İKTİDAR DA KİM VAR?

Aslında,

“İktidarda bir avuç zorba, oligarşi” der geçeriz.

Ama tam açıklayıcı olmaz, üstelikte kolaycılığa kaçmış oluruz.

Biz an itibari ile “yürütme” organını elinde bulunduran hükümet neyin nesidir, halkı, parlamentoyu temsil etmekte midir?

Ona bakacağız…

 2 aylık olduğu iddia edilen bu hükümet!

Seçim hükümeti?

Değil, çünkü hükümette her partiden bakan olmadığı gibi, bürokrat ve teknokrat ağırlıklı bir hükümet bu…

Anayasadan iradesini alan geçici seçim hükümeti?

O da değil, ne kadar hükümet edeceği belirsiz, ülkede seçim güvenliği yok, geldim gittim diyene kadar uzun süreliğine de koltukları işgal edebilirler.

Ne diyeceğiz peki bu hükümete?

Saray hükümeti,  ara rejim hükümeti, savaş hükümeti, Tayyip Erdoğan hükümeti…

Ne derseniz deyin ama bu hükümetin demokratik bir organ olmadığı kesin.

Türkiye gariplikleri ile dünya demokrasi literatürüne geçmiş bir ülke.

Ülke de hayırla anılmayan, Davutoğlu benzeri hükümet örnekleri o kadar çok ki…

Örneğin Sadi Irmak hükümeti,

1974 yılında CHP-MSP koalisyonu dağılınca 17 Kasım 1974’ te partiler üstü hükümet olarak kuruldu ve zamanın parlamentosunda sadece 18 lehte güvenoyu almasına rağmen 31 Mart 1975 dek hükümet ayakta kalabildi.

Naim Talu, Ferit Melen hükümetleri de benzeri hükümetler.

Melen istifa etmiş, Cumhurbaşkanı Sunay, Naim Talu’yu görevlendirmiş ara hükümeti kurmak için..

Arada bir CHP-MSP hükümeti var ardından gelsin Sadi Irmak hükümeti.

Öncesin de 12 Mart Cuntası tarafından atanan Nihat Erim I-II hükümetleri var.

Resmi faşist hükümetler bunlar, kendi ifadeleri ile “demokrasinin üzerine şal örttük” diyebilen, sol ve muhalif kesimlerin üzerine işkence baskı ile giden, dönemlerinde Denizleri asan, Kızıldere’ de Mahirleri, işkencede İboları katleden hükümetler.

12 Eylül Faşist Cuntasının Bülent Ulusu hükümeti de benzeri uygulamaların doruğa çıktığı katıksız faşist hükümet.

 

Bizim gibi ülkelerde “sürekli milli kriz” hali vardır.

Milli Kriz dönemsel olarak derinleşir, bu uluslararası konjonktüre bağlı olarak ta derinleşebilir, muhalif güçlerin statükoya, vesayete karşı mücadelelerinin doruğa çıktığı dönemlerde de derinleşebilir.

Bu dönemler ülkeyi yöneten hâkim sınıfların ülkeyi yönetememe hali ve yönetilenlerin ise bu yönetim altında yönetilmek istememeleri halinin uzlaşmaz çelişkiye dönüştüğü hallerdir.

İşte bu derinleşme hallerinde parlamenter çözümler kifayetsiz kalır ve yönetenler parlamenter demokrasi taktiklerinin dışına kolaylıkla çıkar.

 

Ülkede ilan edilmemiş iç savaş koşullarının da var olduğu bu dönemler, ara rejim dönemleri; teknokrat, bürokrat ağırlıklı düzenin sadık bekçilerinden oluşan hükümetlerin; genellikle zora, zorbalığa başvurarak, rayından çıkmak üzere olan direksiyonu tekrar sömürü yoluna sokabilme çabalarının ağırlık kazandığı dönemlerdir.

Üzerinden 5-10 sene geçtikten sonra hükümet edenlerin adı sanı unutulur, unutulmazlarsa da iyi bir nam ile anılmazlar.

Şimdi Irmak, Talu, Melen, Ulusu, Erim, Sadi Koçaş isimlerini kim hatırlar?

Hatırlanırlarsa da nasıl anılırlar?

Ama dönemlerinde hayatlarını kaybedenler, Denizler, İbolar, Mahirler, Ulaşların, Sinanların… Anıları solmaz, her gün bir yerlerde filizlenir…

 

İşte hiç kuşkunuz olmasın, Davutoğlu dönemi de, Recep Tayyip Erdoğan dönemi de gün gelecek kapanacak, bu AKP diktatörlüğü kendine layık ad ve namlarla Türkiye Tarihinde yerini alacaktır.

Bu baskı, tahakküm ve diktatörlük dönemi de geçecek başka bir sürece evrilecek. Çekilen acılar, kaybedilen canlar Türkiye halklarının geçmiş acılarına eklenecek.

 

Unutulmasın ki;

 

 Marks’ın deyimiyle “Tarihin dalgaları bazen yumurta kabuklarını ve hatta gübre artıklarını bile üste çıkarabilir.” Tarih bazen hiç aydınlanmayacak bir karanlık vaat ediyormuş gibi görünebilir.”

 

Ancak Marks ailesinin sadık dostu Helene Demuth’un dediği gibi de  “En kara bulutun bile daima gümüşten bir astarı vardır. Kara bulutlar geçtikten sonra, gökyüzü öyle temiz görünür ki!”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

AİLELER ENDİŞELİ
Son aylarda ülkemizde ve Bolu’da genç intihar olaylarında meydana gelen ürkütücü artış akıllara gençler...

Haberi Oku