EĞİTİM

“Eğitim, pek çok tanımı yapılabilen bir kavramdır. Hedefi ve konusu insan olan

eğitim, kısaca insan yetiştirme sanatı olarak ifade edilebilir. Bu ise ancak sistemli

bir eğitim sayesinde gerçekleşir. Bu yüzdendir ki, eğitim sistemlerinin değişen ve

gelişen zamana ayak uydurması ve sürekli kendini yenilemesi gerekir. Bu

yapılmadığı takdirde toplumun geri kalması kaçınılmaz hale gelir. “

                                                                                            M.Kemal ATATÜRK

 

Eğitim düzeyi gelişmemiş bir toplumda;  doğruları  öğretmek  ne  kadar mümkün değilse,  sevgiyle  savaşı  yenip,  barışı  getirmenin de mümkün olamayacağı bir gerçek...

                                                                                                                                                                                                 

Herkesin doktor, mühendis ya da öğretmen olmak zorundaymış gibi davrandığı bir ülkede yaşıyoruz biz. Yetenekleri hiçe sayarak,  havuz problemlerini çözebilen bir çocuk hayattaki bütün problemleri çözer zannediyoruz. Ya da onu çözemeyen hiçbir problemin altından kalkamaz. Bu nedenle eziliyor küçücük ruhlar. Sınavdan sınava koşturarak, başarısızlık duygusunu daha kendilerini bilmedikleri yaşlarda tadıyorlar. Neleri yapabileceklerini değil, neleri yapamayacaklarını öğrenerek,  tekrara ve ezbere dayalı eğitimle, analitik ve yaratıcı düşünmekten yoksun nesiller yetişiyor.

 

Son 13 yıllık iktidar döneminde ise defalarca değişime uğrayan eğitim sistemi, durmadan sayıları arttırılan din merkezli okullar sistemi  büsbütün kilitledi.. Ülkeyi çıkmaza soktu.

 

Ülke idarecilerinin görevi; dini eğitim kurumlarının sayısını artırmakla övünmek değil; gençlerimizi bilim ve teknolojiye yönlendirerek, MESLEK OKULLARININ sayısını ve kalitesini artırarak EĞİTİM DÜZEYİNİ çağa uydurmaktır.

 

Bugünün rakamlarına göre yurdumuzda; 125.000 öğretmene, 120.000 dersliğe ihtiyaç var.

380.000 işsiz öğretmen var. 34.536 okulda kütüphane yok. Oyun alanı yok. Yeşil alan yok.

Ortaokulda okul terk ve sınıf tekrarı oranları % 24.35

2014 te ortaöğretimdeki 350.000 öğrenci okul terk etti.

2014 de ortaokuldan mezun olan 36.401 kız çocuğu açık liseler de dahil olmak üzere hiçbir kuruma kayıt yaptırmadı.

(İstatistik bilgiler Hürriyet Gazetesi)

Okullardan ayrılan yüz binlerce çocuk; lokanta, atölye, mağazalarda 10-12 saat çalıştırılıyor.

 

Eğitilememiş toplumların geri  kalmasının kaçınılmaz bir gerçek olduğu kadar, emperyalist dünya güçlerinin de  istekleri doğrultusunda  toplumlar geri bırakılıyor..

 

Yurdumuz da 74 yıl önce 17 Nisan 1940 tarihinde, Cumhuriyet Tarihimizin en önemli aydınlanma hamlelerinden biri olan “KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN”  kuruluşu kabul edildi. Ancak, kuruluş fikri ve hikayesi Atatürk’e kadar uzanmakta..

 

Köy Enstitülerinde yetişen Anadolu gençleri;  yüreklerinde idealizmin ateşi, çantalarında umut ve gurur, cehaletin kör kuyularını  aydınlatan kandiller gibi bütün yurda yayılmışlardı, güvenli bir istikbali inşa etmek için..

 

“Kurtuluş savaşı sonrasında vatandaşların sadece %3-4 'ünün okuma yazması vardı. Neredeyse tüm Anadolu okulsuz ve öğretmensizdi. Halkın %80'i köylerde yaşıyordu. Atatürk ilk defa Köy Enstitülerinin kurulmasını önerdi ve askerliğini çavuş olarak yapmış erlerden köy öğretmeni yetiştirilip köylerine öğretmen olarak gönderilmesini uygulamaya geçirdi.

