Eğitim:
2020'DE EĞİTİM

Eğitim Sen Bolu Şube Yürütme Kurulu, 2020'de eğitimin nasıl geçtiğini değerlendirdi. İşte 2020'de Türkiye'nin eğitim değerlendirmesi:
 

  1. MEB, eğitim alanında yaşanan sorunlara 2020 yılında çözüm üretebildi mi?

2020 yılında da MEB sorunlara kalıcı ve yapısal çözümler üretmek yerine eğitim alanında yaşanan sorunlar çözülüyor algısı oluşturmaya dönük politikasını uygulamaya devam etti. Milli Eğitim Bakanı ve MEB bürokrasisi eğitime ayrılan kaynaktan, öğretmen atamalarına, eğitim hakkının önündeki engellerin kaldırılmasından eğitim yönetimine ve diğer pek çok farklı alana dönük kalıcı hale gelmiş sorunlara çözüm üretmek yerine bunları yok sayan yaklaşımı sürdürmeyi tercih ettiler. Salgının yarattığı olağanüstü koşullar dahi MEB’i bu algı oluşturma çabasından vazgeçiremedi.

Tarlada çalışan mevsimlik tarım işçisi çocuğa kitap verip karşılığında domates alan Milli Eğitim Bakanının görüntüsü 2020 yılında hafızalarımıza kazınan fotoğraflardan biri oldu. Çocuk işçiliği ile mücadele etmek yerine çocuk işçiliğini meşru hale getiren uygulamalar ve düzenlemeler 2020 yılında da olanca hızıyla devam etti.
 

  1. Salgın döneminde eğitim uygulamalarında MEB başarılı kabul edilebilir mi?

MEB, salgın döneminde eğitim konusunda sınıfta kalmıştır. Öncelikle eğitim alanında alınan kararlar ve uygulamalarda MEB çocuğun üstün yararı, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin sağlığı yerine salgın koşullarında eğitimden bir başarı öyküsü çıkarmaya çalışmıştır. Gerçek sorunları bu nedenle gündemine dahi almamıştır. Planlama, kaynakların etkili kullanımı, zamanında sorunlara müdahale gibi pek çok alanda MEB 2020 yılında başarısız olmuştur. Mart ayı ile birlikte başlayan uzaktan eğitim uygulamalarında ilk aylarda yaşanan bazı aksaklıklar “kabul edilebilir” olarak değerlendirilebilirdi. Ancak aradan 9 aydan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen halen sorun yaşanıyor olmasının veya eksiklerin bulunmasının kabul edilebilir bir tarafı yoktur.  MEB, yüz yüze eğitim için hazırlanan ders içeriklerini çevrimiçi platformlara aktararak uzaktan eğitim yapmaya çalışmış ve doğal olarak bundan başarı sağlanamamıştır. Bu anlamda da MEB’in yürüttüğü faaliyetin uzaktan eğitim olarak değil de “acil uzaktan öğretim” olarak adlandırılması daha doğru olacaktır.


6 MİLYONA YAKIN ÖĞRENCİ UZAKTAN EĞİTİME ERİŞEMEDİ

  1. Milli Eğitim Bakanının söylediği gibi MEB uzaktan eğitimde başarılı mı?

Milli Eğitim Bakanının söylediğinin aksine uzaktan eğitim tam bir sorunlar yumağıdır. 2020 yılı bu anlamda tam bir kayıp yıl olmuştur. Uzaktan eğitime erişim en önemli sorun olarak varlığını korumaktadır. 6 milyona yakın öğrencinin uzaktan eğitime erişemediği, erişenlerin ise % 64’ünün cep telefonundan bu eğitime eriştiği bir ortamda sorun yok denilemez. Tam tersi büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuzun kabul edilmesi gerekmektedir. Erişimle birlikte uzaktan eğitimin bir öğretim tasarımı üzerine inşa edilmemiş olması, ölçme değerlendirme, katılım ve süreklilik gibi sorunlarla birlikte değerlendirildiğinde uzaktan eğitimden anlamlı bir fayda sağlandığını ifade etmek güçtür.
 

  1. 2020’de eğitim emekçileri ne yaşadı?

