MİLENYUMDA  EĞİTİM


2000’li yıllarda, ne hayaller beslediğimiz milenyumda garip ve ilkel bir süreci yaşıyor insanlık..

Terör, savaş, eğitimsiz insan yığınları, sosyal  ve ekonomik dengesizliğin  en uçlarda yaşanması, ölümle yaşam arasında sığınacak yer arayan  mülteciler DÜNYA’nın rahatını bozdu.

Rahatsızlar zaten rahatsızdı, onlar için fazla bir şey değişmedi de,  Emperyaller de  hayli  rahatsızlar şimdi!.. duyarsız ülke toplulukları, mecburen “duymak” zorunda kaldılar...

İslamofobi ve ırkçılık tırmanıyor.. insanlar güvensiz, korku  ve endişe içinde, mutsuz.

Emperyalistler sömürdükleri gelişmemiş toplumları kalkındırmadıkça bu sorunlar büyüdükçe büyüyecektir..bunu görmeleri  için bu katliamlar mı yaşanmalıydı?

 

İnsan kötü değildir. İslam teröristleri bile.. Hiç bir insan kötü doğmaz.

Doğduğunda boş bir bilgisayar gibidir insan. Ne yüklerseniz onu yapar.

Emperyalistlerin manipüle ettiği radikal dinci örgütlerin içini dolduran unsurları  düşünün.

Emperyalistler bunları kendi  çıkarları doğrultusunda kolayca nasıl manipüle edebiliyorlar!

Çünkü içlerinde, aldıkları öğretilerde çağın akıl normlarından uzak gelişmemiş  bir kültür var.

Binlerce yıl öncesinin çağdışı kültürleri.

GERÇEK İSLAM ile alakası olmayan, medeniyetsiz, bin yıl öncesine dayanan çöl  kültürü ve arap milliyetçiliğini kutsal bellemişler.

Bu kültürün yayılımı için yapılan her türlü savaşı, adaletsizliği, katliamı sevap ve doğru biliyorlar.

Körü-körüne inanmış, körü-körüne sadık kalmışlar. Beyinleri yıkanmış.

Binlerce yil öncesinin vahset içeren öğretilerini uygulamakta tereddüt etmiyorlar.

Peki ayni kişiler Avrupa'da gelişmiş bir ülkede iyi bir ailenin çocukları olarak yetişselerdi  böyle olurlar miydi? Asla!

O halde asıl hedef bu kötülük yapan insanları yok etmeyi düşünmekten ziyade, sistemi sorgulamaktır.

Karşılıklı öldürdükçe, daha fazla zarar görme riski artar.

Onları yok etmek, bataklığın sineklerini avlamak gibi değil mi? Biri gider, bini gelir.

Aklı olan, bu insanlardan nefret etmek yerine; hem onları, hem kurbanlarını ve onlarla savaşan düşmanları da düşünmelidir.

Eğer kötü olan insan değil de; bir düzenek, bir sistem, EMPERYALİZM ise; 

daha fazla kazanmak için strateji üretiyorlar ve bu cahil insanları kullanıyorlarsa;

iyi insanlar da akıllıca örgütlenip  insan hayatını ve canını hedef almayacak bir sistem geliştirmelidirler.

Zira radikal dincilerle savaşmak da emperyalizmin sistemi ve planları içindedir.

O halde şiddete ve din ilkelliğine karşı olan, çağdaş düşünceli  barışçıl ve evrensel insan,

kendi varlığı için emperyalist sistemin dışına çıkarak onların hesapları  dışında strateji  üretmek zorundadır.

 

“ BİRLİK” hareketi gibi mesela.. Kendi varlıkları için buna mecburdurlar.

Tüm bu olanlara karşı; çağ dışı değerlere, öğretilere ve insana zarar veren çarpıtılmış din ve kültürlerine karsı, önce eğitime önem vermeli ;

okullarda gerçek dinin ne olduğu,  evrensel  erdem ve ahlak dersleri, empati dersleri okutulmalıdır.

Yeni ve çağdas bir müfredat için ne gerekiyorsa değişim sağlanmalıdır.

Gerekirse dünya barışı ve evrensel ahlaki değerler için UNESCO’ dan yardım istenip tüm BM ülkelerinde bu zorunlu tutulmalıdır.
NEDEN OLMASIN?

 

Yurtta ise; denizleri kirleterek, doğayı katlederek , ormanları yakıp  imara  açarak, her yere  3. dünya ülkelerine yaraşır çirkinlikte binalar dikerek, 

eğitimi  14 yılda yap-bozlarla işlemez hale getirip, üstelik de eğitimsizliği normal göstererek…

Eğitimsizliğin yarattığı alt kültürü "normal şehir kültürüne" dönüştürerek  bizi götürmek istedikleri yer neresi?

 

Yaşadığı ülkenin vatandaşı olarak çaresiz, insan yine de UMUT besliyor..

Siyasetçilerin siyaset için değil;  çevreleri  için duydukları, gerçek endişeleri dile getirdikleri; 

eğitim eksikliğinin toplumu ne hale getirdiğini görebilecekleri  günlere dair beslenen UMUT, insanı ayakta tutuyor..

