TERÖRLE MÜCADELE BU MU?

Delikanlılığa adım atmaya başladığımız yıllardı.
Fakir Baykurt, Yaşar Kemal, Mahmut Makal okuduğumuz yıllar.

Yaşar Kemal’in Dengbejlerinin ağıtları ile hüzünlendiğimiz,  İnce Memedlerle doğudaki, Çukurova’daki feodalizme ağalık düzenine tepki duyduğumuz günler.

Anlatırlardı Kürtlere yapılan zulmü  kitaplar, hocalarımız, köyleri basan başçavuşların köylüyü kadın, çocuk, çoluk köy meydanında toplayıp, erkekleri çırılçıplak soyup husyelerine ip bağlayıp karların üzerinde dolaştırdıklarını.

İnanamazdık, gözlerimiz dahi canlandırmak istemezdi manzarayı.

Neden derdik, neden onlar insan değil mi, onlarda bu ülkenin yurttaşı değil mi?

Yıllar yılları kovaladı,

Kürt hareketlerine yakın durmadık ama Kürt halkı üzerinde hakım sınıflar tarafından sürdürülen “milli zulme” hep karşı çıktık.

Onların bu ülkede kendi kültürlerini, kendi dillerini özgürce yaşama haklarının olduğunu hep savunduk.

Karşılıklı yanlış politikalar, Ortadoğu coğrafyasında yaşanan kan gözyaşı, emperyalizmin bu coğrafya üzerinde bitmeyen emelleri.

İnkârcı politikalar kadar “Arap Baharı” uydurmacası, Irak’ın parçalanmasından sonra ortaya çıkan bin türlü silahlı mücadeleyi esas alan yapılar coğrafyayı kana buladı, bulamaya da devam edecek öyle görünüyor.

Burada Türkiye çok daha akılcı bir politika sürdürebilir, coğrafyada oluk oluk akan kanı kendi topraklarına sıçratmayabilirdi.

Öyle olmadı,

Aslında ne oldu ise 7 Haziran’dan sonra oldu.

Bir el, malum eller düğmeye bastı.

Güneydoğu’da Irak, Suriye, Libya benzeri görüntüler vaka-i adiyeden olmaya başladı.

Birdenbire savaş derinleşti.

Görmediğimiz oranda bu tarafa şehit cenazesi gelmeye başladı, öldürülen Kürt eylemci sayısının haddi hesabı sayılamaz hale geldi.

Şehirler, kasabalar ağır havan topları ile dövüldü, tank sesleri sokak aralarına girdi.

Uzun sürelerle sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Biliyorduk, her türlü insan hakkının yok sayıldığı günler gelip çatmıştı.

Ama böylesini hiç görmemiştik.

Kürt silahlı kadrolarından bir militan öldürüldü ve cesedi zırhlı polis aracının arkasına bağlanıp Şırnak’ta saatlerce dolaştırıldı.

Savaşın da bir kuralı vardır.

Türkiye Cumhuriyeti bir devlettir.

Devletin güvenlik kadrolarının böylesi bir insanlık dışı görüntüyü sergileme hakkı yoktur, olamaz.

Bu yapılan eyleme gözdağı falan da denmez, denemez.

Bir gram haklılığı yoktur bu hareketin.

Ülkede bütün köylere, beldelere, kasabalara, il merkezlerinin sokaklarına linç kültürü egemen olmaya başlarken nefret kültürü egemen olmaya başlarken özel kuvvetlerin bu “eylem modeli” ancak bu ülkenin halkları arasına kin ve nefret kültürü eker,

Bugüne kadar hep barışı savunduk, savunmaya da devam edeceğiz.

Şehit cenazeleri bu tarafa gelmeye başladığı zaman onlar kadar üzüldük, acılarını paylaştık.

Yeter kan dursun dedik, hain tuzakları kınadık.

Hayatlarının baharında hain tuzaklarda hayatını kaybeden şehitlerimize yandık.

Anadolu’nun yoksul kentlerinin, yoksul ocaklarına düşen ateş bizi de yaktı.

Öncelikle ateş düştüğü yeri yakar.

Nereye düşüyorsa orayı yakar.

Ateş adres sormaz.

Yalımları durdurmak içinde irade gerekir, barıştan yana bir irade yalımları söndürür.

Barış savaşmaktan daha zordur.

Barışı savunmak zordur, şovenlerin, faşist ruhların tepkisini üzerinizde hissedersiniz ama barış silahların yerine insanların, yüreklerin konuşmasından daha evladır.

Hala ve her zaman,

Barış hemen şimdi…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

BAKANLIKTAN TAKSİ GENELGESİ
İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine taksilerle ilgili genelge gönderdi. Genelgeye göre denetimler artırılacak.

Haberi Oku