AKP ile PKK ELELE, İKİ KUKLA DEVLETE

AKP, 7 Haziran seçimleri sonrası için iki hayali plan hazırlamış olabilir. Birincisi; HDP barajı geçemezse tek başına iktidar olup, PKK’nın plan dışında tutulduğu, Kürtlerle birlikte geniş topraklara sahip BOP’un Yeni Osmanlı(?!) İslam Devleti bağlamında 2023 hedefini gerçekleştirmede emin adımlarla ilerlemek. İkincisi; HDP barajı geçerse, PKK’ya istediğini verip, paçayı kurtarma hayali ile minik Anadolu(?!) İslam Devletçiğinin oluşması için iç savaş çıkarmak.

Şu anda, ikinci hayali planın gerçekleşmesi için AKP ile PKK’nın elele vererek yarattıkları çatışmalı kaos ortamını kan ve gözyaşı dökerek izliyoruz. AKP’nin ve faşist provokatörlerin, kapısını penceresini indirip, dükkanını yağmaladığı Kürt ailenin, Erzurum yöresinde yakılan “Eledim eledim höllük eledim” türküsünün “… Besledim, büyüttüm asker eyledim…” sözleri gibi, besleyip büyütüp asker eyledikleri oğullarının ertesi gün PKK tarafından şehit edilmesi, tüm Türkiye’nin yüreğini yağmalayarak dağlamış, türkülerimiz gibi yakmıştır. PKK’nın, örneğin; yaklaşık 200 yıldır Anadolu’nun orta yerinde Haymana, Kulu, Cihanbeyli’de… iskan tutmuş Kürt kardeşlerimizi “Batıdakiler doğuya gelsin” diyerek çağırması, toplumsal, siyasal… anlamda akıl tutulmasının bir göstergesi olmuştur.

AKP, PKK’ya karşı savaşıyormuş gibi rol kesmektedir. “Üç beş Mehmet için meclisi toplayamayız, Askerlik yatma yeri değildir, Karaktersiz babalar” gibi utanç verici sözlerin sahibi AKP için şehitlerin beş kuruşluk değeri olmayabilir. Her ölümün, her şehidin 2023 hedeflerinin gerçekleşmesinde bir basamak olduğunu hayal ediyor olabilir. AKP, göstermelik “Barış Süreci” aşamasında, PKK’nın şehirlerde ve genç PKK sempatizanları üzerinde siyasi, lojistik ve silahlı istihkam kurmasına ve Şehir Gerillasının manevra ve mukavemet olanaklarına zemin hazırlamıştır. AKP, Güneydoğu’da ve özellikle Cizre’de yaşanan, şehir gerillası iç savaş provaları ile PKK’nın uluslararası platformda çok güçlü ve etkileyici propaganda yapmasını sağlamıştır. 28 Ağustos 2015 tarihinde Selahattin Demirtaş’ın Avusturya’da konuşma yaptığı gün, Cizre’den adeta iç savaş görüntülerinin teatral bir dilde -tiyatro sahnesindeymiş gibi- tüm dünyaya servis edilmesi üzerinde durulması gereken çok önemli bir ayrıntıdır. “Kürtler özerklik istemesinde ne yapsın?” sözlerinin yer aldığı bu konuşma ile görüntülerin servis edilmesinin aynı gün olmaları bir tesadüf değildir. Dağları ele geçirmiş PKK’nın şimdi de şehirleri ele geçirmek üzere olduğunun propagandasını yapan bu görüntüler, “Serok Obama” siyasetinin gereği olarak her şeyi birlikte gerçekleştiren AKP ile PKK’nın uluslararası ortama birlikte servis ettikleri şüphesini doğurmuştur.

18 Şubat 2013 tarihli Odatv’nin haberinde PKK’lı Murat Karayılan AKP’ye yönelik “İktidara gelmenizde bizim de payımız var” demişti.

Bu söylemin ve devamında ki açıklamaların bağlamında “13 yıldır AKP iktidar olabilmişse bizim sayemizdedir” anlamını içermektedir. Bu durumda; “Türkiye’de demokratik, ekonomik ve sosyal haklarımızın AKP tarafından gasp edilmesinden, KİT’lerin yağmalanmasından ve özelleştirilmesinden, özelleştirmeler sonucu binlerce işçinin işten çıkarılmasından, işçi sınıfının ve sendikal hareketlerin zayıflatılmasından, aydınlanmanın simgesi olan üniversitelerin gerici faşist örgütlenmelere yem edilmesinden, ‘ileri demokrasi’ demagojisi ile hak-hukuk-iktidar… gaspından, iç savaş provalarından ve burada tek tek sıralayamayacak kadar çok olan bugün yaşadığımız bunca olumsuzluktan… AKP iktidarının olduğu kadar PKK’nın da sorumluluğu vardır” sonucu ortaya çıkmaktadır.

