Kör Gözün Parmağına Ya da Goebbelsçi Propaganda

O karanlık günün üzerinden bir haftayı aşkın bir süre geçti. Yaralar hala ilk günkü tazeliğini koruyor. Barış için toprağa düşenlerimizin cenaze törenleri gerçekleşti. Törenlerde öfke, acı, yakarış ve barış mücadelesi çağrıları ile doluydu. Yaralılarımızın iyileşme haberleri biraz da olsun tebbesüm ettirdi.

                Evet bir haftayı aşkın bir süre geçti o kara günden. Failler belli oldu. Katliamı yapanların kafa kesen, kadınları köle pazarlarında satan vahşi barbar terör örgütü IŞİD'in üyeleri olduğu anlaşıldı. Fakat daha katliamın ilk anından itibaren Ak trollerin, sarayın kalemşörlerinin ve kimi sivri zekaların ortaya attığı pislikler hala ortada dolaşıyor, hala tartışılıyor. Bu atılan zırvalıklara inanan sosyal medyada paylaşan, kahve köşelerinde tartışan, ya da acaba öyle mi diye düşünen her yaştan insanlarımız var. Bunlar bazen halanız dayınız olabiliyor, bazen üniversite hocanız, bazen ilkokul arkadaşınız. Bu ise, katiller sürüsünün üstümüze saldırmasından, bizi bombalamasından daha çok koyuyor. Bu kadar mı olur diyorsunuz. Hadi canım buna da inanılır mı diyorsunuz. Fakat malesef gözleri hiçbir şey görecek durumda değil.  Yüzlerce yıldır "devletin bölünmez bütünlüğü", "Kimse bizim gücümüzü sınamaya kalkmasın", "İnlerine gireceğiz", "En son terötiste kadar", "Kürtlerin hain ve bölücü olduğu" edebiyatı o kadar iyi işlenmiş ki gerçekleri gösterebilmek, gerçekleri anlatmak gittikçe zorlaşıyor.

                Türkiye'nin Cumhurbaşkanı, Başbakanı kimi AKP'li vekiller, yandaş ve "merkez " medyası o kadar bilgi kirliliği, yalan yaydılar ki insanların bu sis ve toz bulutunda sağlıklı düşünebilmesi zorlaştırdı.
Katliamın ilk anından itibaren HDP kendini patlattı yaklaşımı ve katliam HDP'nin mağduru oynayıp oy devşirme hamlesi olarak lanse edilmeye çalışıldı. Yandaş medya bunu oya gibi işledi. En yandaş kim olacak yarışına girdi. Tabii ki Akşam gazetesi birinciliği kaptırmadı ve manşetinden duyurdu "Talimat Esad'dan Bomba PKK'dan" . Bu minvalde yazılan onlarca haber vardı yandaşta. En büyük yalan buydu. Katliamı HDP'nin yapması, yapmasa bile arzulaması. Başbakan Davutoğlu'nun eylemi yapabilecek terör örgütleri listesinde de yok yoktu "IŞİD, PKK, DHKP/C, MLKP" aklına kim gelirse saymıştı Davutoğlu. Muhtemelen IŞİD'i yanlız bırakmak istemiyordu. Bu katliamı IŞİD'in yaptığını çok iyi biliyorlardı, ama kıvırıyorlardı. Tabii yalanlar bununla sınırlı değildi sosyal medyada dolaştırılan kimi görseller AKP'den etkilenmiş, oy veren, üye ve yöneticiler katliama adeta bir can simidine sarılır gibi sarıldılar. Neydi bu görseller kim piyasaya sürmüştü insanlar bunlara inanıp nasıl paylaşmışlardı. Görseller en baştan fiyaskoydu. Mitingi HDP'nin tertip ettiği yazılıyordu. Oysa mitingi DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tertip ediyordu. Yani işçiler, öğretmenler, doktorlar, mimarlar ve mühendislerin tertip ettiği bir mitingti. Mitingin şiarı "Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi"ydi. HDP mitinge katılan onlarca siyasi parti ve çerelerden sadece bir taneseydi. Diğer bir yalan ise burayı Cizre'ye çevirmeye geldik sloganı atan eylemciler. Zaten böyle bir slogan atılsa herhalde dünyanın en saçma sloganı olurdu. Cizre'de ne oldu ki insanlar böyle bir slogan atsın. Cizre'de olan şey olağanüstü hal, sokağa çıkma yasakları, 3 aylık bebeden 70 yaşındaki amcaya öldürülen insanlar. Buzdolabında saklanan naaşlardı. Cizre ile ilgili atılacak en makul slogan "Hiçbir yer Cizre olmasın" olabilirdi anca. Zaten öyle bir slogan atıldığına dair ne bir ses kaydı ne bir video var. Düzmece, geçelim bir başka sivri zeka örneğine bombanın patladığı anda söylenen bir marş "Bu Meydan Kanlı Meydan" neymiş bu şifreymiş. Tam o esnada patlamış bomba. Ama bizim sivri zekalılarımız bilmiyor ya da bilmezden geliyor. O marş Ruhi Su tarafından kaleme alınmış ve 1 Mayıs 1977'de Taksim'de katledilen emekçiler için yazılmış. Bu tarz büyük mitinglerde ise yıllardan beri söylenir.Bir başka kara çalma da DHKP-C'nin öldürdüğü ve devletimizinde kurtarmadığı ya da kurtarmak istemediği savcı Mehmet Selim Kiraz'ın odasına asılan orak-çekiçli DHKP-C bayrağı o alanda da varmış. Orak çekiç sosyalizmin simgesidir ve  kendisine sosyalist, komünist diyen pek çok örgüt bu simgeyi kullanır. Dünya'da da pek çok sol sosyalist parti veya grup bu simgeyi kullanır. Orak çekiç görünce akla ilk DHKP-C'nin gelmesi de art niyetlidir. Çok merak edenler için söyleyelim patlama esnasında görünen orak çekiçli bayrak Devrimci İşçi Partisi (DİP)ne aittir.  Yalanlar ve gerçekler gün gibi ortadadır. 

