SİNBO DİRENİŞÇİLERİ İLE RÖPORTAJ:ÜCRETSİZ İZİN HAK GASPIDIR!

Haber:Ahin ASLAN

Sinbo işçilerinin uğradıkları baskı ve mobbinge karşı başlattıkları direnişin 210. günü geride kaldı.Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası’na (TOMİS) üye oldukları için işten çıkarılan işçilerden Dilbent Türker il TOMİS İstanbul Temsilcisi Onur Eyidoğan, direnişin ilk anından itibaren yaşadıklarını gazetemize anlattı.

Sinboişçilerinin uğradıkları baskı ve mobbinge karşı başlattıkları direniş 206. gününde devam ediyor. TOMİS’e üye oldukları için Kod-29 ile işten çıkarılan Sinbo işçileri, 31 Temmuz'da “Kod 29 Kaldırılsın" talebiyle Ankara’ya yürüyüş başlattı. İşçilerin başlattığı yürüyüşün 14’üncü gününde Ankara'nın Çankaya ilçesine bağlı Sakarya Caddesi’nde yapmak istedikleri basın açıklamasının polisler tarafından engellenmesi sonucu 14 işçi gözaltına alındı. İstanbul’dan Ankara’ya gelene kadar 11 günde 9 kez keyfi bir şekilde gözaltına alınan işçiler, Çalışma Bakanlığı’nda gerçekleştirdikleri görüşmede taleplerini iletti.

“TALEPLERİMİZİN KARŞILIĞINI ALMAK İSTİYORUZ”
Görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulunan TOMİS İstanbul İl Temsilcisi Onur Eyidoğan, “Görüşlerimizi ilettik. Yalnız bu taleplerimize bakanlıktan tabii ki olumlu bir yanıt da gelmedi. Daire Başkanı yaptığı konuşmada işçilerin yanında olduğunu, işçilerden yana tavır aldıklarını, her türlü yasayı işçiler için hayata geçirmeye çalıştıklarını söyledi. Ama pratikte, fabrikalarda yaşanan söylediklerinin tam tersi. Biz daha ne kadar zaman kaybedebiliriz? Bunu da söylüyor işte ‘ülkemizde ne yazık ki iş mahkemeleri 2 yıl 3 yıl 4 yıl 5 yıl sürebiliyor aslında.’ Biz bu arada yola çıkarken de söyledik. Haklı bir talebi haykırıyoruz, kimseden dilenmiyoruz, rica minnet de etmiyoruz. Taleplerimiz haklı ve karşılığını almak istiyoruz” diye konuştu.

SGK, KELİME OYUNU YAPARAK 29 RAKAMINI ÇIKARDI!
Kod-29 ile işten atılan Dilbent Türker ile TOMİS İstanbul Temsilcisi Onur Eyidoğan, direnişin ilk anından itibaren yaşadıklarını gazetemize anlattı.Sinbo fabrikasında 3 buçuk yıldır çalıştığını ifade eden Dilbent Türker şunları söyledi:

“Pandemi döneminde Kod-29 patronlar tarafından haksız ve hukuksuz bir şekilde kullanılıyor. Aynı zamanda hiçbir şekilde denetimi yapılmıyor. Patronun, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı çalıştığını kanıtlaması gerekirken, Kod-29’a maruz kalan işçi kanıtlamak zorunda bırakılıyor. Bizde Kod-29’un kaldırılması için yeniden direnişe geçtik. O süreçte de çok iyi bir kamuoyu oluşturmuştuk. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) bir kelime oyunu yaparak Kod-29’dan 29 rakamını çıkardı. Altındaki suçlamalara ayrı kodlar getirildi,sanki bizim 29 rakamı ile bir sorunumuz varmış gibi. Hiçbir şekilde mağduriyetler giderilmedi. Sadece Kod-29’a karşı mücadelemizi baltalamaya çalıştı.”



