49.5 AZ BİLE

1 Kasım seçimlerini geride bıraktık. Seçimin üzerinden bir hafta geçti ve seçime dair tartışmalar sürüyor. AKP'nin 7 Haziran'dan sonra tekrar tek başına iktidar olacak biçimde oy alması ve oylarını %9 artırması, MHP'nin erimesi de diyebileceğimiz bir oy kaybı yaşaması, HDP'nin yaklaşık %3 oy kaybetmesi ve CHP'nin yerinde sayması farklı farklı yorumlanıyor, tartışılıyor. Önümüzde ki süreçte tartışmaların bir dönem daha devam edeceğini gösteriyor.

                Kaybedilen iktidar beş ayda açıkça söylemek gerekiyor ki zorla alındı. 7 Haziran'ın ertesinde buzdolabına kalkan çözüm süreci ve ülkeyi saran ölüm ve cenaze haberlerinin tek nedeni AKP'nin tek başına iktidar olamamasıydı. Bu durumu AKP'nin önde gelenleri de pek çok kez söyledi. İstikrar ya da kaos dedik halkımız kaosu seçti diyerek adeta itiraf ettiler. Kontra güçlerin örgütlediği 6-7-8 Eylül tarihlerinde tavan yapan Kürt yurttaşlara,HDP bürolarına, Kürt esnaflara, demokrasi çevrelerine yapılan saldırılarla halka iç savaşa gidiyoruz mesajı verildi. Suruç ve Ankara katliamı korku ve kaos planlarının en korkunç ve en alçakçasıydı. Yüzlerce insanımız canlı bombalara kurban edildi.

                Evet bu sis ve dumandan, bu kaos ortamından kurtulmanın tek yolu vardı AKP'yi tek başına iktidar yapacak oylar. AKP halka durmadan bunu propaganda etti. Siz bizi tek başına iktidar yapmadınız bakın ülke ne hale geldi mesajı çok güçlü bir şekilde verildi.  AKP ülkede yaşanan katliamların sorumluluğunu üstüne almadığı gibi  kara propagandanın da dibine vurdu. Ankara katliamında kokteyl terör örgütleri keşfettiler. AKP kurmayları ve kalemşörleri Goebbels'e bu konuda rahmet okuttular. Bu kara propagandanın ne kadar etkili olduğunu da 1 Kasım'da gördük.

                Medyada artan oyda önemli bir yere sahip. "Merkez" medya ve havuz medyası bu kaos ve istikrar havasını oya gibi işledi. Neredeyse muhalefet partilerine tamamen kapılarını kapattı. Muhalefet partilerinin ne dediğine bakmadan hedef tahtasına koydu. Keza TRT bu işin suyunu çıkartarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'na ayırdığı toplam süre tüm partilere ayırdığı sürenin neredeyse iki katıydı. 

                Muhalefet partilerinin alan çalışması yapması da fiili olarak engellendi dersek abartı yapmış olmayız. Bolu'ya bile baksak bunu rahatça görebiliriz. CHP'nin eski seçim dönemlerine göre alan ve sokak çalışması çok cılız kaldı. MHP'nin İzzet Baysal Caddesinde açtığı seçim standı dışında başka bir faaliyetini göremedik. HDP'nin bu koşullarda sokak çalışması yapması daha zordu ve batı illerinde büyük kentleri saymazsak HDP bir bildiri bile dağıtmadan seçime girmiş oldu. Burjuva parlementer "demokrasi" seçime giren partilere eşit bir çalışma imkanı bile sunamıyor. Ülkenin iki büyük muhalefet partisi miting bile yapmadan seçime giriyor ve meydan AKP'ye kalıyor.

                AKP'nin milliyetçi oylara talip olması ve giderek arttırdığı şovenist söylemlerin meyvesini aldığını da belirtmek lazım. MHP'nin yıllardır iyi oylar aldığı seçim çevrelerinde bile AKP MHP'yi sollamayı başardı. Hüda-Par'ın seçimlerden AKP lehine çekilmesi de bölgede AKP'nin oylarını artırdığı bir başka etken olarak görmek lazım. Saadet Partisinden de AKP'ye 1.4 civarında bir oy kayışı olduğunu da belirtmek gerekiyor.

                Tüm iktidar gücünü, devletin her türlü imkanını, Cumhurbaşkanını, "merkez" ve yandaş medyayı (ki bu gazete ve tvlerin Türkiye'de hatırı sayılır bir okuyucu ve izleyici kitlesi olduğunu bilelim) arkana alarak 49.5 oy almak herhalde çok büyük bir başarı olmasa gerek.

 UMUT BİTTİ Mİ?

        Seçimlerden emek, barış ve demokrasi güçlerininde çıkartacağı sonuçlar olacaktır. Bunun en başında AKP'ye oy veren AKP'nin politikalarından etkilenen işçi ve emekçilere gerçeği gösterebilmek, onlarla temas kurabilmek için daha çok çaba sarf etmek olacaktır. Örneğin Bolu'da Sağlık ve Kültür Mahallerinde çıkan sonuçlara bakarsak AKP'nin silme götürdüğü yerler olarak karşımıza çıkıyor.  Her iki mahallede işçi ve emekçilerin yoğun yaşadığı özellikle de Arçelik, Beypiliç, Gezer... gibi büyük fabrikalarda çalışan işçilerin ikamet ettiği yerler. Peki bu mahallelere kaç gez gidildi, bir iki küçük çaba dışında bu mahallelere dönük AKP dışında hangi parti ne çalışma yaptı. Malesef böyle bir çalışma yapılamadı.

                Geç kaldık diye düşünmemek lazım emek ve demokrasi mücadelesi salt seçimleri baz almaz. Bolu'da bu işe kafa yoranlar bu işçilerle nasıl buluşuruz, derdimizi nasıl anlatırız, hangi araçları nasıl verimli kullanırız diye şimdiden düşünmesi gerek.

                Seçimlerle umudunu kaybedenler varsa ya bu yolu bilmiyorlar ya da bu yola hiç çıkmamışlardır.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

DİSK,HAYAT PAHALILIĞINA KARŞI SOKAĞA ÇIKIYOR
DİSK, 24 Kasım'da hayat pahalılığına karşı iş yerlerinde bildiri okunacağını, 25 Kasım'da...

Haberi Oku