GENÇLİĞE UYUŞTURUCU TUZAĞI

Burjuvazi emekçi yığınların toplumsal uyanışlarını engellemek için onları yalnızca politik araçlarla düzene bağlama uğraşısında değil. Bu amaçla kullandığı bir dizi araç var. Uyuşturucu da bunlardan biri...

Bugün milyonlarca insan burjuvazinin bu ölüm tuzağında bulunuyor. Rakamların da ortaya koyduğu gerçek, bunların büyük çoğunluğunu gençler oluşturuyor. Veriler Türkiye’de uyuşturucu kullanım yaşının 12-13 yaşına kadar düştüğünü ve önemli bir artışın yaşandığını gösteriyor. Uyuşturucu vb. bağımlılığı bulunan insanlar, toplumun geri kesimlerince birey olarak suçlanmaktadırlar.

 Oysa gerçekler daha farklıdır. Yaşanılan toplumsal koşullarda bu insanların sürüklendiği ortamı göz ardı ederek yapılan bu değerlendirmeler dar ve yüzeyseldir. Kapitalist sistem, üzerinde durduğu sömürü koşullarının devamında bireyin düzene kölece bağımlılığını geliştirmek için bireyi kendi maddi gerçekliğinden kopararak, onu maddeleştirmeye ve kendisine yabancılaştırmaya çalışır.

Toplumun, bireyler biçiminde böylesi bir şekle girmesi burjuva düzenin güvencesi sayılmaktadır. Bu alanda emperyalist burjuvazi önderliğinde uluslararası burjuvazinin bir örgütlülük içinde bulunduğu göze çarpmaktadır. Uluslararası uyuşturucu ticareti tamamen bunların kontrolündedir.

Pakistan’dan Panama’ya ve uluslararası ülkelerin kendi içlerinde yapılan uyuşturucu ticareti bu güçlerin bilgileri dahilindedir. Örneğin bugün uyuşturucu cenneti olarak değerlendirilen ülkelerin yöneticileri, ABD vb. emperyalistlerin yakın korumaları ve yönlendirmeleri altındadırlar. Panama Devlet Başkanı Noriega’nın bir CIA ajanı olduğu açığa çıktı. Panama gemileri Amerikan savaş gemilerinin korumasında kokain taşıyorlardı. Uyuşturucu ile zengin olduğu söylenen ve kesin olan birçok kişi bugün burjuva devletin yakın korumasında “saygın kişilikler” olarak işçi ve emekçilere tanıtılmak tadırlar.

 Uyuşturucu, burjuvazi için bugün trilyonlarca doları bulan bir pazar haline gelmiştir. Demek ki yığınları düzene bağlamak tek amaç değil, yeni bir sömürü alanı yaratmak da hedefleniyor.

Bu yeni bir gelişme değil,1840′lı yıllarda Çin’de tarihin en barbar bir biçimi şeklinde görüldü: Çin o yıllarda bir İngiliz sömürgesi idi. İngilizler uyuşturucu kullanımını kendi ülkelerinde yasakladıkları halde, Çin’de, herhangi bir yasak getirmemişlerdi. Tersine afyon kullanımının alabildiğine körükleyerek ülkenin işçi ve emekçi gençliğini bu batağın içine sürüklediler. Bu pislik o kadar boyutlandı ki Çin halkı afyonlanmış bir hale gelmişti. Kaldırımlarda, sokak köşelerinde kitleler halinde afyonlanmış insan yığını vardı. Çinliler, sömürgeci İngilizlerin bu politikalarına “Afyon Savaşı”nı yaparak cevap verdiler ve uyuşturucu batağından büyük ölçüde kurtuldular. Emperyalist ülkeler sömürülerini devam ettirebilmek için bu pis silaha daha fazla sarıldılar. Latin Amerika, Güneydoğu Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkeleri, emperyalistlerin bu alanda ilgi odaklarıydılar. Yarı sömürge ülkelerin halklarını uyuşturucu, içki, fuhuş vb. ile uyutarak, onları ulusal ve sınıfsal mücadeleden uzak tutmaya çalıştılar. Ve bu uğraşılarını hala sürdürüyorlar.

