FLAŞ HABER

70’li yıllarda Bolu’da halkın Deli Edip diye adlandırdığı bir kişi yaşardı.

İstanbul çıkışında bir arsada derme çatma barakada kalırdı.

Aslen nereliydi?

Öncesi, sonrası hakkında pek çok bilinmezlikler vardı.

Kimi pilot derdi, güya İkinci Dünya Savaşında Alman ordusunda pilot olarak görev yapmış, bombalamalara katılmış kafayı o işte bozmuştu.

Kimisine göre de Almanya’da okumuş ve çalışmış fizik profesörü idi, ya da tercüman.6-7 dil bildiği söylenirdi.

Çatlak profesör derlerdi.

Üstü başı dağınık, uzun alt uçları yırtılmış bir pardösü ile dolaşırdı.

Çok kısa kesilmiş saçları yırtıcı sinirli, insanlarla konuşmaz, kolunda 3-5 ciltli kitapla dolaşırdı.

Cadde ve mahalleler faşistlere kapalı olduğu için ortalıkta şüpheli Deli Edip(!) den başkası yoktu.

Faşist Alman ordusunda çalıştığı rivayeti onu doğal şüpheli(!) hale getiriyordu.

Sonunda bir gün yanına yanaştık.

“Nepotenler” diye haykırmaya başladı.

Aman dedik bıraktık…

Sonra bizi her gördüğü yerde nepotizm nepotizm diye haykırırdı.

Neydi bu nepotizm.

Deli Edip bize küfür mü ediyordu?

Bilen yok, o zaman vikipedi de yok ki baksan.

Kütüphaneye gittik, ara tara netice yok.

Ankara’ya sorduk sonunda.

Cevap bir süre sonra geldi,

“Akrabacılık, yakınlara torpil, yeğencilik” anlamına geliyormuş.

Birazcık daha araştırma sonucu karşımıza Başbakan Süleyman Demirel çıktı.

Hani canım şu belediyede ki Rasim’in devlet büyüklerimiz arasında saydığı.

Devlet büyüğümüz Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel Türkiye’de hayali ihracatın mucidi olarak biliniyordu.

Amcası Süleyman Demirel Yahya’nın arkasında durmuştu durmasına ama kanun Yahya’nın yakasına yapıştı.

Ceviz mobilya diye yurt dışına sunta parçaları ihraç eden Yahya olay açığa çıkınca yurt dışına tüydü.

İsviçre’de yaşadı, dava zamanaşımına girince de ülkeye döndü.

Bizim çatlak profesör nepotizm derken bu olayı kastediyormuş, ne bilelim.

Ardından Deli Edip’e yardımcı olmaya çalıştık, hayatını kolaylaştırma adına, ama kabul etmedi.

Ne oldu, nasıl öldü…

Hiç bilmiyorum, 12 Eylül’ün hay huyu arasında Deli Edip kaynadı gitti.

Allah rahmet eylesin.

Yaşantısı bizim için hala bir sırdır…

***

Sonra Özallı yıllar yaşadık hep beraber.

Bir başka devlet büyüğümüz Nakşibendî Özal’la damadı Asım Ekren girdi hayatımıza.

Asım Ekren bateristti.

Bateri işlerini Zeynep’le evlendikten sonra bıraktı. Tekstil patronları ile tekstil işleri yapmaya başladı.

1987 seçimleri öncesi Jaguar otomobilleri bayisi, Asım Ekren’e jaguar marka bir otomobil hediye etti.

Bu olay ülkede büyük yankı yarattı.

“Davulu delen jaguar” logolu Büyük Anadolu Partisi adı altında bir parti bile kuruldu Türkiye’de…

Jaguar olayı ve ANAP zamanı Nepotizm’inin çarpıcı örneklerinden biriydi.

***

AKP ile ohooo ne nepotizm olayı yaşadık ne.

Bu kez damatlar, müteahhitler, tarikat ehlileri ve Bilal girdi devreye.

Beşli çete, imarcılar çöktü ülke ekonomisinin başına.

 Berat sosyal medya hesabından istifasını açıkladı, ama halen Varlık Fonu yöneticisi.

Bir diğer damat Savunma Bakanlığından daha üstte.

Oğul Bilal’in gizli Milli Eğitim Bakanı olduğu iddiası ile çalkalanıyor siyaset kulisleri.

Öyle ki AKP döneminde nepotizm küçük şehir belediyelerine kadar girdi.

“Hamili kart yakınımdır’ her şeyin önüne geçti.

Küçük büyük yerel yönetimlere küçük büyük nepotistler çöktüler.

Paşa paşa hep birlikte ekonominin başına geçtiler, betonist iktidarının çarklarını çevirdiler.

***

Peki, bu devran böyle gider mi?

Ülke daha büyük yıkımlarla karşılaşmadan bu siyasi iktidardan kurtulur mu?

Ana muhalefete bakıldığında bunu söylemek zor.

Onlar kendi iç dinamiklerinden umudu kesmiş, dış dinamiklere çevirmişler yönlerini.

Umutsuz vaka.
 

Eylül öncesi de hemen hemen benzer olaylarla doludur.

