DÜNYA VATANDAŞLIĞI


Oradan oraya savrulan; "keyif" ile "savaş ihtimali" arasında şizofren bir hayat yaşayan ,

çoğu zaman vaziyetin ne kadar kötü olduğunun farkında olmayan,

olsa bile kendi hayatında yarattığı huzur tiyatrosuyla akıl sağlığını korumaya çalışan insanlara dönüştük...

Uluslararası karmaşık ilişkiler içinde olduğumuz, terör kıskacında bunaldığımız. 3.dünya savaşı tam-tamları eşliğinde;

 ırkçılığın ve mezhep savaşlarının yeniden körüklendiği  şu zor süreçte insanlık için yegane umudum ve çözüm, 

dünya devrimi  ve “DÜNYA VATANDAŞLIĞI “ aslında..

Çaresizce ülkeden umudu kesmişken..çıtayı yükseltsek biraz.. Nasılsa hayal bedava, cezası da yok...

 

İnsan insanlığından, yaşadığından utanıyor. Nasıl dünya, bu nasıl insanlık? Neden?

Sorular anlamsız, çıkmazdayız. Tek çıkar yol savaşmaktan vazgeçmek..hakkaniyetli paylaşmak..

şiddeti terk etmek..sevgi ve barışı öne çıkarmak..çok mu zor İNSAN için?..

Akil insanlara düşen görev ise;

çocukları, hayvanları ve doğayı yani ekolojik yapıyı bütünüyle ırksız, cinsiyetsiz, vatansızca sevmek ve kollamak..

en kolayı bu değil mi aslında?

Lütfen bizi hayvanlardan ayırdığını ısrarla vurguladığımız DÜŞÜNME YETENEĞİNİ kullanalım!

 

Belki, öfkenin değil sevginin egemen olacağı bir düzenin koşullarını hazırlamaktır sorun;

insanlara  savaşmanın değil;  barış içinde, birinin ağzındaki  lokmayı kapmak yerine,

daha çok lokma üretmenin doğru olduğunu öğretecek bir düzen içinde yaşamanın güzelliğini anlatabilmektir mesele…

 

İnsanlık tarihinin, kendisi kadar eski olan bir olgusudur, başka topraklara göç etme.

Yaşanılan doğal felaketler, “günümüzün en doğal felaketi olan” savaşlar, insanların göç etme nedenlerinden başlıcaları..

Şöyle bir dünyaya göz gezdirdiğimizde, aynı ülke topraklarında yaşayanların birbirinden farklı etnik, dini ve kültürel yapılara sahip olmalarına rağmen,

Beraber yaşamalarının kendi içinde bir doğallığı barındırdığını söylemek yersiz olmayacaktır.

Ama temel sorun bu farklılıkların nasıl bir arada, çatışmasız yaşayabilecekleridir.

Milliyetçilik ve dinci şovenizm, sadece eğitim ile değiştirilebilecek ve uzun zaman dilimlerine yayılarak mücadele edilmesi gereken alanlardır.

 

Okullarda klasik anlamda verilen derslerin yanı sıra ekonomik gelişmelere paralel olarak değişen ve dönüşen,

Kısacası sığlaşan eğitime hak ettiği değerin ve anlamın verilmesi de gerekmekteydi.

Çünkü eğitim artık bireyi geliştirmekten çok uzaklara taşınmış, sadece rekabet endeksli, anti-demokratik koşullarda tamamlanan bir yapıya dönüşmüştü.

 

Bizim ülkemizde insanlar eğitimin içeriği yerine, öğretim kurumlarının tarzını ve yıl sayısını konuşa dursunlar,

dünya insanı, dünya vatandaşı olmanın derdine düşmüş durumda.

Nasıl dünya vatandaşı olunur sorusuna cevaben, okullarındaki ders müfredatlarını  uyarlama konusunda her ülke birbirinden farklı yöntemler üzerine çalışıyor.

