20. yüzyılın başından günümüze Bolu, “Basın Tarihi” açısından renkli ve zengin bir geçmişe sahiptir. Bolu’da, 2 Kânunusani 1913 tarihinde yayınlanan ilk gazete olan “Bolu”, Bolu’da en uzun ömürlü gazete olmuştur.  1962-1992 yılları arasında otuz yıl boyunca yayın yaşamını sürdüren “Sesimiz” gazetesi de Bolu basın tarihindeki önemli gazeteler arasında yer alır.

   Sesimiz gazetesi; Abant, Yeni Hamle, Bolu Ekspres gazetelerinin bir araya gelmesiyle 1962 yılında kurulan “Bolu Gazetecilik Ortaklığı” nın yayınladığı günlük bir gazete olarak çıkmıştır. Turgut Çulha’nın sahibi olduğu Abant Matbaası’nda basımı yapılmış, Yazı İşleri Müdürlüğü’nü sırasıyla; Kemal Özkan, Niyazi Çalıkuşu, Yener Bandakçıoğlu, Aydın Maradit ve İsmail Uslu yapmıştır. Abant gazetesinin sahibi Turgut Çulha, Yeni Hamle gazetesinin sahibi Vahap Tuncer, Bolu Ekspres gazetesinin sahibi Bedrettin Maradit tarafından oluşturulan Bolu Gazetecilik Ortaklığı’nın 1992 yılında sona ermesiyle, Sesimiz gazetesinin yayın hayatı da sona ermiştir.

   “Medya 14” olarak, Sesimiz gazetesinden seçtiğimiz önemli bir yazı dizisini yayımlıyoruz. “Mülkiyeliler Birliği Dergisi” nin, 1965 yılından başlayarak uzun süre Genel Yayın Müdürlüğü görevini yürüten “Kamil Erdeha” nın hazırladığı yazı, Bolu’nun Milli Mücadele yıllarını irdeleyen önemli bir çalışmadır.  Kamil Erdeha, Mülkiyeliler Birliği Dergisi’nde, birinci el kaynaklara dayanarak; “Milli Mücadelede Vilayetler ve Valiler”, “Milli Mücadelede Livalar ve Mutasarrıflar”,” Mütareke Döneminde İstanbul Hükümetleri”, “Yüzellilikler Yahut Milli Mücadelenin Muhasebesi” konularında, önemli yazılar yayınlamıştır. Bu çalışmalarının bir bölümü tamamlanarak kitap haline getirilmiştir.  Kamil Erdeha’nın, “Milli Mücadelede Livalar ve Mutasarrıflar” başlıklı çalışmasından seçilen Bolu bölümü, Sesimiz gazetesinde de yayınlanmıştır. Sesimiz gazetesinde altı bölüm halinde yayınlanan; “Milli Mücadele’de Livalar ve Mutasarrıflar-Bolu Mutasarrıflığı-“ başlıklı yazıyı  -aslına uygun- şekliyle yayınlıyoruz:

SESİMİZ GAZETESİ

Günlük Siyasi Müstakil Gazete/ Sahibi: Bolu Gazetecilik Ortaklığı

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Av. Yener Bandakçıoğlu

Milli Mücadelede Livalar ve Mutasarrıflar

Bolu Mutasarrıflığı

- I-

                                                                                       Kâmil Erdeha

Bolu Hilâfet Kurulu

Karşı devrimciler 13 Nisan’da Düzce’de yönetimi ele geçirir geçirmez hemen gözlerini Bolu’ya çevirdiler.

Birkaç günlük çalışma ile orada da örgütlendiler. 18 Nisan’da Bolu’nun karşı devrimci ve işbirlikçi eşrafı ki bunlar genellikle İtilafçılardan [Hürriyet ve İtilaf Fırkası] oluşuyordu. Mutasarrıf Haydar Bey’in Düzce’de tutsak edildiği haberini alınca ayaklanmayı başlattılar.

Önce hapishane boşaltıldı. Sonra Hükümet Konağı işgal edilerek memurlar kapı dışarı edildi. Hükümet Binası kapatıldı. Yönetim işini Hacı Abdulvahap ile Hacı Hamdi’den oluşan Hilafet Kurulu üzerine alarak Belediye binasında işe başladı.

