12 EYLÜL de 'ÇOCUK”  muyduk?...
“Biz darbenin mağduru değil muhatabıyız!..” Oğuzhan Müftüoğlu’nun  veciz bir ifadesi…Bir parça eksik ancak… Kuşkusuz Müftüoğlu biz derken bir siyasi hareketi  kastediyordu.Ancak  bu genele yansıtılarak  şöyle söylense  mükemmel olacaktı: “Biz ve bizden sonraki kuşaklar darbenin mağdurları değil muhataplarıdır”…
Peki  kimler bu sonraki kuşaklar…Evet “On”lu yaşlarının başlarında bıyıkları henüz terlemeye başlamış bizler.12 Eylül’e gelindiğinde Türkiyedeki  politizasyonun derecesini  anlatmaya katkı olacağı için yazmayı düşündüm.Bu kuşak yaşları gereği  o yıllardaki devrimci  mücadelenin  çeperinde kalmış ancak ideolojik teorik temellerinden  hatırı sayılır biçimde yararlanmış kendini o yaşlarda bir yerlere koymuş ve çoğu da şimdilerde aynı yerde bulunan bizler.
“12 Eylül olduğunda  on dört yaşın dikenine saplanmış bir öğretmen çocuğu… Olsa olsa ne olur? Bilinci nedir? Algılama düzeyi nedir?Deneyimi nedir? Kendini devrimci olarak ifade ediyor…Her yeri devrimci olsa ne yazar?Babasından tokadı yedi mi bızıldaya bızıldaya evin yolunu tutup anacığının arkasına sığınır.Cinsel tabular ve pederşahi aile arasına sıkışmış yenile ergen olma yolunda.Pantolonunu çekmekten aciz  ‘devrimciyim’ diyor… Gülerler adama…”
 Kuşkusuz bu ifadeler büyük bir çoğunluk tarafından doğru olarak kabul edilebilir.Çoğu insana  makul gelebilir.Ancak  o günün Türkiyesi’nde durum biraz farklı idi.Bizim Ortaokul yıllarımızda liseleri bırakın Orta okullarda 30 Mart boykotları yaşandı.Orta okulda gözaltına alınan arkadaşlarımız oldu.Çift dikiştiler alınanlar…Ya da geç başlamışlardı  belki normalde lisede olacaklardı ama karakola  gittiklerinde Yenimahalle Yunus Emre Ortaokulu  öğrencisi olarak kayıtlara geçtiler.
Size abartılı gelmesin orta okul yıllarımızda sokak futbolu, misket ve çağla ağaçlarına dalmanın yanısıra kitaplar vardı.Erol Toy’un  “ Bal Tutanlar”ı, Aziz Nesin’in serisi,Fakir Baykurt’un “Sakarca”sı,Bekir Yıldız’ın “Reşo Ağa”’sı  “ Kaçakçı Şahan”’ı , Yaşar Kemalin “ İnce memed”i “Demirciler Çarşısı cinayeti”,Orhan Kemal’in “Murtaza”sı değiş tokuş  edilen  kitapların başında gelenlerdi.Bu arada Tommiks- Teksas okumadık mı elbette okuduk.Zira bir tarafımız halen çocuktu.Bi cümle hareketin gazete ve dergileri  inanın elden ele dolaşırdı.Sömürge tipi faşizm, öncü savaşı, suni denge,sürekli milli buhran, güdük burjuva demokrasisi,Filipin tipi demokrasi,oligarşik dikta,açık faşizm,örtülü faşizm,milli demokratik devrim, öncü savaşı gibi terim ve kavramlarla on üç on dört yaşlarımızda tanıştık.Kimilerimiz İşi ileriye götürüp sol yayınlara daldık…Dahası da var…Dahası da….
Şimdi “yahu amma attın on üç on dört  yaşındaki adamlardan bahsettiğini unuttun  herhalde” diyen okurlar çıkacaktır.Erdal Eren’i  iyi bilirsiniz...On yedisinde asılan Eren sizce  üç ayda hızlandırılmış kurslarla mı  darağacına gidecek politik bilince ulaştı.Ailesine yazdığı son mektubunu bir kez daha okumanızı öneririm.Bir de Mahir’in yirmili yaşlarının başında yazdığı yazılarını…

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

İTHAL ET
LEVENT KIRCA

Haberi Oku