Bir benzeri ülkemizde yaşanan; “ kimin parası var ise, en iyi eğitimi, yani en gözde diplomayı o alır”  modeli , şüphesiz Birleşik Devletlerden alınmıştır.

 

Eğitim ve öğretimin demokratikleşmesi için, çağdaş ülkeler; öğretim müfredatının içine sanatı angaje ederek,  

Tiyatro, müzik, şiir gibi sanat öğelerini ders müfredatına adapte ederek,

Aynı okul ve sınıflarda farklı etnik ve dini yapılara sahip olan çocukların birbirlerini önyargısız tanımalarını sağlayarak,

Model olacak bir sistemi hayata geçirerek ; öğrencide empati duygusunun gelişmesini hedeflemişlerdir.

 

Din unsuru, ayrıştırıcı olmak yerine birleştirici olmalıdır bilhassa…

Mesela, okullarda  bütün dini bayramlar kendi  ritüellerine  göre kutlansa ve tüm öğrenciler bu kutlamalara dahil edilseler..

Tiyatro sahneleri etnik yapıların kültürlerini öğrenme alanlarına çevrilse.

Bu araçlarla bireyler daha çocukken, başka bir etnisitenin ya da dinin, kendi etnik yapı ve inançlarından farklı olduğunu, ama bu farklılığın düşmanlık nedeni olamayacağını öğrenmiş olmazlar mı?

Böylelikle ileriki yaşlarda bireyleri ayrıştıracak olan kin-nefret, ayrımcı dil- duygu ve düşünceden sıyrılarak,

 Barış içinde beraberce yaşayabilecek olan bir toplum SANAT ile yaratılmış, birleştirilmiş olmaz mı?

 

Böyle bir eğitim-öğretim sistemi hangi ülkeye yakışmaz ki?

Bu tür bir okulda büyüyen bir birey veya bireyler topluluğu demokrasiye hakkını veren bir toplum inşa etmezler mi?

Sizce de böylesi bir eğitim-öğretim sistemi DEMOKRATİK değil midir?

Böylesi sistemler;  empatisi olan,  “DÜNYA VATANDAŞI “ seviyesinde bireyleri  topluma kazandırabilir ancak…

 

Düşünce özgürlüğüne saygılı, farklılıkları zenginlik olarak gören bir toplum inşa edebilir,

Ya da bunun gerekli alt yapıları (eğitimden başlayarak ) oluşturulabilirse; 

doğanın talan edilmesine karşı çıkan, kısa vadeli rant hedefleri peşinde koşmayan,

Ardı arkası kesilmez tüketim yobazlığına yönelmeyen,

Şeffaf, adil, halka hesap veren kurumsal yapıları oluşturarak,

Numaradan değil gerçek anlamda dünya barışını savunarak,

İnsanların Barınma, Gıda, Sağlık, Eğitim, Ulaşım Gibi Temel İhtiyaçlarını Garanti Altına Alan

Ve buna saygı gösteren yasal dayanak ve toplumsal mutabakatı oluşturarak,

sevgiyi, birbirine saygı duymayı önemseyen nesiller yetiştirmek için kafa yorarak,

Ülke çapında bir çekim merkezine dönüşür, kalkınır;

Her bireyinle “DÜNYA VATANDAŞI “ olabilirsin.

 

İnsanların ölümünü, bir toprak parçasına değişmek değildir yurdunu sevmek.

Yurdunu sevmek; o canların hayatını korumak, onlara sağlıklı bir gelecek kurmak;

Sevginin, bilimin, aklın rehberliğinde, kimseyi ötekileştirmeden BARIŞ içinde yaşatmaktır.''

 

AYNI GÖKYÜZÜ ALTINDA YAŞAMAK BİR ARMAĞANKEN  İNSAN’A; 

DİNİ, IRKI, DEVLETİ DAYATMANIN NE ANLAMI VAR?…

Söyler misiniz ne anlamı var?

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

DOLAR REKOR TAZELEMEYE DEVAM EDİYOR!

Haberi Oku