Yaşadığımız pandemi sürecinin yarattığı tahribat sadece sağlığımız ile sınırlı kalmayıp ekonomi, eğitim gibi birçok alana da sirayet etti. Bu süreçte hepimiz sosyal devletin, toplumdan yana bir ekonominin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Yıllardır neo-liberal politikaların uygulayıcısı hükümetler bile kamusal yatırımlar yapmaya başlayarak pandemi ile mücadele etmeye çalışıyorlar. Egemenlerin bu itiraf gibi politikaları devam ederken memleketimizde yaprak kımıldamıyor. İşte EBA'nın çöküşü de iktidarın yıllardır bilimsel ve toplumcu anlayıştan uzaklaşan politikalarında hiç bir sorgulama yapmadan ısrar etmesinin bir sonucu olarak karşımıza çıkmıştır.

Bakanın "Bu bizim için olumlu bir haber çünkü inanılmaz bir talep var" şeklindeki son derece anlamsız açıklaması bir kenara, gelin sistemin çöküşünün altında neler yatıyor yakından bakmaya çalışalım. Madem bu köşede teknoloji hakkında yazılıyor, biraz teknik detay vermekte sakınca yoktur sanırım.

EBA'nın çöküşü bilgisayar teknolojileri ile ilgili teknik bir sorun ve üç adet ana başlık altında düşünebiliriz.

Yetersiz sunucu,

Kalitesiz yazılım,

Plansız eğitim politikaları.

Öncelikle sunucu ya da server dediğimiz şey internetteki hizmetlerin sunulduğu ileri teknolojideki bilgisayarlardır. Web siteleri, uygulamalar, e-postalar gibi birçok hizmet bu sunucularda depolanır ve daha sonra da bizler kendi bilgisayarlarımız ile bu sunucular üzerinden çeşitli hizmetlere erişim sağlarız. Bizlere yani EBA örneğinde öğrencilere sunulan hizmetin kapasitesi, öğrencilerin isteklerine karşılık veremeyecek kadar yetersiz ise sisteme erişim imkansız hale geliyor. Örneğin eski başkan Alaaddin Yılmaz'ın hepimizi mağdur ettiği Bolu içme suyu altyapısını düşünün. Teknik özellikleri yetersiz ve yanlış malzeme seçiminden kaynaklı borular basınca dayanamıyor ve patlıyorlar. 

Türkiye'de MEB'e bağlı 18 milyondan fazla öğrenci olduğu biliniyor. Bu öğrencilerin nasıl bir hizmet alacakları belli iken hangi niteliklerde bir server sisteminin yeterli olacağını hesaplamak bilgisayar bilimi açısından inanın çok basit bir mevzu. Fakat gereklilikler ortadayken eğitim alanına yatırım yapmak yerine devlet bütçesinin diyanete ayrılması ise tamamen başka bir mevzu. Yıllardır eğitimin kısılan bütçesi ile bırakın EBA için düzgün bir altyapı inşa etmeyi, okullar için en basit fiziksel şartlar bile yerine getirilemiyor.  Kaloriferleri yanmayan okullar var bu ülkede. Eğitim'deki FATİH projesini hatırlarsınız, sözde bu proje ile eğitim sistemimiz teknolojiyle desteklenecek ve bilgi toplumu yaratılacaktı. Demek ki bu işler bir tablet dağıtmak ile olmuyormuş. Hiç olmazsa pandeminin başladığı günlerde bakanlık birazcık uyanık davranıp sistemlerini güncelleyebilirdi.

Çöküşün bir diğer nedenini de EBA programının içeriği yani yazılımı olduğunu söyleyebiliriz. Bilgisayar yazılımlarında en önemli unsurlardan biri optimizasyondur. Programın daha etkili ve daha az sistem kaynağı kullanacak şekilde düzenlenmesi anlamına gelir. Optimizasyonu yüksek programlar sistem üzerinde gereksiz yük yaratmazlar ve bunu becermek nitelikli yazılımcıların işidir. Bakan "whatsapp da, twitter da çöküyor" dedi ama kıyasladığı programların kullanıcılarının 5 milyarı geçtiği tahmin ediliyor. EBA'nın kapasitesi ise sadece 1 milyon. Ayrıca benzettiği platformlarda çok ciddi bir trafik olduğunu belirtmek gerekli. Bu sitelerde inanılmaz hacimlerde fotoğraf video ve canlı yayınlar paylaşılırken, EBA'da ise eğitimler bile sistem dışı bir uygulama Zoom'a yönlendirilerek yapılıyor. EBA sadece ne kadar dersin, kaç öğrenci ile tamamlandığı gibi verileri kayıt altına alıyor.

Eğitim gibi ülkenin geleceğini etkileyen çok önemli bir alanda düzgün bir sistem işletememek ise nitelikli çalışan sorununu bir daha gözler önüne seriyor. Memlekette maalesef işini ehli birilerini bulmak çok zor. Yıllardır liyakat yerine yandaşı kayıran politikalar ile mevkileri dolduran insanların bizi getirdiği nokta ortada. Beyin göçü neden oluyor dersiniz? Hiç bir şekilde değer verilmeyen yetenekli insanlar, hem düşük ücretle hem de kendinden daha niteliksiz torpilli üstleri tarafından itilip kakılmak yerine yurtdışına gitmeyi tercih ediyorlar. Sonra da kaliteli yazılımcı kalmıyor memlekette. 

Tüm bu plansız uygulamalar bilimden, kamusal ekonomiden kısacası toplumdan uzaklaşmanın yani rantçı politikaların bir sonucu. "Maske dağıtmayı bile başaramayan bir hükümetten bunları istemek çok fazla değil mi?" dediğinizi duyar gibiyim. Çıkarcılığın ve beceriksizliğin her yere sirayet ettiği bu düzende en çok çocuklara yazık oluyor. Adaletsiz bir ülkede doğmak dışında hiçbir suçu olmayan çocukları için kaygılanan ailelere ise özel okullar tek seçenek olarak sunuluyor. Parası olanın paçayı bir şekilde sıyırabildiği düzende ise potansiyeli olan birçok genç arada kaynıyor. Maalesef bu döngü sonucu adaletsizliğin daha da derinleşmesi salgın döneminde hız kazanıyor.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122