64. Hükümet Felaket Hükümeti mi?

64. Hükümetimiz görevi Cumhurbaşkanından aldı. 14 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı bir dört yıl daha tek başına (olağanüstü gelişmeler olmazsa) iktidarını sürdürecek. Yeni kurulan hükümetin söz de bile olsa işçilere, kamu emekçilerine ve emeklilere tek bir vaadi yok. Öte yandan işçilerin ve emekçilerin hayati talepleri var.  Sosyal güvenlik sisteminin iyileştirilmesi, sendikalaşma ve grev özgürlüğü, taşeron sisteminin ortadan kalkması, iş sağlığı ve iş güvenliğinin gerçek anlamda sağlanması gibi sayısını daha da artırabileceğimiz talepleri var.

                Kadına yönelik şiddet, taciz, tacavüz ve kadınların hunharca katledildiği ve sıradanlaştığı bir dönemdeyiz. Kadınların katledilmediği bir gün yok. AKP İktidarında kadın cinayetlerinin yüzde bin 400 gibi korkunç bir artış olduğunu biliyoruz. Yani ortalama günde beş kadın erkekler tarafından katlediliyor. Kadınlarda bu duruma karşı mücadele veriyor taleplerini dile getiriyor. En son 25 Kasım'da Türkiye'nin dört bir yanında kadınlar alandaydı.

                Alevi yurttaşlarda dindar ve kindar nesiller isteyenlere karşı inanç özgürlüğü, gerçek bir laisizm, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması, gibi bir yığın sorun ve taleple mücadele ediyor. Alevi halkımızın yaşadığı katliamlar, baskılar, zorbalıklar hafızamızda. Sivas, Maraş ve Çorum katliamların izleri hala sürüyor. Aleviler hedef tahtasına konuyor. Başta IŞİD Alevi yurttaşlara yönelik tehditlerini arttırıyor.

                Kürt sorunun demokratik ve halkçı çözümü için mücadeleler sürüyor. Barış isteyenlere karşı girişilen imha politikalarına rağmen barış iradesi halen güçlü ve iki halkın birlikte yaşayabileceği demokratik bir Türkiye davası en acil talep olarak karşımıza çıkıyor. AKP hükümetinin savaş politikalarında ısrar etme eğilimi ve tehditleri devam ediyor.

                Üniversiteli ve liseli gençliğin parasız, bilimsel, nitelikli eğitim talebi hala güncel ve gençliğin ileri unsurları eğitimde ki piyasacılığa, eğitimin gericileştirilmesine karşı çıkıyor. Gençler kollarda, kulüplerde, topluluklarda bir araya geliyor sorunların çözümü için yapılabileceklerini tartışıyor. Gençlik artık işsizlikle tehdit edilmek istenmiyor. Yeni arayışlar yeni mücadele biçimleri deniyor. Sıkıştırıldığı cendereden çıkmak için uğraşıyor.

                Halkın haber alma özgürlüğü kısıtlanıyor. Tüm Türkiye'yi sarsan Suruç ve Ankara katliamlarına dair yayın yasaği getiriliyor. Gerçekleri gizlemek için her türlü adımlar atılıyor. Bir elin parmağını geçmeyen yazılı ve görsel medya dışında diğer yayın kuruluşları üç maymunu oynuyor. Gazetecilerin üzerinde ki baskı kat ve kat artıyor. Gazeteciler gazetecilik faaliyetlerinden ötürü işlerinden atılıyor, tutuklanıyor, öldürülüyor, haklarında davalar açılıyor. Düşünce ve ifade özgürlüğünü engellemek isteyenlere karşı halkın haber alma özgürlüğünü, basın özgürlüğünü savunların mücadelesi de devam ediyor.

                Evet Türkiye'nin kronikleşmiş sorunları var. İşçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin, kadınların, Alevilerin, Kürtlerin, gazetecilerin, Türkiye'de yaşayan azınlıkların, mültecilerin yani toplumun her kesimin sorunları, talepleri ve mücadeleleri var. Bu sorunların çözümünü de AKP'den beklemek ahmaklık olur. Çünkü 14 yıllık AKP iktidarı bu sorunları çözmek yerine daha da derinleştirmiş, yaşanan acıları arttırmış ve toplumu kutuplaştırmak için hamleler yapmıştır.

                                               BİR HAFTADA ÜÇ VAHİM OLAY

                AKP'nin kurdurduğu 64. hükümette aynı çizgide ısrar ediyor. Bir haftalık pratiğine baktığımızda bile Türkiye'nin vahim tablosunu görürüz. İlk olarak Rus uçağının sınır ihlali yaptığı gerekçesi ile düşürülmesi. Rus ve Türk egemenlerinin karşılıklı söz düelloları da gösteriyor ki Ortadoğu'da ki gelişmeler bizi artık daha yakından (daha ne kadar yakın) etkileycek. Karşılıklı savaş tamtamları çalınıyor ve emperyalist devletler gittikçe sert bir şekilde kutuplaşıyor. Ciddi savaş alametleri gözüküyor. Türkiye hükümeti de bu durumu kaşıyor ve gerilimi tırmandırıyor.

                Diğer bir olayda Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül'ün tutuklanması. En açık şekilde belirtelim iki gazeteci sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklandılar. Ajanlıkla suçlanmaları, "gizli" d belgeleri yayınlamaları boş laftır. Önümüzdeki süreçte basın özgürlüğü ile ilgili daha da büyük sıkıntılar yaşayacağımızında alametidir.

                En son Diyarbakır barosu başkanı Tahir Elçi'nin güpegündüz sokak ortasında kurşunlanarak katledilmesidir. Bu olay iki halkın bir arada yaşama duygusunu da bir kez daha zedelemiştir.

                Bu üç olayda "yeni" AKP'nin bir haftalık pratiğidir. Evet AKP tek başına iktidardır. AKP’nin pek çok sorun ve çelişki ile iktidara geldiğini de görmemiz gerekir. Kötüleşen yaşam ve çalışma koşulları, Ortadoğu’da bataklığa gömülen bir politika, geleceksizlik, kadınlara dönük şiddetin katlanarak artması gibi oldukça uzun bir dizi sorun da AKP ile birlikte iktidar koltuğunda.

                Bu sistemde mağdur olan, bu zulüm ve talan düzeni dursun diyen ne kadar kesim varsa birlikte mücadele edebileceği ittifaklar, platformlar, cephe örgütlenmeleri sanırım Türkiye emek ve demokrasi güçlerinin önündeki en önemli görev.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

BAKANLIKTAN TAKSİ GENELGESİ
İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine taksilerle ilgili genelge gönderdi. Genelgeye göre denetimler artırılacak.

Haberi Oku