Sosyal medya platformlarında düzenleme ön gören yasa 1 Ekim tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmakta. İfade özgürlüğü ve uygulanabilirlik açısından ciddi problemler barındırdığını tasarı yasalaştığında bu sayfalarda dile getirmiştim. Bu sefer sosyal medya ile ilgili farklı bir konuya, bu platformların ne kadar ürkütücü bir yapıya dönüştükleri ile ilgili bir belgesel tavsiye ederek değinmek istiyorum. "Sosyal İkilem" (Social Dilemma) adlı netflix belgeseli milyarlarca insanın bu servisler tarafından nasıl kullanıldığını çarpıcı ve akıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Şüphesiz yeni yasa bizleri bu korkutucu ortamdan koruma amacı ile düzenlenmekten çok uzakta. Amaç daha çok oto sansürün yayılmasını sağlamak ve tartışmalı konularda halkın duyarlılığını daha başlamadan yok etmek olduğunu söylesek de sosyal medya denilen mecranın ne kadar sıkıntılı bir alan olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Evet, sosyal medya ile hastalar için acil kan ihtiyacı hızlı şekilde temin edilebiliyor, Tahrir'de örneğini gördüğümüz gibi dünyanın her bucağından insanlar baskıcı rejimlere karşı organize olabiliyor. Fakat sosyal medya kullanıcılarının ne kadarı bu tarz sosyal konular ile alakalı sizce?

Youtube'da geçen yılın en popüler içerikleri arasında gençlerin birbirlerine meydan okuyup deterjan içtiği videolar yer almakta. Ya da örneğin satın aldıkları kıyafetlerle fotoğraf çektirip İnstagramda paylaştıktan sonra iade eden bir topluluk da söz konusu.

"Sosyal İkilem" adlı belgesel ise sosyal medya şirketlerinin insanları nasıl istedikleri gibi yönlendirdiklerini, verilerini sattıklarını, yanlış haberlerin yayılmasına nasıl bizzat öncülük ettiklerinden bahsediyor. İşin en ilgi çekici yanı ise belgeselde çarpıcı bilgileri bize bu büyük sosyal medya şirketlerinin eski çalışanları (birçoğu yönetim vb. önemli konumlarda bulunmuş) birinci ağızdan anlatıyor. Google, Youtube, Facebook, İnstagram, Twitter gibi sitelere üye olurken girdiğimiz, doğum tarihi, cinsiyet gibi bilgilerden tutunda beğendiğiniz bir beyaz ayakkabıya kadar tüm verileriniz kaydediliyor ve belirli bir ücret karşılığı diğer firmalara reklam vermesi için açık hale getiriliyor. Ne kadar çok kendinize ait bilgi verirseniz örneğin Nike size o kadar sağlıklı ve satışa dönebilecek reklam gösteriyor.

Mesela Google… Arama yaparken bulunduğunuz konuma göre farklı sonuçlar veriyor. Örneğin arama alanına “iklim değişikliği” yazdığınızda bu tarz kaygıları olmayan bir bölgedeyseniz genelde iklim değişikliğinin yalan olduğu fakat çevreci duyarlılığı olan bölgedeyseniz bilimsel veriler ve buzulların erimesi benzeri haberler görebilirsiniz.

Facebook ise kullanıcı verilerini bir seçim ajansına sattığı ortaya çıktığında ABD mahkemelerince 5 milyar dolarlık cezaya çarptırıldı. Fakat o seçim ajansının çalışmaları sonucu Trump çoktan başkan seçilmişti bile. Örneğin X mahallesinde yaşayan Atatürkçü bir vatandaşın ekranına sürekli, diğer aday kazanırsa mahallesindeki "Atatürk Bulvarı”nın adının değiştireceği şeklinde uydurma haberler düşüyor.

Belgesel de buna bunlara benzer birçok çarpıcı örnek var. Eski bir twitter çalışanı sosyal medya uygulamalarında akışı yenilemek için aşağı doğru kaydırma yaptığınızda ekran komutunun casinolardaki oyun aletlerinden etkilenerek düzenlendiklerini belirtiyor. Yani böylece kumarhanedeki gibi beğenebileceğin bir içerik ile karşılaşmayı umdukça daha fazla devam etmek istiyorsun. Tüm bunlar olup biterken ise kasa asla kaybetmiyor. Zaten tüm bu yaşananları özetleyen harika bir cümle mevcut: "Bir ürüne para ödemiyorsanız, ürün sizsinizdir!"

Bir yandan iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle yarattığı sayısız imkan hayatlarımızı kolaylaştırırken diğer yandan da hayatlarımız dev şirketler tarafından yutuluyor. Manipülasyon ve tüketim çılgınlığı ile insanlar tükenmişliğe sürükleniyor. İnternet şu an belki de gözetim kapitalizminin en büyük kozu fakat artık hangi ülkede yaşarsak yaşayalım, demokrasi istiyorsak, önce interneti demokratikleştirmekten başka seçeneğimiz kalmamış durumda.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122