Eğitim emekçileri açısından 2020 yılı beklentilerin gerçekleşmediği, sorunlarının çözülmediği ve var olanlara yeniden eklendiği bir yıl oldu. Öğretmenlere verileceği söylenen 3600 ek göstergeden söz dahi edilmediği bir yıl oldu 2020.  Ekonomik koşullarının iyileştirilmesini bekleyen eğitim emekçileri 2020 yılında da beklediklerini bulamadı. Öğretmen atamalarında yaşanan sorun devam ederken ataması yapılan öğretmenlerin dahi ekonomik gerekçelerle göreve başlatılmamasına tanıklık ettik geçtiğimiz yıl. Mart 2020’de ataması yapılan öğretmen arkadaşlar Haziran 2020 tarihine kadar göreve başlatılmadı. Bu durumun siyasi iktidar ve MEB açısından önceliğin kamu yararı ve kamusal hizmet değil siyasi iktidarın tercihleri olduğunu gösteren önemli bir örnek olduğunu belirtmek gerekmektedir.

Siyasi iktidarın tercihinden dolayı ücretli ve sözleşmeli öğretmen arkadaşlarımız salgın koşullarında mağdur edildi. Uzaktan eğitime geçilmesi ile birlikte MEB bir takım faaliyetleri durdurdu ve hemen ardından ücretli ve sözleşmeli öğretmenlere ek ders ücreti ödenmesini durdurmak istedi. Kamuoyunun ve bizlerin yoğun çabası sonucunda arkadaşlarımıza ek ders ücretinin ödenmesi sağlandı. Ancak bu da telafi eğitiminde ücret almadan görev yapmaya bağlandı.

Salgın döneminde MEB okullarda okul aile birlikleri tarafından istihdam edilen eğitim emekçilerinin ücretlerini genel bütçeden ödemek yerine okul aile birliklerine bıraktı. Bu durumda bazı çalışanların işten çıkarılmasına neden oldu. Kimi eğitim yöneticileri arkadaşlarımızın ücretinin ödenmesi için öğretmenlerden katkı dahi istedi.

Kamu yöneticileri uzaktan eğitimi iş olarak görmediği için ve öğretmenlik mesleğine dönük ön kabullerden dolayı öğretmenlere istekleri ve meslekleri dışında, görev tanımlarına ve uzmanlık alanlarına uygun olmayan işlerde görev vermeye başladı ve halen bu uygulamaya devam etmektedir.

2020 yılında eğitim yöneticileri öğretmenlerden zorunlu olarak bağış yapmalarını talep etmiştir. Bağışla birlikte kimi dönemlerde eğitim yöneticileri sosyal medyada devam eden kampanyalara dönük destek mesajı paylaşmalarını dahi istemiştir. Bu durumun öğretmenlere ve öğretmenlik mesleğine dönük değersizleştirmenin somut bir örneği olarak 2020 yılından tarihe not edilmiştir.

Salgından kaynaklı yaşamını yitiren arkadaşlarımız olmuştur. Çok sayıda arkadaşımızda tedavi görmüş veya görmeye devam etmektedir. Bu konu ile ilgili gerekli önlemlerin alınması ve fikir geliştirilebilmesi için mutlaka bilginin şeffaf paylaşılması gerekmektedir. 2020 yılı boyunca MEB salgına dönük herhangi bir veri paylaşmamıştır.
 

  1. 2020’de öğrenciler ne yaşadı?

2020 yılı öğrencilerimiz açısından da oldukça sorunlu bir yıl oldu. Öğrencilerimizin yaşadıkları eşitsizlikler ve mağduriyetlerin artarak devam etti. Salgınla birlikte yaşadığımız eşitsizlikler derinleşti ve arttı. Uzaktan eğitime erişemeyen öğrencilerimizin yaşadığı sorunlar 2020 yılında en fazla tartışılan konulardan biriydi. Uzaktan eğitime erişim sorununun çözülmesi için gerçekçi ve sonuç alıcı çözümler üretmek yerine günü kurtarmaya dönük adımlar atıldı. Son olarak dağıtılacağı ifade edilen 500 bin tabletin hem çok geç kaldığı hem de sayısal olarak yeterli olmadığının belirtilmesi gerekmektedir.

