Yıl 1985… ODTÜ Hazırlık sınıfındayız. Olayda yer alan arkadaşlardan ilki Filistinli bir öğrenci,  inşaat mühendisliğini kazanmış çok zeki bir arkadaş ve aslında gayet iyi İngilizce biliyor ancak muafiyet sınavını kaçırdığı için hazırlığa devam etmek zorunda kalmış.

Diğer zat  elektrik mühendisliğini birincilikle kazanmış o da son derece akıllı bir vatandaş  ve Fransızcadan geldiği için hazırlık okumak zorunda kalanlardan. Üçüncüsü bendeniz. Filistinli  ile diyaloğumuz yok  ancak diğeri ile  ufaktan sohbetimiz oluyor. B bloğun kantininde ders arası çay vs. ama politik görüşler üzerine konuşuyor değiliz.

Okuma anlama dersi. Savaş konulu bir metin üzerinde çalışıyoruz. Dolayısıyla yeni sözcükler silah, ordu, işgal, tutsak vs. türünden sözcükler ve şu meşhur cümle içinde kullanma hikayesi temel uygulamalardan biri…

Hoca sınıfa: "Yes, Occupation please!" diyerek işgal sözcüğünü cümle içinde kullanmamızı istiyor. Kuşkusuz bu Filistinli için enfes bir fırsat ve elini ilk kaldıranlardan olduğu için sözü alıyor: “Theholyland of Palestine is under Israeli occupation.”(Kutsal Filistin toprakları İsrail işgali altındadır.) ODTÜ gibi bir üniversitede bu çok doğal bir olay ancak hiç beklenmedik bir şekilde diğer zat konuya dâhil olarak “O toprakların Filistin’e ait olduğu üzerinde mi yazıyor” mealinde İngilizce bir soru yöneltiyor. Filistinli “ Tarih okumalısın dostum” deyince diğeri “İsrail askerleri savaşıyor ve sizi yeniyor bunu kabul edemiyorsunuz” diyerek sürdürüyor. Ben de “Birilerinin güçlü olması haklı oldukları anlamına gelmez” gibi bir ifadeyle olaya dâhil oluyorum. Filistinli bana teşekkür ediyor ve “Filistin halkının bağımsızlık mücadelesi sürecektir” diye adeta slogan atıyor. Diğeri ise ”İyi ama İsrail’in kadın savaşçılarına gücünüz yetmiyor daha” deyince Filistinli ayağa kalkıyor ve “Benim sana gücüm yeter ancak burası sınıf” diyerek derslikten çıkıyor… Çok kısa bir süre sonra ders bitiyor kantinde diğer zat ile denk geliyorum. Halen öfkeli. Hafiften selam veriyorum. Bana  işaret parmağını sallıyor. Kendisi ile bir daha konuşmamamı istiyor ve benim vatan haini olduğumu ima ediyor. … Kendisinin bir Türk olduğunu, benim onun yanında olmak yerine Filistinli bir Arabı savunduğumu gerekçe göstererek beni vatan hainliği ile suçluyor. Hakikaten halen anlayabilmiş değilimdir. Bir Türk vatandaşı olarak İsrail’in Filistin halkına uyguladığı zulmü eleştirince nasıl vatan haini olunur. Ama  şahsıntavrının nedenini  yıllar sonra kendisini İstanbul’da bir sinagog yakınında kafasında Kippa ile görünce anlıyorum.

M.SühaAlparslan’ın Medya 14 deki vatan hainliği ile ilgili detaylı yazısı mutlaka okunmalı. Elbette eskiden süregelen bir gelenektir “Hain” ilan etmek. İtibarsızlaştırmanın en kolay yollarından biridir. Hele biz solcular ve sosyalistler ne hainlik damgaları yemişizdir. Şiarımızın antiemperyalizm olduğunu haykırsak da hain ilan edilmişizdir. Nazım mesela, ilk hainlerdendir…“Nato’ya hayır!” diye yırtınmışız ve hain ilan edilmişizdir. 6. Filo’yu denize dökenler hain ilan edilmişlerdir. ABD üslerine karşı çıkanlar… Şimdi de TTB ve canla başla virüsle savaşan hekimler hainleştirilmeye çalışılıyor. Benim yukarıda paylaştığım anıdaki gerekçeden daha komik gerekçe ile… Siyah Kurdele…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122