                İki bombacınında IŞİD üyesi çıkması yapılan tüm tartışmaları da anlamsız kılıyor. Aslında yapılması gereken tartışma ise iki cani ellerini kollarını sallayarak başkentin göbeğinde yüzün üstünde insanı katlediyor ve hükümetin bakanları, başbakan, cumhurbaşkanı hiçbir güvenlik zaafiyeti olmadığı söylüyor. Başbakan bir tık daha ileri gidiyor "Burası bir hukuk devleti" diyor ve ekliyor "canlı bombayı eylem yapmadan önce yakalayamayız." Oysa her aklı başında insan bilir ki; canlı bomba bir hırsızlık ya da cinayet faili gibi suçu işledikten sonra yakalanabilecek bir kişi değildir; suçla birlikte kendisini imha eder. Başbakan bu tutumuyla adete IŞİD'li teröristleri canlı bomba olmaları konusunda cesaretlendiriyor. Fakat aynı başbakan bir kente yapacağı ziyaret öncesinde şehrin emniyet güçleri alarma geçiyor ve başbakını protesto edebilecekleri düşündükleri kişileri gözaltına alabiliyor. Bu durumun sayısız örnekleri var. Aynı şekilde Bolu'da da bu durumla karşılaştık. Kendilerini protesto edeceğini düşündüklerini keyfi şekilde gözaltına alabilirler, ama canlı bomba eylemi yapmadan fail sayılmaz. Bu da hükümetin IŞİD'e yakınlığının bir başka göstergesi.

                Bu kadar yalan, dolan olunca ister istemez insanın aklına Hitler Almanyası ve onun yalan makinesi Goebbels geliyor. Goebbels'te Alman halkına yıllarca Yahudilerin aşağılık ve ihanetçi bir halk olduğu, sosyalistlerin vatan haini olduğunu inandırmaya çalıştı. Onun bu çabaları milyonlarca insanın vahşice katledilmesine yol açtı. Goebbels Nazilerin iktidara gelmesinden sonra ilk iş Almanya'da ki en etkili gazete ve radyo kanallarını eline geçirdi. En etkili Nazi propagandaları bu araçlar vasıtasıyla yapıldı. Yandaşlarına kesenin ağzını açtı ve bu meselede hiç cimrilik yapmadı. Goebbels yalan propaganda ve ateşli sloganlar bulma, kin ve nefret tohumları saçmada bir dahiydi. Dünya tarihinde ender rastlanacak bir türdü. En abuk sabuk yalanları bile kitlelere inandırmayı başarabiliyordu.

                Bizim ülkemizde de malesef Goebbels'e özenen onun gibi ustalaşmaya çalışan siyasetçiler, "gazeticiler" var. Sayıları da her geçen gün artıyor bizim Goebbelslerimizin. Ama gerçeklerde inatçıdır. Er ya da geç ortaya çıkar.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

ENFLASYON AĞUSTOS'TA YILLIK 19,25'E...
Enflasyon ağustosta aylık yüzde 1,12 olurken, yıllık yüzde 19.25 olarak gerçekleşti.

Haberi Oku