Yurtta ve dünyada yaşadığımız bu tabloya bakarak; insanlık her şeyi yeniden tanımlamak zorunda.

“İNSAN OLMAK NE DEMEKTİR'den “  başlayarak...

 

Ülkelerin eğitim ve gelişmişlik düzeyleri , geri kalmış toplumlara olan duyarlılık derecelerine  ve bu toplumlara ne kadar destek oldukları ile ölçülmeli artık..

G20 zirvesi öncesindeki toplantıda Ali Koç, çok yerinde bir saptama ile insanlığın karşı-karşıya olduğu en büyük sorunu özetleyerek dedi ki;

“Eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir. Ben en azından eşitsizliğin minimum seviyeye indirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerçek sorun KAPİTALİZMDİR”

“Küreselleşmenin insan tarafı yok” diyen Koç sözlerini şöyle sürdürdü:

“İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en büyük göç dalgasıyla karşı karşıyayız. 60 milyon insan evini terk etti ve kötü insan hakları altında düşük ücretlerle çalışmaya hazırlar.

Burada özgür olarak serbest olarak dolaşamayan tek unsur insan.”

İkinci Dünya Savaşı’na göre gelirin 50 kat arttığını, ancak gelir dağılımına bakıldığında büyük bir ayrım olduğunu söyleyen Koç,

“Buradaki eşitsizliği anlamak için Einstein olmaya gerek yok” diyerek şöyle devam etti:

“Eşitsizliği asgari düzeye indirmek için yapılacak çok fazla senaryo var. Paradigmalar değişmeli” dedi.

Aklın yolu bir ve ülkedeki en büyük kapitalist ailenin ferdi olarak Ali Koç’un açıklaması çok manidar..

 

Köklü bir eğitim her türlü  sorunun çözülmesi için temel teşkil eder.

T.C. vatandaşı olarak bizler su anki durumumuzu bile CUMHURİYETE borçluyuz.

Cumhuriyete sahip çıkarak borcumuzu ödemeye mecburuz. Ancak o zaman çocuklarımıza torunlarımıza aydın bir gelecek sunabiliriz.

Cumhuriyetimizin mutlaka yanlışları, eksikleri olabilir. Bu bizim sorumluluğumuzdadır.

Toplumumuzda yanlışlık ve eksiklik varsa bu cumhuriyete yansıyacaktır.

Eğriliklerini düzeltelim ,

Eksiklerini tamamlayalım,

Yanlışlarını doğrultalım,

Ve asla geçmişin karanlığına, cehaletine teslim etmeyelim.

Avrupa ülkeleri Atatürk'ün devrimlerine ulaşabilmek için 1789 Fransız devrimine kadar tam 400 yıl mücadele etti.

Kendi din tarihlerinin şu an bizim olduğumuz gibi 1400.cü yılından sonra kör karanlıktan, engizisyon mahkemelerinden, aforozlardan kurtulup papazları  kiliseye kapatabilmek için,

insanın kendi onuruna hak ve özgürlüklerine kavuşabilmesi adına  400 yıl boyunca;

Can verdiler,

Kan döktüler,

Zindanlara atıldılar,

işkenceler  gördüler,

Giyotinlerde basları kesildi,

Ve sonunda basardılar.

MUSTAFA KEMAL  BU 400 YİLLİK SÜRECİ 1923’DEN İTİBAREN YİRMİ YİLA SIĞDIRABİLEN DÜNYANİN VE TARİHİN TEK LİDERİDİR.

Cumhuriyetin geriye doğru kaybedilmesi demek, geriye ve tarihe gömülmemiz demektir.

Zaman geriye akmaz.

Geride kalanlar ya da geriyi tercih edenler tarihin karanlıklarına gömülmeye mahkumdurlar.

CUMHURİYET’i korumak ve geliştirmek, bizim gelecek kuşaklara namus borcumuzdur.

 

Birinci adımda; Milli Eğitim Bakanlığı ülke çapında eğitimin kalitesinin artması için önlemler almalı ve hedefler koyup, bu hedeflerin yerine  gelmesini sağlamalıdır.

Standart bir öğretmen  kalitesi belirleyerek ve bundan asla ödün vermeyerek,  meslek liselerini  yeniden yapılandırarak ve becerilerine göre  öğrencileri tümden üniversitelere değil de,

bu liselere yönlendirerek meslek kazanmalarını sağlayarak, ve gençlere yeni meslek alanları açarak.. NEDEN OLMASIN?

Özellikle “Köy Enstitülerini”  yeniden hayata geçirerek, kaçırdığımız  olağanüstü fırsatı tekrar köylerimize- kentlerimize kazandırarak.. NEDEN OLMASIN?

 

“Dünyada barış, yurtta barış” ise insanların isteği, bunun ilk ve tek şartı iyi ve kaliteli “EGİTİM”dir.

Her kesimdeki  insanın eğitilmesidir..

Umut edelim ki; güçlüler bu akılda birleşirler de bir gün, DÜNYA VATANDAŞLIĞI gerçek olur..

Yine umalım ki, çok sürmese de biz de görsek…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

DOLAR REKOR TAZELEMEYE DEVAM EDİYOR!

Haberi Oku