“2 İŞÇİ ARKADAŞIMIZI KAYBETTİK”
“Sinbo fabrikası, çalışma koşullarının ağır olduğu, iş cinayetlerinin yoğun olduğu bir yer.Ben 3 buçuk yıldır işçi olarak çalışıyordum. Bu süreçte 2 işçi arkadaşımızı iş cinayeti nedeniyle kaybettik. Sonrasında bizde sendikalaşmaya başladık. Ardından pandemi sürecinin başlaması ile içerdeki üretim daha da artmış oldu. Dolayısı ile baskılarda arttı. Bizde sendikal faaliyetlerimizi hızlandırdık. Pandemi sürecinde sadece sendika üyesi olan 6 kişi ücretsiz izne çıkarıldık. Hiçbir koşul oluşmamıştı.  600 işçi içinde sadece 6 kişi çıkarıldık. Bizden sonra 100 işçi alımı gerçekleşti. Bizde ücretsiz izni kabul etmedik. 2020 yılının Eylül ayında 2 aylık bir ücretsiz izne çıkartıldık. Bizde ilk aydan itibaren hukuki süreç başlattık. Sonrasında ücretsiz izni uzatmak için evimize sürekli tebligat gönderildi. Yani dışarıda da istifa etmemiz için sürekli bir mobing uygulandı. Ücretsiz iznimiz devam ettirildi. Bizde fabrikanın karşısında bir direniş çadırı kurarak ‘ücretsiz iznin’ bir hak gaspı olduğunu ifade ettik.”



FABRİKALARDA DENETİM YAPILMIYOR
“Daha sonra direnişimiz büyüdü, kamuoyu oluştu. Direnişin 31. gününde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müdahale etti. Bakanlık, direnişimizi haklı buldu ve patronun anayasal haklarımızı engellediği, sendikal faaliyetleri engellediği ve ücretsiz izni kötüye kullandığını tespit ederek tekrardan işe başlamamız sağlandı.İşe başladıktan sonra tekrar mobinge maruz kaldık. Bölümlerimiz değiştirildi. Diğer işçilerden uzak çalıştırılmaya başladık. Üzerimizde tehdit ve hakaretlerden dolayı bir şikayet dilekçesi oluşturduk ve yönetime verdik. Sonrasında şikayet dilekçesi karşı tarafın bizden şikayetçi olduğu bir dilekçeye çevrildi.Yalan belge ve yalancı şahitlik yapılarak Kod-29 ile işten atıldım. Pandemi döneminde 200 bine yakın işçi, emekçi Kod-29 ile işten çıkarılmaya maruz kaldı. Pandemi döneminde Kod-29 patronlar tarafından haksız ve hukuksuz bir şekilde kullanılıyor. Aynı zamanda hiçbir şekilde denetimi yapılmıyor. Patronun, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı çalıştığını kanıtlaması gerekirken, Kod-29’a maruz kalan işçi kanıtlamak zorunda bırakılıyor. Bizde Kod-29’un kaldırılması için yeniden direnişe geçtik.”



PANDEMİDE SİNBO PATRONU SERMAYESİNİ İKİYE KATLADI!
“O süreçte de çok iyi bir kamuoyu oluşturmuştuk. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) bir kelime oyunu yaparak Kod-29’dan 29 rakamını çıkardı. Altındaki suçlamalara ayrı kodlar getirildi anki bizim 29 rakamı ile bir sorunumuz varmış gibi. Hiçbir şekilde mağduriyetler giderilmedi. Sadece Kod-29’a karşı mücadelemizi baltalamaya çalıştı.Bizler sendikamız Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS) ile birlikte yaklaşık 7 aydır Sinbo fabrikasının karşısında Kod-29’a karşı, sendikal faaliyetlerimizin engellenmesine karşı bir direniş sergiledik. Bu süreçte ilgili kuruluşlara da gerekli şikayetlerde bulunduk ama hiçbir sonuç alamadık. Her kurum mahkeme yolu açık diyor. Ancak bu ülkede mahkemeler yıllar sürüyor ve Kod-29 il işçilik sicilimiz de bozulduğu için neredeyse 5 sene boyunca iş bulamıyoruz. Kamuda KHK varsa özel sektörde de Kod-29 var. Buradaki amaç açık ve net: Pandemi sürecinde üretim arttı, Sinbo patronu da sermayesini ikiye katladı.”

“KEYFİ VE HUKUKSUZ KARARLARLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”
“Kod-29 bakanlık tarafından işten çıkarma yasağı varken, patronların bunu kullanmasına teşvik edildi. Başvurduğumuz yerlerden hiçbir sonuç alamayınca Ankara’ya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yürümeye karar verdik. Yaklaşık 12 günlük bir planlama çıkarmıştık. Amacımız, belirli sanayi havzalarından, fabrikalardan ve şehir merkezlerinden geçerek hem işçi, emekçilere sesimizi taşımak hem de Çalışma Bakanlığı’nın kusurunu görebilmesini sağlamak. Ancak bu ülkede kamuoyu oluşmadan hiçbir şey dikkate alınmıyor. Direnişimizin 188. gününde Ankara’ya yürümeye başladık. Başladığımız andan itibaren önümüz kesildi. Kaymakamlıkların keyfi ve hukuksuzca çıkarmış oldukları yasaklarla karşı karşıya kaldık. Yürüyüşe başladığımız her güzergahta gözaltına alındık. Tutuklayacakları herhangi bir şey olmadığı için akşam serbest bırakılıyoruz. Her bölgenin varış noktasında bir açıklama gerçekleştirme planı yaptık. Gözaltıdan sonra bu açıklamaları gerçekleştirdik.”