 

17/04/1940 tarihinde, dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından Köy Enstitülerinin kuruluşu resmi olarak gerçekleştirildi.

 

Köy enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmuyor aynı zamanda ziraat, sağlık, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık ve marangozluk konularını da uygulamalı olarak öğreniyordu. Enstitülerin hepsinin kendisine ait tarım arazileri, atelyeleri vardı. Bu sayede öğretmenler kendi okullarını gittiği köyde köylülerin işbirliği ile inşa ediyordu.

 

Köy enstitülerinden mezun olan öğretmenlere yetiştirildikleri  branşa ve gönderilecekleri  köye göre 150 parçaya varan alet ve edevat veriliyordu. Öğretmenler köylülerin de yardımıyla köy okulunu inşa ediyor ve köylülere hem modern tarım tekniklerini hem de okuma yazmayı ve hatta müzik aletleri çalmayı öğretiyordu.

 

Dönemin Milli Eğitim Bakanlığı, dünya klasiklerini Türkçeye tercüme ettirmişti. Köy enstitüleri öğrencilerinin bu romanları okumaları teşvik ediliyordu. Bu sayede zeki köy çocuklarından engin entelektüel  birikimleri olan aydınlar oluşuyordu.  Aşık Veysel  bile, köy enstitülerinde müzik derslerinde öğrencilere bağlama çalmasını öğretiyordu.

 

1945 li yıllardan sonra Amerikan yardımları gündeme gelince, Köy Enstitülerindeki sistemin Sovyet sistemine benzediği  iddiaları bilinçli olarak ortalarda dolaşmaya başladı. Köy Enstitülerinin, komünistlerin yetiştiği yuvalar olduğu söylenerek saldırı  kampanyaları  başlatıldı.

 

Hatta, TBMM bütçe görüşmelerinde bir muhalif milletvekilinin;  “Köylere giden enstitü mezunları kendilerini  birer  Atatürk  zannediyorlar “ demesi üzerine,  dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, “Bu çocukların her birinin birer Atatürk olması temenni edilir “ şeklinde cevap vermişti.

 

Ve sonuçta ABD , “TRUMAN YARDIMI”  kapsamında Türkiye’ye yardım etmesinin şartı olarak bu okulların kapatılmasını açıkça talep etti. Cumhuriyetimizin  varoluş  serüvenin  ve  aydınlanmamızın en önemli parçalarından biri olan Köy Enstitüleri , resmi kuruluşundan 14 yıl sonra, 1954 yılında kapatıldı.”

(YAR.doc.dr.Metin Erten)

 

Köy Enstitüleri’nin yetiştirdiği sayısız memleket ve insan sevdalısı yazardan biri olan FAKİR BAYKURT ,  "Benim yazma yöntemim "Katılımcılık" olarak özetlenebilir. Köylümün yaşamını da öyle yazdım" diyerek, Köy Enstitülerini şöyle anlatıyor:

"... Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..."

 

İşte kifayetsiz politikacıların  tepkisizliği ve Amerika’nın müdahalesi ile ülke makas değiştiriyor; bu harika fırsat treninden bizi indiriyorlar..

1954 ten bu yana, maalesef yerine bir şey koymamacasına..

ve halen yayan gidiyoruz.. dünya nerede, biz neredeyiz?

Çarıklar yok da ayaklarda, havalı   Amerikan sportlar var..değişiklik bu!

Eğer bu uygulama devam etse idi bugün nerelerde olurduk  düşünebiliyor musunuz?.



Bu kutuyu hatırlıyor musunuz? 

Adnan Menderes  zamanında alınan peynir ve süttozu yardımları, köy enstitülerinin ve fabrikaların kapatılması, Amerikan Emperyalizminin iyice ülkeye yerleşmesi, her şey bu kutuyla başladı.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

BAKANLIKTAN TAKSİ GENELGESİ
İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine taksilerle ilgili genelge gönderdi. Genelgeye göre denetimler artırılacak.

Haberi Oku