ÇEKİN ELİNİZİ ALADAĞLAR'DAN

Her şey o kadar basit ve anlaşılabilir durumda ki…

Hazineye para lazım…

Bitmek tükenmek yetmeyecek şekilde;

Özelleştirme?

Milli Piyango’nun dışında yok gibi, Milli Piyango’ya da milliyetçi, muhafazakâr, Arabi sülalelerden biri talip sanırım.

Arada Dijitürk gibi kaynar gider.

Dijitürk’ü Katarlılara sattılar, ihale ne zaman oldu, ihaleye kimler girdi, ihale bedeli ne kadardı bileniniz var mı?

Yok, kimse bilmiyor, çünkü ilişkisi bir muamma.

Liman, havalimanı gibi bütün yatırımlar satıldı pazarlandı,

Cumhuriyetin bütün kazanımları yok edildi.

Bir tek ismi kaldı cumhuriyetin o da sistem fiili olarak rafa kalktığı için gitti gider.

Şimdi yaylalara saldırıyorlar.

Yeşilyol, Aladağlar, HES’ler,

Farklı bir örnek vereyim mi?

 

Diyelim rüzgârlı tepeleri seven bir Bolulusunuz!

Çıktınız Aladağlarda, Çele doruğunda hatta Gerede’de rüzgâr alan bir tepeye çıktınız, rüzgâr küfür küfür esiyor. Bir yandan manzara seyrediyor, öte yandan bu güzel doğayı yaratana şükrediyorsunuz.

Ama dikkat, orada fazla kapılanmayın.

Her an birileri gelip sizi tepeden karga tulumba indirebilir…

Ne diyorsun?

Deme…

Sahiden doğru söylüyorum.

Bolu’da rüzgâr alan bütün tepeler Enerji Piyasası Denetleme Kurumu tarafından yandaş yalaka mütahit tayfasına tahsis edilmiş durumda.

Her rüzgârlı tepenin tahsis belgesi var, açıkçası sahibi.

Artık tahsis belgeli yandaş, Kayserili mi, Konyalı mı o kadarını bilmem.

Eskiden bir şarkı vardı, bilirsiniz “hava bedava, su bedava” diye, ikincisini hal ettiler. Şimdi sıra geldi havaya!

 

Konuya giremedik değil mi?

Bu haftaya sessiz sedasız Aladağ bölgesinin imara açıldığı haberi ile girdik, sarsıldık.

Bolu’da büyük tepki yaratır bu dedik?

İstanbul’da Çevre Sorunları Araştırma Merkezi hemen konu hakkında bir rapor hazırladı, ulusal basınla paylaştı, kaygılarını dile getirdi.

Bolu’dan tık yok…

Hastayım, gerçekten hastayım. Ama duramadım evde, kalktım geldim ofise sizlerle konuşayım dedim, diyalog kuralım dedim.

Ya arkadaş, tepeler rüzgar enerjisi elde etmek için adı sanı belli olmayan adamlara tahsis edilmiş.

En son bildiğim Bolu’da 23 HES projesi bakanlıktan onay almış durumda idi.

Bazıları bitti, bazılarımın yatırımı devam ediyor.

Geçtiğimiz yıllarda Mengen HES bölgelerinden gelen köylüler yarı ağlamaklı Bolu Valiliğine gelmişler “bostanları sulayacak su yok beg, değil tarım, mümkünatı  yok” diyorlardı.

Vali İbrahim Özçimen Mengen HES yetkililerine talimat verip bostanlara can suyu miktarını saniye de 3-5 litre artırılması için emir vermişti.

Hadi o gün sorun kısmi olarak çözüldü, ya şimdi?