“ŞİKAYETLERİMİZDEN BİR SONUÇ ELDE EDEMEDİK”
“Yerellerden işçi, emekçilerden çeşitli kurum, partiler ilerici devrimci örgütler açıklamalarımıza katıldılar. Yanımızda olup dayanışma gösterdiler. Onun dışında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan milletvekilleri aracılığı ile bir randevu oluşturmaya çalıştık. Bu talebimize yanıt gelmedi. Yanıt gelmiş olsaydı kaldığımız yerden otobüsle gidecektik. Gözaltılara rağmen yürüyüşü devam ettirme kararı aldık. 7 aydır zaten bir direnişimiz var. Bu süreçte ilgili kurum ve kuruluşlar bize gözünü ve kulağını kapattı. Bizler daha çok bu güzergahta en azından Kod-29’a maruz kalmış işçi ve emekçileri mücadeleye katma çağrısı yapmak için yürüdük. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, bizim bakanımız değil. Pandemi sürecinde bunu açık ve net bir şekilde gördük. Patronlara keza Sinbo patronuna da yeni teşvikler, hibeler verildi. Ancak işçi ve emekçiler yasaklara ve pandemiye rağmen ölümle burun buruna çalıştırıldı. Şikayetlerimizden bir sonuç elde edemedik, denetim yapılmadı.”



AMAÇ, FABRİKALARDA SES ÇIKARAN İŞÇİYİ EZMEK!
“Bizim zorlamamızla Sağlık Bakanlığı’ndan Sinbo fabrikasını denetilemeye geldiler. Ancak Sinbo patronu sadece o gün için bütün önlemlerini aldı. Örneğin 700 kişiye yakın işçi çalışıyor, o güne kadar bir paspas atılmamış ama denetim olacağı için tüm önlemler alındı. Denetim bittikten sonra yine aynı şekilde sosyal mesafe kuralı olmaksızın, işçiler hasta olmasına rağmen izin verilmeksizin, koronavirüs testi pozitif çıkan bir işçinin temaslı olduğu yanındaki işçiyi eve göndermiyor. Bizler talep ve isteklerimizde haklıyız. İşçi ve emekçilere dönük çok büyük bir hukuksuzluk ve ciddi hak kayıplar söz konusu. Bizler Sinbo fabrikasında bir takım iyileştirmeler isterken mevcut haklarımızı da kaybettik. Sadece Sinbo üzerinden değil, PTT işçilerinin ve Migros işçilerinin de direnişi vardı. Aynı şekilde onlarda sendika kurdukları için, sendikalaştığı için haksızlıklara maruz kaldılar. Burada açıkça yapılmak istenen: Fabrikalarda, üretim alanlarında ses çıkaran işçiyi ezmek.”

KIDEM TAZMİNATI,BU TÜR UYGULAMALARLA KALDIRILIYOR
“Akabinde iş yerlerinde toplama kampına çevirmek gibi hedefleri var. Biz işçi ve emekçilere sessiz kaldıkça veya mücadele etmedikçe mevcut haklarımızın da ellerimizden alındığını göstermek istedik.Benden sonra da Sinbo’da sendikalı olmadığı halde işten çıkarılan işçiler oldu. Onları mücadeleye katmaya çalıştık ancak Türkiye’de işçi ve emekçiler çok fazla bilinçli olmadığı için haksızlık ve hukuksuzluk karşısında çekip gitmeyi tercih ediyorlar. Kod-29’a maruz kaldığı için dava açma yoluna gidebilir, ama dava için mahkeme en az 2 şahit istiyor ve yıllarca sürüyor mahkeme. İşçi ve emekçilerde bunu tercih etmiyor. Akabinde işçilik sicili de bozulduğu için ömür boyu sigortasız ve güvencesiz çalışmaya hayatına itilmiş oluyorlar.Kod-29 ile kıdem tazminatı elimizden alınmış oldu. Fiilen hayata geçiremedikleri kıdem tazminatının kaldırılmasını bu tür uygulamalarla hayata geçirmiş oluyorlar.”



