Emek-Sermaye:
SİYASET VE YOKSULLUK
 SİYASET VE YOKSULLUK

   Tüm ülkede siyaseten ve ekonomik olarak içinde bulunduğumuz kötü durumlar konuşulurken, unuttuğumuz bir şey var. Siyaseten başkanlığın, OHAL’in, Suriye meselesinin getirdiği belirsizlikler, ekonomik olarak kriz öngörülerinin artmasıyla birleşti. Tüm bu süreçte unuttuğumuz şey, gelir dağılımında ki adaletsizliğin artıyor olmasıydı. Bakalım, ne durumdaymışız.   

   Siyaset, “gelirin ve kaynakların yeniden dağıtıldığı bir mekanizma” olarak tanımlandığında, gelirin dağıtılma süreci, siyasi iradenin çıkarına hizmet eder. Gelirin kime, ne kadar verileceği siyasi iradenin ideolojik görüşüne bağlıdır. Tam da bu açıklamalardan sonra, mevcut iktisadi sistemde yaşanan yoksulluklara şaşırmak, çok da anlam ifade etmiyor. Sistem, fakirden al, zengine ver!

   Gini katsayısı, bir ülkede milli gelirin dağılımının eşit olup olmadığını ölçmeye yarayan bir katsayıdır. Katsayı 0 ile 1 arasında değerler alır ve yüksek değerler daha büyük eşitsizliğe tekabül eder.

Eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı yüzde 20’lik gruplar, 2014-2015

Yüzde 20’lik fert grupları                 2014                2015

Toplam                                              100,0            100,0

İlk yüzde 20 (En düşük)                          6,2                6,1

İkinci yüzde 20                                     10,9               10,7

Üçüncü yüzde 20                                   15,3               15,2

Dördüncü yüzde 20                                21,7               21,5

Son yüzde 20 (En yüksek)                      45,9                46,5

P80/P20 oranı                                      7,4                 7,6

Gini katsayısı                                        0,391              0,397

Kaynak: TÜİK, Gelir ve yaşam koşulları araştırması

P80/P20: Son yüzde 20/İlk yüzde 20

   Yukarıda ki tabloda Türkiye’nin 2014-2015 yıllarına göre gelir dağılımı seviyelerini görmekteyiz. TÜİK’in açıkladığı veriler ne kadar gerçeği yansıtır bilemem ama en azından trend olarak, gelir dağılımı bozukluğunun arttığını söyleyebiliriz. 2016 yılı verileri henüz açıklanmadığı için 2014-2015 verileri üzerinden gideceğim. Ancak, 2016 yılı verileri de yukarıda ki rakamlardan çok farklı olmayacaktır.

   Öncelikle 2014’ten 2015’e neler değiştiğini inceleyelim.  İlk %20 olarak adlandırılan grubun milli gelirden aldığı pay 2014 yılında %6.2 iken 2015’e gelindiğinde %6.1’e gerilemiştir. Yine, 2014’te milli gelirden aldığı pay %45.9 olan son yüzde %20 grubu, (milli gelirden aldığı pay en yüksek) 2015’e gelindiğinde ise, payını %46.5’e yükseltmiştir. Bu tabloda fark edilmesi gereken bir diğer nokta ise, son %20 grubu hariç, diğer bütün grupların milli gelirden aldığı pay azalmıştır. Yani, fakir daha da fakirleşirken, zengin daha da zenginleşmiştir.

   Türkiye’nin nüfusu 31 Aralık 2014 itibariyle, TÜİK tarafından 77 milyon 695 bin olarak açıklandı. 2015 yılında ise Türkiye nüfusu, yine TÜİK tarafından 78 milyon 741 bin olarak açıklanmıştı. Nüfusu %20’lik paylara böldüğümüzde, 2014 yılında 15 milyon 539 bin kişilik gruplar oluşmuş olur. Bu çerçevede, nüfusun %80’i (62 milyon 780 bin) milli gelirden, %54.1’lik pay alırken, kalan %20’si 45.9’una sahip olmuştur. Bu rakam 2015’e gelindiğinde ise, nüfusun son%20’si (15 milyon 748 bin) milli gelirin %46.5’ine sahip olurken, %80’i ise milli gelirin, 54.5’ine sahip olmuştur. Kısacası, milli gelirin büyük bir kısmı, nüfusun son %20’si içerisinde bölünmüştür. Bu rakamlar bizlere gelir dağılımındaki adaletsizliği göstermeye yetiyor.

   Yukarıda değindiklerim Türkiye’de yoksulluğun arttığını, vatandaşların git gide yoksullaştığını gösteriyor. Peki, vatandaşlar fakirleşirken kimler zenginleşiyor?

   Te tek şu zenginin şu kadar milyar doları var diye sıralamayacağım, kısaca şunu söyleyeyim, madenlerde adeta terör estiren Cengiz holding, her yeri inşaat yapan, talan eden Ağaoğlu… Zenginleşmeye devam ediyor.

   Tüm bu adaletsizliklere rağmen, bütçe görüşmelerinde patronlar tarafı asgari ücrete, 2017’de zam yapılmamasını öneriyor. Gerçi zam yapılsa bile, aylık 50 lirayı geçmeyecektir. Yine, bütçe görüşmelerine göre, emeklilere sadece %3 zam öneriliyor.

   Yani, gelirler arasında ki uçurum bu kadar artmışken, siyasiler bu durumu adeta görmezden geliyor. Hiçbir iyileşme belirtisi de gözükmüyor.

    Zenginler de belli, yoksullar da, demek siyasi iktidarın işine halkı yoksullaştırmak, zenginin servetine servet katmak yarıyormuş.  Neyse ki seçimlerde, 40-50 liralık makarna paketleri, birkaç torba kömür yardımı alıyoruz da, bu garip yoksulluğumuzu unutuyoruz.

    Sözü bitirmeden önce, Karl Marks’tan bir alıntı yapmak istiyorum. Karl Marks’ın meşhur serzenişi, “De te febula narratur” yani, “Anlatılan senin hikayendir” sözü aslında durumu anlatmaya yetiyor. Yukarıda anlattıklarım, bizim hikayemiz

 

   

                                                                                                   Burak Can Gümüşboğa

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ASGARİ ÜCRETAÇIKLANDI
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 2017 yılı asgari ücret rakamının bin 404 lira...

Haberi Oku