22 Ocak 2014 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde; HDP heyetinin İmralı'da PKK lideri Abdullah Öcalan'la yaptığı son görüşmelerden kamuoyuna yansımayan ifadelere yer veren Can Dündar, Abdullah Öcalan’ın "Başbakan seçimlerde beni idam etmekten bahsediyordu ancak ben Gezi olaylarında kendisini kurtardım. Sağduyulu davranmasaydık Başbakan'ı götüreceklerdi. 17 Aralık darbesine de karşı duracağız. Tüm darbelere karşı durduk" dediğini açıklıyor. Bu açıklama ile Abdullah Öcalan’ın, açıkça ve net olarak Murat Karayılan’ı doğruladığını, ayrıca Başbakan’ı (R.T.E’yi) tüm yaptıklarına (?!) rağmen bağrına bastığını görüyoruz. “Gezi bir darbedir” diyen S.Demirtaş’ın TBMM’de Cumhurbaşkanı’nı niçin ayakta karşılayıp alkışladığını da açıkça bu sözlerden anlıyoruz.

PKK’lı Cemil Bayık, 23 Ağustos 2014 tarihli Sabah Gazetesi’nde Ruşen Çakır ile yapmış olduğu söyleşide Şu yanlıştır: “AKP’ye destek olunuyor ve AKP bu sayede başarılı oluyor.” Bugün çoğunluğun düşüncesi de şudur: "PKK AKP’yi destekleyerek, bizim demokratik haklarımızın kısıtlanmasına yol açıyor, hizmet ediyor." Bu büyük bir vicdansızlıktır. Bugün Türkiye’de özgürlük ve demokrasi mücadelesini en çok yürüten bu harekettir” diyerek, vicdanlı savunmaya ve vicdanlı günah çıkarmaya çalışmıştı.

PKK’nın üst düzey yönetiminde bulunan bu kişilerin çelişik ifadeleri, bulanık algı ortamı yaratmaktan başka bir şey değildir. Üretmeye çalıştıkları çelişik dil “Serok Obama” siyasetinin gereğidir. Barışı da, savaşı da AKP ile elele vererek onüç yıldır gerçekleştirme başarısı(?!) göstermişlerdir. Kobane Ruhu ile Çeşme Ruhu artık eleledir. IŞİD sapıklarının kuşatmasına karşı 72 gün aç susuz kahramanca direnen Türkmen kasabası ÖMERLİ Ruhu’nun bu hesapta yeri yoktur.

AKP’nin, 7 Haziran 2015 seçimlerinden yenilgi ile çıkmasından sonra, yaratmış olduğu çatışmalı kaos ortamını, sadece 400 milletvekilinin elde edilememiş olmasının intikamına bağlamak yanlıştır. Bu çatışmalı kaos ortamının AKP tarafından uygulamaya konması, AKP’nin 2023 rüyasını daha erken gerçekleşmesine zemin hazırlamak içindir.

AKP’nin uyguladığı yanlış ve öngörüsüz aceleci pratikler, Ortadoğu bataklığına çok erken saplanmıştır. 2023 rüyasını, “ver kurtul” mantığına bağlayarak tez elden-acelece gerçekleştirme zorunluluğuna neden olmuştur. AKP, 2023 için genişlemiş topraklar üzerinde inşa etmeyi hayal ettiği ve BOP içinde “Diyarbakır’ın yıldız gibi parladığı”(?!) Yeni Osmanlıcılık hayallerini çöplüğe süpürmek zorunda kalmıştır.

“Serok Obama” siyasetinin gereği olarak, yaşadığımız çatışmalı kaos ortamı; PKK savaş bombaları ile kötü polisi, Demirtaş’ın barış sözcükleri ile iyi polisi oynadığı bir tiyatro gösterisinden ve bulanık algı ortamının yaratılmasından başka bir şey ifade etmemektedir.

“Serok Obama” siyasetinin gereği olarak AKP ile PKK elele verip yaşadığımız çatışmalı kaos ortamını birlikte yaratmışlardır. Kendi akıllarınca ABD’nin kucağına oturmuş iki kukla devletin oluşturulması sürecini yönetmeye çalışmaktadırlar. Bu çatışmalı kaos ortamı; “PKK alacağını alsın, yeter ki benim de paçamı kurtaracağım küçücük bir İslam devletim olsun” mantığının gerçekleşmesine zemin hazırlamak için yaratılmıştır.

Seçimler ve 400 milletvekili göstermelik bahanelerdir. Ülkemin aydınlık insanlarının, AKP ile PKK’nın elele vererek birlikte yaratmış oldukları bu çatışmalı kaos ortamını bitirmek için, 1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde ve özellikle sonrasında “TAM BAĞIMSIZ ve GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE” şiarı ile barışçıl bir süreç yaratmak ve yürütmek için aktif görev alma zorunluluğu vardır.
Prof Dr. Mahmut Öztürk                                                                                                                 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

BAKANLIKTAN TAKSİ GENELGESİ
İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine taksilerle ilgili genelge gönderdi. Genelgeye göre denetimler artırılacak.

Haberi Oku