İŞTEN ÇIKARMA YASAĞI REKLAM YÜZÜYDÜ
Gasp edilmiş hakları tekrar kazanmak için mücadele ettiklerini aktaran TOMİS İstanbul Temsilcisi Onur Eyidoğan ise şu şekilde konuştu:

“Mücadele etmedikçe elimizdeki haklarımızı da kaybediyoruz. 1980 dönemine kadar kazandığımız tüm haklar, verdiğimiz mücadelenin sonucuydu. Hep bir öncekinin daha ilerisinde bir hak kazanılmıştı. Ancak darbenin ardından Türkiye İşveren SendikalarıKonfederasyonu (TİSK) Başkanı, ‘Bugüne kadar işçiler güldü, bugünden sonra gülme sırası bizde’ demişti. Tamda o dönemden bugüne geçen 40 yılda biz hep kaybettiğimiz haklar için mücadele etmek zorunda bırakıldık. Gasp edilmiş haklarımızı tekrar almak için mücadele veriyoruz. Ücretsiz izin saldırısını Sinbo’da püskürtmüştük. 4 milyon işçi ücretsiz izne çıkarılmış. 6 işçi ile bu başarıldı. Buna kazanım diyoruz. Nisan 2020’den Haziran 2021’e kadar işten çıkarma yasağı diye bir yasa çıkarıldı. Bu reklam yüzüydü. İşten çıkarmaları yasaklıyoruz denildi. AKP- MHP iktidarının bu yasadaki asıl maddeyi gizlemek için kullandığı bir propagandaydı. Yasanın perde arkasında ücretsiz izinde işçinin onayını kaldırmak vardı.”

4 MİLYON İŞÇİ ÜCRETSİZ İZNE ÇIKARILDI!
“Ücretsiz izin yıllardır vardı. Örneğin hamile olan bir kadın doğum iznine ayrıldığı zaman ücretli izne ek olarak isteğine göre ücretsiz izin alabiliyordu, ya da askere gidecek olan bir işçi yol süresine ek olarak ücretsiz izin talep edip alabiliyordu. İşçinin isteği ve onayı ile bu yapılabiliyordu. Ancak 7244 sayılı yasa ile işçilerin onayı kaldırıldı. Patron istediği kadar işçiyi istediği kadar süre ile ücretsiz izne gönderebilir. Sinbo’da yaşanan da tam olarak buydu. Sendikalı olan 6 işçi işten çıkarıldı. Gerekçeleri de şuydu: Pandeminin sosyal ve ekonomik hayata etkilerini azaltmak için ücretsiz izne çıkarıyoruz. Fabrika önünden ücretsiz izne karşı başlattığımız direnişe kadar 1 ay boyunca hep şunu söyledik: “ Ücretsiz izin hak değil, hak gaspıdır.İşçilere, emekçilere bunun çağrısını yaptık. Bildiri dağıtımı yaptık, sanayi havzalarının giriş ve çıkışlarında seslendik. Sendikamızın çalışmasının olduğu yerlerde ve olmadığı yerlerde emek dostları bu çağrıyı yaptı. Bu yukarıyı rahatsız etti.”



BAKANLIK VE MAHKEMELER HERŞEYİN FARKINDA
“4 milyon işçi ücretsiz izne çıkarılmış, bir grup çıkmış o saldırıya karşı çıkıyor. Dolayısı ile eğer bu direniş yayılırsa çok büyük bir tehlike olacak diye düşündüler. Çünkü pandemi sürecini atlatabilecekleri bir yasa olarak düşündüler bunu. Sinbo küçük ev aletleri üretiyor. Pandemide evde kaldığımız süre boyunca üretim ve tüketim fazlasıyla arttı. Mevcut işçinin ürettiğinin yaklaşık 3 katı üretilirken ücretsiz izin saldırısına maruz kaldık. Direniş çadırımıza gelen müfettişlerden biri, ‘Çok gündem oldu, artık sürekli bizimde karşımıza geliyor. Çözün şurayı, bunun üzerine geldik’ dedi. Diğer kişi bunu söyleyen müfettişi susturdu ve fabrikaya geçtiler. Bu şekilde direnişimizin ilk başarısını elde ettik. Henüz duruşma görülmeden işçiler, işe geri alındı. Aslında milyonlarca işçinin direnişi sahiplenmesini engellemek amacıyla hemen müdahale ettiler.Kod-29 ile işten atılan işçilerin yüz kızartıcı bir suç işlemediğini bakanlık ve mahkemeler çok iyi biliyor.”