Bakın Bolu ile ilgili Çevre Araştırma raporunun raporunda ne diyor

FELAKET YAŞANABİLİR”

Ormanların ve ağaçların yok edildiği sürece Hopa’daki gibi sel felaketlerin önüne geçilemeyeceği uyarısında bulunan Bozoğlu, ''Önlemler alınmazsa Bolu’da da aynı manzarayla karşı karşıya kalabiliriz. Türkiye iklim değişikliği alanında en büyük krizi yaşayacak ülkeler arasında. Karadeniz’deki sel felaketi de bu duruma örnek nitelikte. Bu durumun önüne geçmenin yolu ise ormanlaştırma, ağaçlandırma çalışmaları. Bunu yapmadığımız sürece nasıl Artvin gibi bölgelerde sel felaketi yaşanıyorsa, Bolu gibi kırsal alanlarda da çok daha büyük sel felaketleri gündeme gelebilir”

Daha adam ne desin?

 

Nerede sivil toplum örgütleri?

Nerede siyasi partiler?“AKP’yi kast etmiyorum”

Nerede mühendislik odaları?

Nerde akademisyenler?

Nerede basın?

Daha 2-3 gün önce Hopa halkının feryatlarını duydunuz.

Hopa, Bolu’ya uzak diyorsun da, gelelim yakına da öyle konuşalım. Bak 51 hektar Aladağlar, el değmemiş ormanlar, bizim floramız, bizim endemik bitkilerimiz, bak şimdilerde istediğimiz yerinde piknik yaptığımız uçsuz bucaksız alanlar…

Şimdi “Milletin a. koyan” mütahitlerin ağzının suyu akıyor.

Aladağlarda, ey sevgili yurttaşlar, Dozer sesi mi bekliyorsun, iş makinesi mi bekliyorsun, otel alanları, otopark alanları için binlerce, on binlerce ağaç mı kesilsin istiyorsun?

Ey her sene dağlarda, yaylalarda bu yayla bizim diye bangır bangır edenler, mevlit okutanlar, etli pilav yiyen ağızlar, yemyeşil çayırlarda güreş tutanlar, davul döğdürenler.

Ey neredesiniz?

3-5 seneye kalmaz özel güvenlikler çevirecekler sizi yaylanıza giderken, “yasak diyecek yasak burası bilmemne holdingin tesis alanı.”

Tesis yapacak, golf sahası kurarak İskoç turistleri ağırlayacak holdingciler gönderecekler adamlarını köye, onlar büyük ihtimalle köy camisinde yatsı namazını sizlerle beraber kıldıktan sonra, toplanacaksınız bir köy evinde, yanlarında birkaç badem daha olacak Bolu televizyon kanallarından tanıdığınız

“Selamünaleyküm diyecekler, millet memleket için çok hayırlı bir işe başladık, sizin köyün yaylası da bizim arazide kalacak ama köyünüz gene de bu işten çok karlı çıkacak, mis gibi tereyağınızı, peynirinizi satacağınız yöresel ürün satacağınız hem de pazara gitmeden daha fazlasına satacağınız yerler açacağız sizler için, hem de hem de gençler işsiz, onlara iş vereceğiz, köye para girecek, işsizlik kalmayacak, cebiniz para görecek hadi bakalım aslan parçaları bir ve beraber olalım..

Yani işin Türkçesi şu biz malı çevreyi, parayı götürelim siz de mahvettiğimiz doğanızla baş başa kalın, hadi bakalım demek,

Sonra sel felaketi mi olur, nesilden nesile sakladığınız o uzun upuzun ağaçlar birer tarih mi  olur….

 

Cadde Şanzelize, mekanımız AVM, bilmem nerde rezidans;

Dağlar da,  “oturan kaya, böğüren son ayı, atını seven kovboy, sirelli, tralelli” adlı Arapları, tesettürlü Arap yengeleri ağırlayacak 7 yıldızlı otel zincirleri..

 

Çekin elinizi Aladağlardan.

Ey millet duyun bu işin vebali çok büyük…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

İTHAL ET
LEVENT KIRCA

Haberi Oku