14 Ağustos 2020 tarihli Medya 14’deBOLU’DA TARIM ALANI TALANI” başlığı olan yazım yumuşatılarak sadece “TARIM ALANLARI” başlığı ile yer almıştı. Bu yazıda aslında o başlığın pek de haksız olmadığını göstermek için konuyu biraz daha detaylandırmaya çalıştım.

Bir durum tespiti yaparak başlayalım.

TÜİK’in Devlet İstatistik Enstitüsü ismi ile bilindiği dönemde yaptırdığı 1991 Genel Tarım Sayımı sonuçlarına göre “Bolu İlinin 845 800 hektarlık alanının 471.514 hektarlık kısmı orman alanı ve fundalıktır. Mutlak tarım alanı olarak tanımlanan I,II ve III.Sınıf tarım alanı 97.171 hektardır. Buna özel birkaç bitki cinsi için uygun sürümle ekim yapılabilecek IV.sınıf topraklar da eklendiğinde bu alan 150.000 hektara ulaşmaktadır. Kalan toprakların 124 440 hektarı çayır-mera (yaylaklar dahil) ve 100.182 hektarı ise tarım dışı topraklardır.”

İlginç olan T.C. Bolu Valiliği Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü Bolu İli 2019 Yılı Çevre Durum Raporu’nda yer alan bilgilerdir.

Raporda “İlimizin toplam yüzölçümü 832.339 hektardır. Mutlak tarım alanı olarak tanımlanan 1. , 2. ve 3. sınıf tarım alanı 88.867 hektardır. Buna özel birkaç bitki cinsi için uygun sürümle ekim yapılabilecek 4. sınıf topraklar da eklendiğinde bu alan 118.130 hektara ulaşmaktadır. Bu alanın; 34.336 hektarında sulu tarım, 83.794 hektarında ise kuru tarım yapılmaktadır” denmektedir.

Bir yanda toplam alanın 845 bin hektardan 832 bin hektara ve 150 bin (1.500.000 dekar) hektara ulaşan tarım alanı büyüklüğünün 118 bin hektara (1.181.300 dekar) düşmüş olması ne anlama gelmektedir? Toplam alan büyüklüğünün Bolu-Düzce ayrılığı dönemi Bolu dağı üzerindeki sınır belirsizliği nedeniyle olduğu dikkate alındığında anlaşılabilir bir açıklama mümkündür, ancak bunun tarım alanlarındaki değişimle bir ilgisi olmadığı açıktır.

Ancak açık olan, tarım alanlarındaki azalmanın resmi verilerle teyididir.

Yukarıda büyüklükleri verilen bölümlerin her birinin günümüzde hangi durumda olduğu da aslında ilerde yapacağımız çalışmaların ipuçlarını verebilir. Çayır-mera gibi çiftçinin ortak malı olan alanlar bugün ne durumda ya da günümüzün en ciddi sorunlarından birine konu olan Orman varlığımızdaki değişim hangi boyuttadır.

Bu yazının konusu özellikle tarım alanlarının, özellikle küçük üreticilerin tasfiyesi ile birlikte tarım dışı amaçla kullanımının yaygınlaşmasıdır. 2001 verilerine göre 1,5 milyon dekar (150.000 hektar) tarım alanının o dönemde %73’ü ekilirken, 2019 verilerine göre ise 1,1 milyon dekar tarım alanının sadece %38’i ekilmektedir. Diğer ifadeyle sadece toplam tarım alanı değil mevcut alanların ekilen kısmı da azalmıştır.

Çok uzatmadan önce son 20 yılın muhasebesi için 2001 Genel Tarım Sayımı Sonuçları ile, daha sonra 10 yılda bir yapılması gereken sayımlar yapılmadığı için, 2019 Çiftçi Kayıt Sistemi Bolu verilerini özetleyerek vermeye çalışacağım.

Bu veriler son 20 yıllık dönemde toplam ekilen alanın %58 azaldığını göstermektedir. Elbette ekilen alandaki bu azalmanın temel nedeni tarım işletme sayısındaki büyük düşüştür. 20 yıllık dönemde toplam tarım işletmesi sayısı yaklaşık 24 binden yaklaşık 10 bine düşmüştür. İşletme sayısındaki azalma da %59 düzeyindedir. 

Ekilen arazideki bu büyük düşüşe karşın özellikle 200 dekarın üzerinde ölçekte, Bolu ölçeğine göre oldukça büyük sayılabilecek işletmelerin kullandığı alanın 34 bin dekardan 83 bin dekara çıkmış olması dikkat çekicidir. Aslında Türkiye genelinde küçük üreticilerin hızla tarımdan kopartıldığı dönemde Bolu’da da benzer bir durumun yaşanması pek yadırganacak bir olay değildir.

Bir adım ileri giderek 20 yıl öncesine kadar Bolu’da rastlanılmayan 5.000 dekarın üzerinde işletme ölçeğinin varlığıdır.

Bolu’da küçük üretici diyebileceğimiz 20 dekardan (rahat anlaşılması için 20 dönümden) az arazisi olan işletme sayısı 5.562’den 3.297’ye azalırken toplam sahip olduğu alan 71.368 dekardan 31.886 dekara düşmüştür. Diğer deyimle 40 bin dekar küçük ölçekli tarım alanı tarım dışına itilmiştir.

Tüm bunlar bize Bolu’da küçük tarım işletmelerinin tasfiye edilerek yerlerini, yavaş yavaş sayısı az ama büyük ölçekli işletmelerin aldığını göstermektedir.

Elbette bu tespitin üzerine birileri ne güzel işte, küçük ve verimsiz olanların yerini büyük ölçekli daha verimli çalışacak işletmeler alıyor diye düşünebilecektir.

Oysa bu küçük işletmelerin tasfiyesi bir taraftan bu tarım alanlarının tarım dışı amaçla kullanımına neden olarak telafisi olanaksız sonuçlar yaratırken diğer yandan ilin ürün desenindeki çeşitliliği de ortadan kaldırmaktadır. Büyük ölçekli işletmelerin ağırlıklı olarak sözleşmeli üretim yöntemi ile faaliyet yürütmesi ve tek ürün üzerinde yoğunlaştığı için ekilen ürün çeşitliliğini ortadan kaldırmaktadır.

Bu değişim sonucu Bolu’nun önemli tarımsal ürünlerinden olan patates üretimi 1999 yılında 280 bin ton düzeyinde iken, TÜİK verilerine göre 2019 yılında 133 bin tona, buğday üretimi 174 bin tondan 2019 yılında 108 bin tona, Arpa 60 bin tondan 35 bin tona gerilemiştir.

Tarım alanlarındaki bu dönüşümün engellenmemesi durumunda tarımsal ürün ihtiyacının önemli bir kısmını kendi üretimi ile karşılayabilen Bolu artık kendini beslemekten uzaklaşacaktır. Güney çevre yolunun devamının iptal oluşu önemli bir karar olarak oluşabilecek tarım alanı kaybını bir nebze de olsa azaltmışsa da, ilin tarım alanlarının özellikle farklı amaçlarla kullanımı halen hız kesmeden devam etmektedir.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122