“KİME VE NEYE GÖRE AHLAK?”
“Bu süreçte Bakanlık çok sıkıştı ve 177 bin işçinin Kod-29 ile işten çıkarıldığını açıkladı. Yani her yıl 200 bine yakın işçi ahlaksızlık suçlamasıyla işten çıkarılıyor. Aslında 10-15 yılda Türkiye’deki tüm işçi sınıfı ahlaksız. 177 bin işçinin pandemi sürecinde ahlaksızlık yapması mümkün mü? Rakamlar buna çıkıyor. Ekmekçioğlu fabrikasında madde 25/2’den bir gecede 90 işçi atılıyor. Bir fabrikada aynı anda 90 işçi yüz kızartıcı suç işleyebilir mi?Kime, neye göre ahlak? Fabrikalarda gerçekten ahlaksızlık yapmış, yüz kızartıcı suç işlemiş işçilere bu madde kullanılmıyor. Ama hakkını aradığın yerde, emeğini istediğin yerde hemen Kod-29’u kullanıyorlar.7 aydır fabrika önünde direnişimiz var ama henüz mahkeme görülmüş değil. İlk mahkemeden sonra bir sonraki duruşma aylar sonra olacak. Yaklaşık 15 günlük bir program düşündük. İllerde, ilçelerde, sanayi havzalarında basın açıklamaları yaparak günde 15-20 kilometre yürüyerek ilerleyecektik. Yürüyüşün başladığı ilk gün onlarca polis önümüze yığıldı.”



ASIL DERT HAKKINI ARAYAN KİŞİLERE KEYFİ BİR ŞEKİLDE SALDIRMAK!
“Sabahında Avcılar Kaymakamlığı’nda bir karar çıkartarak can ve mal güvenliğimizi sağlayamayacaklarını belirten bir karar almışlar. Ama birebir konuşmalarda, “Bugün size müsaade edersek yarın herkes yürüyecek.” Bunu bildikleri için yasakladılar. Yürüyüşümüzü engelleme kararları keyfi. Mesela Sefaköy’de , ‘Siz bu işi biliyorsunuz, bu tarz yasaklar siyasileri ve hükümeti eleştirenlere getirilir’ diyerek tarif ediyorlar. Önlem adına bizi defalarca gözaltına aldılar. Ankara yürüyüşünde yapılan saldırıyla ilk defa karşılaşmıyoruz. Sürecin başından beri pandemi, can güvenliği, mal güvenliği diyerek engellemeye çalışıyorlar. Aslında asıl dert hükümeti eleştirenler, hakkını arayanlar, insanca yaşamak ve çalışmak isteyen tüm toplumun tüm kesimlerini keyfi bir şekilde saldırmak.”

“MÜCADELE ETMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”
“Her noktada engellendik ama engellemelere rağmen geri durmadık, devam ettik. Çünkü haklı olan biziz ve kaybedecek bir şeyimiz de yok. Yürüyüşümüzün 10. gününde kararlılıkla Bolu’ya ulaşabildik. Bolu’da bizleri yalnız bırakmayan Makine Mühendisleri Odası’na, Halkların Demokratik Partisi’ne, SOL Parti’ye, Emek Partisi’ne, Tüm Emekliler Sendikası’na, Medya14 Gazetesi’ne ve tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu yürüyüş, iş cinayetlerine karşı bir yürüyüştü. Bakanlık bun maddelerin ne için kullanıldığını çok iyi biliyor. Bizde onların bize bilinçli olarak yönelttikleri saldırılara karşı başta bu saldırının doğrudan muhatabı olan ve yarında muhatabı olmayacağının garantisi işçilere bu çağrıyı yapıyoruz. Bu yürüyüş hepimiz için. Başta Kod-29 ile işten çıkarılan 200 bin işçi olmak üzere dahası yarın Kod-29 ile işten çıkarılma ihtimali olan işçilerin yürüyüşüydü. Cezalarda bizi mücadelemizden alıkoyamayacak. Bizim gücümüz ve haklılığımız şuradan geliyor: Biz üretiyoruz, pandemide ölümle burun buruna çalışan bizdik. Kimimiz yakalandık atlattık, kimimiz atlatamadık. Buna rağmen hep ürettik. Karşılığında sadece ölüm, katliamlar yada işsizlik. Taleplerimiz karşılanana kadar mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz!

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

DÜZCE'DE İŞ CİNAYETİ!
Düzce'de, teslimat için binaya giren kargo görevlisi Ümit Ceylan (35), kabini görmeden adım atınca...

Haberi Oku