2020 yılı salgın koşullarında sınavların yapıldığı bir yıl oldu. Haziran 2020 boyunca Türkiye LGS ve YKS’nin salgın koşullarında yapılıp yapılamayacağını tartıştı. Bu koşullarda dahi sınavların uygulanmış olması siyasi iktidarın önceliklerini göstermesi açısından oldukça önemliydi.

MEB 4 Ocak 2021 tarihinden itibaren okullarda yüz yüze sınav yapma kararı almıştı. Kamuoyunun ve Eğitim Sen şubelerinin yaygın ve kararlı mücadelesi sonucunda bu karar geri alındı. Ancak hala öğrencilerin notla değerlendirilmesi kararı devam ettiği için yaşanan eşitsizlikler ve mağduriyetler devam etmektedir.

Ayrıca öğrencilerimizin yüz yüze eğitimden uzak kaldığı her gün sadece akademik anlamda yoksunluk yaşamıyorlar. Ruhsal, duygusal fiziksel her anlamda yaşadıkları yoksunluklar ve  her geçen gün telafisi güç mağduriyetler  yaratıyor.


MEB'İN ÖNCELİĞİ ÖZEL OKULLAR

  1. 2020’de özel okulların durumu neydi?

2020 yılı MEB tarafından özel okulların salgın koşullarında korunduğu bir yıl oldu. MEB, öğrenci nakillerini dondurmak başta, aldığı kararlarla özel okulların bu dönemde zarar görmesine engel olmaya çalıştı. MEB’in önceliğinin kamu okulları değil de özel okullar olması 2020 yılının en belirgin yönlerinden biriydi.

2020 yılı, ağır ekonomik koşullara rağmen özel okullara devlet desteğinin devam ettiği, kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasının sürdüğü bir yıl oldu.

2020 yılı özel okulların çalışanlarını işten çıkardığı, kısa çalışma ödeneği ile çalışmaya zorladığı bir yıl oldu. Bu yıl özel okul çalışanları uzaktan eğitim döneminde çok daha uzun saatler ve ağır koşullarda çalışmak durumunda kaldı.

Özel okullar bu yıl MEB’in, sınavlar başta olmak üzere, aldığı çeşitli kararlarla sürekli gözetildi.

Özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan arkadaşlarımızın yaşadığı sorunlar devam etmektedir. Uzun süreler boyunca, düşük ücretle ve güvencesiz çalışmak durumunda kalan arkadaşlarımız ÖZRÖ-DER adlı bir dernek kurarak mücadelelerini sürdürüyorlar.
 

  1. OHAL döneminde ihraç edilen eğitim ve bilim emekçilerinin yaşadıkları hukuksuzluk ve mağduriyet ortadan kaldırıldı mı?

OHAL Komisyonu şekli olarak yapılan işleri inceleyen bir komisyon gibi görünse de aslında siyaseten oluşturulmuş ve siyasi iktidarın yönelimlerine göre karar vermektedir. Bu nedenle de bu komisyonun verdiği kararları hukuki kararlar olarak kabul etmek mümkün değildir. OHAL Komisyonunun KESK ve bağlı sendikaların üyelerinin başvurularını özellikle sonuçlandırmamasının özel bir tutumdan kaynaklandığını ifade etmek gerekmektedir. Sendikamız üyesi 1291 arkadaşımızın dosyası halen komisyonda beklemektedir. Geçen her gün arkadaşlarımızın yaşadığı mağduriyeti, haksızlığı ve hukuksuzluğu artırmaktadır. 2020 yılı bu anlamda kayıp bir yıl olmuştur. Komisyon bir an önce lağvedilmeli, arkadaşlarımız görevlerine iade edilmelidir."


 

Eğitim Sen açıklamasını yeni yıl dilekleriyle bitirdi: "Yeni yılda yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen, tüm dünyada ve ülkemizde sağlığın, emeğin, adaletin ve barışın ve kardeşliğin yılı olsun. Yeni yıl kutlu olsun..."

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

ONLİNE SİSTEMDE EĞİTİM YETERSİZ!
Koronavirüs salgını sebebiyle 2020 Mart ayından beri online sistem üzerinden eğitime devam eden üniversitelerden...

Haberi Oku