Burada dikkati çeken bir nokta bulunmaktadır. Milli Mücadeleciler ele geçirdikleri yerlerde yönetimi olduğu gibi korumalarına karşın ayaklanmacılar geleneksel yöntemi ortadan kaldırmakta, kendilerine göre bir yönetim getirmektedirler. Denebilir ki karşı devrimci oldukları halde devrimci yöntemleri uygulamaktadırlar. Kuşkusuz bunun bir nedeni bulunmaktadır.

1920’lerin Türkiye’sinde, Tanzimat’tan beri süregelen Mektepli-Medreseli çatışması, mekteplilerin üstünlüğüyle sonuçlanmış, yönetim büyük çoğunlukla mekteplilerin eline geçmişti. Mektepli-Medreseli çatışmasında mektepliler; Batı uygarlığının değer yargılarını, medreseliler ise; Hilafet-Şer’iat düzenini savunuyorlardı. Mektepliler devrimci, medreseliler ise tutucu idiler.

Bu kavga edebiyatımıza da yansımıştır. Mehmet Akif, Asım’da mekteplilerin temsilcisi Vali ile medreselilerin temsilcisi Hoca’yı karşı karşıya getirir. Vali, medreselilerin düzeltilmesi evrimi (ıslahatı-medaris) düşüncesini savunur. Hoca’nın yanıtı çok serttir.

“Acaba hangi zaruret sizi sevketti buna?

Ya fesad olmalı meydanda ki ıslah oluna.

Bunu bir kere kabul eyleyemez reddederiz.

Sonra biçare medaris o kadar sahipsiz.

O kadar baştan atılmış da o haliyle yine,

Düşüyor kalkıyor ama gidiyor hizmetine,

Halkın irşadı mıdır maksadı tesisi? Tamam:

Şehre müfti veriyor mihraba imam.

Muhutabanız oradandır oradan vaiziniz;

Oradandır hocanız kayyiminiz hafızınız,

Adli tevzi edecek hakime fik öğreten o;

Hele köy köy dolaşıp köylüyü insan eden o;

Şimdi bir mesele var arz edecek çünkü değer;

Bunların hepsine az çok yetişen medreseler,

Bir zaman müftekir (muhtaç) olmuş mu

Acap harice? Yok.

İyi ama a beyim şöyle bakınsak birçok,

Bir alay mekteb-i ali denilen yerler var;

Sorunuz bunlara millet ne verir? Milyonlar,

Şu ne? Mülkiye’ye. Bu? Tıbbiye’ye.

Bu Bahriye’ye. O ne?

O mu? Baytar. Bu Ziraat. Şu? Mühendishane,

Çok güzel hiçbiri hakkında sözüm yok yalınız,

Ne yetiştirdi ki şunlar acaba? Anlatınız

İşimiz düştü mü tersaneye yahut denize,

Mutlak adetimizdir koşarız İngiliz’e,

Bir yıkık köprü için Belçika’dan kalfa gelir,

Hekimin haziki bilmem nereden celbedilir,

Mesela bütçe hesabını yoktur çıkaran.

“Hadi maliyeye gelsin bakalım Mösyö Loran

Hani tezgâhlarımız nerde? Sanayi nerde?

Ya Brüksel’de ya Berlin’de ya Mançester’de

Biz ne müfti ne imam istemişiz Avrupa’dan,

Ne de ukba da şefaat dileriz Rimpapa’dan,

Siz gidin bunları ıslaha bakın peyderpey;

Hocadan medreseden vazgeçiniz,

Vali Bey” (26)

   Kuşkusuz bu kavga daha alt düzeylerde iyice bayağılaşıyordu. Medreseliler mekteplileri; din iman tanımaz, farmason, gavur, kadınlarını ortaklaşa kullanan sünnetsiz vb. gibi kişiler olarak suçluyorlardı. Gelgelelim kendi yaşamları ve tutumları hiç de güven verici değildi. “Halka verir talkını kendi yutar salkımı”, “Hocanın dediğini yap da gittiği yoldan gitme” sözleri bu yaygın güvensizliğin biline örnekleridir. Üstelik genellikle medreseliler Milli Mücadele başında, emperyalist güçlerle işbirliği içine girmişlerdi. Ortaya attıkları savlar kandırıcı ve gerçeklere uygun değildi.

                                                                                    (Devam edecek)

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122