Bazı solcular Doğu Almanya mahreçli Bizim Radyo dinler, bazıları da yönünü ‘Başta Doğu Perinçek’ Çin Komünist Partisi yayınlarını takip ederek bulur, Arnavutluk Devlet Başkanı Enver Hoca’nın mülahazalarını ülkeye getirir, sağcılar ise yönleri tamamen Amerika ve Nato,CİA olmak üzere oradan gelen talimatlara göre hareket ederdi. Yani hep dış dinamiklere bel bağlayan çevreler.
 

DEV-GENÇ dışında kendi gücüne güvenen hiçbir yerden, ülkeden talimat almadan hareket eden siyasi yoğunluk hemen hemen yoktu.

Onun için Kenan Evren bütün çalışmalarını DEV-GENÇ ve versiyonlarını tasfiye etmeye yöneltti öncelikle.
 

Şimdi ise bazıları umudunu ABD yeni başkanı Biden’e bağlamış durumda.

Yazık.

ABD emperyalizminin yeni sözcüsü gelecek siyasi iktidarı sıkıştıracak ve Türkiye AKP’den kurtulacak.

Hadi ya,

Netice;

Trump Kaybetti ‘Makyajlı Trump‘ Kazandı. Kutlamıyoruz,

Halkların Düşmanı Emperyalizm Halka Umut Olamaz
ABD emperyalizmini halkın örgütlü gücüyle yenerek bağımsızlığı, özgürlüğü ve kardeşliği Türkiye’de, ABD’de, Ortadoğu’da ve her yerde kazanacağız.

KAHROLSUN NEPOTİZM

Son söz,

Edip Hoca ruhun şadolsun

 

Nepotizm, akraba kayırma veya adam kayırma, öznel ve adil olmayan şekilde yapılan ayrımcılık. Nepotizm kavramının Latince'de “Nepot” sözcüğünden geldiği, İngilizcede ise "Nephew" (yeğen) olduğu değişik çalışmalarda ifade edilmiştir. VİKİPEDİA

 

TÜRKÇE ALT YAZI

Bu bölümde Bolu’nun bir başka gerçeğinden söz edeceğim.

Üzülerek.

Bolu’daki sosyal demokrat belediyecilik…

Bakın öncelikle şunu söyleyeyim.

Bolu halkı değişik dönemlerde sosyal demokratlara hep oy verdi.

2 dönem SHP’den Necdet Gören, 1 dönem DSP’den Yüksel Ceylan şimdi de CHP’den Tanju Özcan.

Bu çok önemli,

Sosyal demokrat arkadaşlar bunu “kerameti kendinden menkul” addedilirler.

Kısmen doğrudur ama asıl burada öncelik 12 Eylül öncesi Bolu’da oldukça ciddi ve kapsamlı bir şekilde faaliyet gösteren solculara aittir.

Solcular 70’li yıllarda can pahasına Bolu Merkezi ellerinde tutmuş, faşistlerin serpilip büyümesine olanak tanımamışlardır.

Sendikalarda, meslek örgütlerinde, gençlik örgütlerinde halk katmanları arasında, mahallelerde örgütlenen devrimciler halk arasında sempati ile karşılanmışlardır.

Bu zemin üzerine 12 Eylül yıkıntıları arasında yükselen sosyal demokratlara halk yine teveccüh göstermiştir.

Ve hala teveccüh göstermeye devam etmektedirler.

Bunun karşısında sosyal demokratların ne derece sosyal demokrat politikalar ürettikleri şüphelidir.

Devrimcilerden korkan, onlardan kaçan, onların öngörülerinden korkan sosyal demokratlar belediyede de aynı korkaklıkla hareket etmişlerdir.

Bu son dönemde de net bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Tanju Özcan yönetimi değil sosyal demokrat belediyecilik yapmak, ucundan, ötesinden dahi geçmeye korkmaktadır.

Sosyal demokrat belediyecilikten nasibini almayan Tanju Özcan yönetimi nepotizmin farklı örneklerini sergilemekte eş, dost, yaren belediyeciliği yapmaktadır.

Bu yüzden çok sert eleştiriler almakta, almakta ama kendine bir çeki düzen verme konusunda inat etmektedir.

Yanında yöresinde kifayetsiz kişilerle beraber olmakta sol siyasetten nasibini hiç almamış bu kişiler kendisini bir yanlıştan ötekine sürüklemektedir.

Bu konu isteyerek dile getirdiğim bir konu değildir.

Üzülerek yazıyorum.

Tanju Özcan’ın önünde 3 yıl vardır.

Kendisini sosyal demokrat belediyeciliğin gereklerini yerine getirmeye sağ siyasal yönelimlerinden kurtulmaya davet ediyorum.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Hüseyin Avni Aksu 2 ay önce

sosyal demeokrat belediyecilik hizmetlerinde ,neler yapılmalıdır?tanju özcan başkansa neler yapmaktadır.yazabilirseniz aydınlanırız...

Misafir Avatar
füsun Varlık 2 ay önce

edip bey mahkemelerde tercümanlık yapardı. boşandığı karısına nafaka ödememek için böyle bir yaşam seçtiği de söylenirdi.Allah rahmet eylesin

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122