneyimlere sahip teşkilatları olan ve fişlemenin yıllar öncesine uzanan köklü geçmişinin olduğu bir ülkedir. Bundan kimsenin kuşkusu yok. Fakat son  on yılda bu işin çapının nerelere ulaştığını devlet yetkilileri kendi ağızları ile açıkça ifade edince biz bile şaşırdık)

 

Dönelim bizim “gri” vatandaşa. Beş yıl boyunca evi dinlenecek. İş yerinde odasındaki arkadaşına kuşkuyla bakacak.Otobüste metroda yanındaki adamdan işkillenecek. Akşam belki eşiyle yatağa girdiğinde sırf üçüncü bir kulak olanı biteni dinliyor diye performans yapamayacak. Karısına  çocuklarına “sakın siyaset falan konuşmayın olur ya yanlış anlaşılacak bir şey söylersiniz başıma iş açmayın” türünden telkinlerde bulunup onları da paranoyak yapacak. Bütün bunlardan sonra  üstüne üstlük gidip korkudan sabaha kadar demokrasi nöbeti tuttuktan sonra da  işine gidecek ve  düzgün bir performans sergileyecek... Peki bunların sebebi ne?  Belki de sırf kişisel gıcığından şahsi nefretinden , terfii meselesi ya da küçük bir çıkar yüzünden  “gri” yi gammazlayan, muhbirliği ve ispiyonculuğu alışkanlık ve zevk edinmiş namussuz , şahsiyetsiz bir şıracı ile kaypak bir bozacı… “Olmaz yahu o kadar da değil” diyenlere sorarım   o zaman “Herkesi fişlemişer”   dediğiniz paralel yapı bu bilgilere sadece kendi uzman kadrosu ile mi ulaştı?...Yoksa demokrat ,laik , çağdaş görünümlü ama menfaat için  kilit noktalardaki  paralel bağlantılı amirlerine  bilgi akıtan paralel ile bağlantısı olmayan ispiyoncular da bu işte pay sahibi mi? 
Eğer her ikisi de diyorsanız geçmişte paralele muhbirlik yapan şimdi devlete yapacak ve her durumda  paçayı kurtarıp menfaat elde edecek.Bu tam bir rezalet demektir.

 

Yirmi yıllık meslek yaşantım boyunca çok defa  gayrı resmi ya da resmi olarak  gammazlanmış biriyim. Bu nedenle de defalarca  üst düzey yöneticiler tarafından ayar verilmeye çalışıldığım olmuştur. Ayrıca sadece bana özgü olmayan  bu  durumların çok sayıda tanığı vardır. Daha iki sene evvel kedisine hakaret ve tehdit içeren davranışlarda  bulunduğum savıyla (belki de paralelci bir savcıya) hakkımda ihbarda bulunan“demokrat”  bir arkadaş sayesinde gerek idari gerekse adli ceza aldığım da olmuştur.
Lakin hiç bir  dekan ya da  rektör,  benim bir iş arkadaşımı  resmi, gayrı resmi ya da dolaylı yollardan gammazladığımı söyleyemez.

 

Bugün devlet  muhbirliği özendirerek  kendi yarattığı söküğü  vatandaşa diktirmeye çalışıyor. Bu durum özellikle taşrada  iki büyük sorun içerir. Birincisi,  komşusuna, apartman yöneticisine,muhtarına, belki uzaktan akrabasına, o gün kalbini kırdığı en iyi dostuna ,kahvedeki çay ve oyun arkadaşına  en önemlisi öğrencisine ya da öğretmenine güven yerine korku ve paranoya duyguları besleyen, bu yüzden belki tepki gösteren  saygısını yitiren insanlar toplamının oluşması.İkincisi bu duygularla beslenen insanların tepkilerini şiddete vardırmaları. Kendinize gelin beyler. 

Nasıl bu hale getirdiyseniz öyle çözün !...İnsanları oyuncak haline getirmeden ve yeni neslin gözünde  ispiyonculuğu, iftiracılığı  hüner haline dönüştürmeden…

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.