SÖZ  MECLİS'İN TAM İÇİNE…

Son yazımda Antalya’nın konserve domatesinin yemeğe katılmak için hazır olduğunu yazmıştım. Esasen o malum görüşme sonrasında doğru soruyu sorabilen herkes  belki aynı kuşkuyu yaşamıştır.Baykal’ın bu süreçte misyonu ne olabilirdi? En yaşlı üye olarak meclis başkanlığı ilk oturumda yasal hakkı idi.Peki ya sonra…

           

            Ben bir gazeteci değilim fakat  “aslında yazacaktım”tahmin etmiştim”  veya “tam da kalemimin ucuna gelmişti” türünden ifadelerin özellikle köşe yazılarına hiç yakışmadığını gayet iyi bilirim.Yine de affınıza sığınarak belirtmeliyim ki malum görüşme sonrasında Baykal’ın meclis başkanlığı modeli üzerinden yürütülecek  bir kontrat tam da kalemimin ucuna gelmişti …Fakat bunu dillendirmek  arkasından çok daha vahim bir gerçeği de  eklemeyi gerektiriyordu : “AKP-CHP Koalisyonu”…Ne yalan söyleyeyim  bunu  yazmaya da elim varmadı …Bu konu yerine “ego nedir”, “nasıl bir hastalıktır”,  “kimlerde görülür” konularındaki  görüşlerimi örnekleriyle bildirdiğim geçen haftaki yazımı kaleme aldım.Diğer taraftan Baykal - Erdoğan görüşmesinden yola çıkarak  CHP- AKP koalisyonu öngörüsüyle  ofsayta  düşmeyi de göze alamadım zira HDP’nin  yüzde on üç oy aldığı bir seçimde CHP nin yüzde yirmi beşlik oyu oldukça yüksekti ve bence büyük çoğunluğu salt AKP karşıtlığı üzerinden elde edilmiş bir sayıydı…

           

            Ben bu endişelerle ve ofsayt tedirginliğiyle olacakları beklerken  siyasal partiler (AKP hariç) meclis başkanı adaylarını açıkladılar ve birçoğumuza “Lahavle” çektirdiler…Hiçbir maçta  ofsaytın metresi bu kadar ucuza gitmemiştir diye düşünüyorum…Sabah kahvaltısında (tükenmesin diye apar topar  koşturarak marketten kurtardığım!) Birgün gazetesinin manşetine baktığımızda hanımla birlikte bastık kahkahayı: “Başkan Adayları Düşman Başına”…

           

            Hadi anladık Baykal tamam... MHP’nin  bir erken seçim durumuna karşı AKP tabanı  ve diğer mütedeyyin seçmene yönelik İhsanoğlu’nu  parlatmaya çalıştığını varsayalım.O da anlaşıldı…Gerçi Bozkurt işareti ile pek komik gözüktü ama olsun…Peki ya  Dengir Mir Mehmet Fırat…On metre ofsayt…HDP’yi tercih eden sol seçmenin Altan Tan ile birlikte  rahatsızlık duyduğu iki isimden biri…Tan, bir televizyon programında açıkça “Mehmet Ali Aybar, Behice Boran kısacası Türk solcuları  Kürtler için ne yaptı?.. Nazım Hikmet bir şiir mi yazdı? Oysa Necip Fazıl Şeyh Sait için şiir yazdı...”  türünden ifadeler kullanınca  bu rahatsızlığı haklı çıkarttı…Dengir Mir Mehmet Fırat’ı  yazmaya gerek var mı?...HDP’ nin adeta  bir sürü çevreye  “Bu da mı ofsayt değil” dedirtmek  için verdiği  akıl almaz bir fırsat…

           

            Tüm bu verilerden anlaşılan o ki siyasal partilerin iradeleri ipotek altında.Belki biraz radikal bir söylem  oldu ama benim anladığım bu. AKP-CHP Koalisyonu ile ilgili olarak Süha Alparslan’ın “AKP’ye dokunan yanar” başlıklı yazısı bence de  gerçekleri  özüyle yansıtıyor…Buna ek olarak Özellikle İhsanoğlu ve Dengir Mir Mehmet  isimlerinin içinde yer aldığı denklemler bana yeni bir  Orta Doğu curcunasının ayak sesleri gibi geliyor…

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

NE DEDİ?

Haberi Oku