 

Türkiye’de ise 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinden sonra, bu politika serbest bir alan buldu. Sermaye ve faşizm; “apolitik, düşünmeyen, üretmeyen, vurdumduymaz” resmi düşüncenin destekçisi ve bireyci bir gençlik yaratmaya çalıştı. Batı hayranlığının gençlik içinde yerleşmesi ve gençliğin bu yönde bir özenti içine girmesi için çaba sarf edildi. Uyuşturucu, bu alanda sunulan tek şey değildi; fuhuş, birahane, diskotek, futbol, arabesk müzik vb. de olabildiğince körüklendi. Bu durum kendine, topluma ve üretime yabancılaşmış, sınıf mücadelesinden uzak bir gençlik tipi yaratma sürecini hızlandırdı ve ortaya toplumsal sorunlardan bihaber, düzenin sorunları altında ezilen ama çıkış yolu aramaya yönelmeyen bunalımlı bir gençlik çıktı. ..

 

12 Eylül askeri faşist darbesinden sonra uyuşturucu kullanımına ilişkin dikkat çekici gelişmeler oldu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalında hazırlanan raporlara göre, 1986 yılında aşırı dozda uyuşturucu yüzünden 6 kişi öldü, bu rakam 1991 yılında yüzde 916′lık bir artışla ileriye fırladı. Aynı kaynağa göre, uyuşturucu kullanımından vuku bulan ölümler en fazla 30- 34 yaş grubunda olanlarda görülüyor. Bu, uyuşturucu kullanımına genç yaşlarda başlandığının ve bunun bir gençlik sorunu olduğunun açık bir göstergesidir.

 

Yine uzmanlar, sadece İstanbul’da 80 bine yakın eroin ve 1 milyonu aşkın esrar ve hap bağımlısı bulunduğuna dikkat çekiyor . Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Tedavi Merkezi (AMATEM)ne göre uyuşturucu kullananların yüzde 46′sını işsizler oluşturuyor, ardından da işçi, memur ve öğrenciler geliyor. Uyuşturucu kullanımına en fazla ilgi de, emekçi halkın yaşadığı gecekondu mahallelerinde ve okul çevrelerinde görülüyor. Büyük kentlerdeki işsizlik, pahalılık ve ağır yaşam koşullarının kent emekçileri üzerinde yapmış olduğu baskı daha da ağırdır. Her şeyin üzerine geldiği buralarda toplumsal bunalım daha ağırdır Bu bunalımın ilk altında kalan ise işçi sınıfı ve gecekondularda oturan geniş yoksul emekçiler olmaktadırlar. Kapitalist dünya, bu sınıflara ait gençleri iki yandan vurmaktadır: Bir yandan bütün yıkıntıları ve acımasızlığıyla üzerlerine gelen yoksulluk, işsizlik, diğer yandan reklam dünyasının, kapitalist dünyanın en görkemli kapılarını ardına kadar açarak ortaya çıkardığı cazibeler. Ağır yoksulluk altında kapitalist dünyanın diğer yandaki olanaklarına ulaşmak, onlardan yararlanmak umudu bilinçsiz gençlik yığınlarını, hızla kapitalist dünyanın yakalanamayan yanının ardına takıyor. Emperyalizmle işbirliği içinde bir yandan gençliğin zehirlenmesine uğraşan sermaye ve faşizm, “uyuşturucuyla mücadele” vb. teranelerle halkları aldatmaya, kendini aklamaya çalışıyor. Uyuşturucu kaçakçılarının yargılanmasının bir göz boyama olduğu bilinen olgular arasındadır. Sermaye ve faşizm, gençliği kendi dünyalarına kapatarak yaşamdan ve sınıf mücadelesinden soyutlamak, adeta bir hayvan gibi yaşatmak istiyor. Egemen sınıflar için gençliği bu hale getirilmiş bir toplumu yönetmekten daha kolay bir iş olamaz.

 

Bu bir yazgı mıdır?

Hayır bir yazgı değil.

Gençlik gelecek sorumluluğu taşımaktadır.

Bu sorumluluktan kendisini soyutlayamaz.Gençlik, kapitalizmin bu çirkef politikasına ve oyunlarına kapılmamalıdır. Onun yeri işçi ve emekçi sınıfların düzene karşı verdikleri mücadeledir. Gençlik bu örgütlü mücadelede yerini almalıdır. Burjuvazi, kapitalist dünyayı gençliğe bir cennet olarak sunuyor. Gerçekten de renkli bir dünya. Ne ki, geniş gençlik yığınlarının bulundukları sosyal ve sınıfsal durum, bu renkli dünyanın nimetlerinden yararlanmasına olanak vermiyor. Işçi ve emekçi sınıf gençliğinin içinde bulunduğu yaşam koşulları, burjuvazinin gösterdiği renkli dünyanın yanında yoksulluk en derin boyutunu alıyor.”Neden ben de yaşamayayım?” veya “neden yaşamıyorum” soruları toplumsal gerçeklikten uzak bir sorgulama ile ele alındığında, ele alanı bir bunalıma sokmaktadır. Toplumsal maddi gerçeklik sorgulama yönteminin uygulanmadığı koşullarda böyle olması da kaçınılmazdır. Sonuç bunalımdır. Bu bunalımın sonuçları yalnızca uyuşturucu vb. olarak karşımıza çıkmıyor. Çeşitli yolları deneyerek bir kurtuluş yolu bulamayanlardan son çözüm olarak ölümü tercih edenlerin ülkemizdeki sayısı az değil. Kapitalizmin gençliğe verdiği ve vereceği şeyler bunlardır. İster işçi,ister öğrenci gençlikten gelsin kapitalizm bunların tümünü artı-değer elde edecek potansiyeli alarak sermayenin önüne sürer.Ama sorun burada da bitmiyor; diplomalı-diplomasız yüz binlerce genç her yıl işsizler ordusuna katılır.Gençlikte, işsizlikten, doğan sorunların baskısı altında bunalırken, sermaye bunların bu halini de gözlerinin yaşına bakmadan kullanır.Bu milyonlar ordusunu, çalışanlar ordusu ile karşı karşıya getirir.

Sonuç olarak nereden bakılırsa bakılsın, kapitalizmi gençliğe bir gelecek sunmaktadır. Umut dolu bütün planlar, sermayenin kar hırsı ile ördüğü duvara çarparak tuz-buz olmaktadır.

Bu durumda gençliğin sistemle bir hesaplaşmaya girmesini yaşamın kendisi dayatıyor.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Sinan 2 yıl önce

öncelikle yazıya dair eleştirin var ise onu yaparsın onun üzerinden tartışırız. i̇kincisi kendine güvenin var ise takma isimle değil kendi isminle yorum yapki bizde senin ne olduğunu bilelim. korkaklar gibi yorum yapılmaz yazıya dair eleştiri yaparsan cevabını alırsın. bu tür yazılara cevap vermem buda son eleştiri yaparsan cevabını veririm

Misafir Avatar
TARIK ÇİÇEK 2 yıl önce

bi̇r sosyali̇sti̇n en büyük özelli̇ği̇ ezberci̇ oluşu. sende güzel zirvalamişsin sinan efendi. önce bir kendine çeki düzen ver sonra gençliğe nasihat et.

Misafir Avatar
tarık çiçek 2 yıl önce

ismim takma değil. 50 yıldır kullanıyorum. yaptığım yorumun korkakça olduğunu söylüyorsun ama ben öyle düşünmüyorum. sen sigorta ve hasar işlerine devam et. kapitalizm seni de paçandan yakalamış. hayırlı işler bu da benim son cevabım sana ve senin gibilerine bir daha yanıt yok. bolu'ya geldiğimde yanına uğrarım.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

NE DEDİ?

Haberi Oku