TÜRK FİLMİ  -II- :  'MUTLU  SON…”

Akşam konuklarımız vardı. Demokrat dostlar. Seçim sonuçları gelmeğe başladığında onlara yemek hazırlamakla meşguldüm. Kısacası henüz konsantre olamamışken AKP  % 54 gibi sayılar görüyorum göz ucu ile. Saat daha 18:30. “Eski sonuçlar bunlar karşılaştırma amacı ile veriyorlar herhalde” diyorum. Ne zaman ki televizyonun sesini açıp olaya konsantre olduk tam manasıyla eşekten düşmek ne ise onu yaşadım diyebilirim. Açılan sandıklar %70 e vardığında AKP halen ellilerin üstündeydi. Eşi dostu arayayım dedim. Birçok telefon yanıt vermiyor. Belli ki herkes aynı durumda.Telefonunu açana soracağım “Aynı sonuçları mı görüyoruz yoksa biri bana kamera şakası mı yapıyor?”  

 

Kamuoyu araştırma kurumlarının, yandaş medyanın, bilcümle yazar ve yorumcunun, yandaş kitle örgütlerinin ve en önemlisi siyasi iktidarın mümessillerinin dahi ağızlarına almaya cesaret edemedikleri dahası akıllarına bile getirmedikleri bir oranla AKP iktidar…

 

Olayın sıcaklığı geçtiğinde kafam biraz dinginleşiyor. “Ne oldu?”  “Nasıl oldu?” derken  “Dur arkadaş …Neye şaşırıyorsun? Bu  filmin senaryosunun ne olduğunu sen aylar önce yazdın” diyorum kendime…24 Temmuz 2015 tarihli  “TÜRK FİLMİ”  başlıklı yazımı anımsıyorum. Suruç katliamının  hemen ardından kaleme aldığım yazımı olduğu gibi paylaşmak isterim izninizle…

 

***

 

TÜRK FİLMİ…

Sinemanın mutaassıp yıllarında çekilmiş  siyah beyaz Türk Filmlerinde  baş erkek oyuncunun  kendine yüz vermeyen baş kadın oyuncuyu elde etme numaralarından en bilineni  şöyle gerçekleşir:

Baş erkek oyuncu  çok yakın arkadaşı  (günümüz diliyle kankası) olan  yardımcı erkek oyuncudan  bir sokak serserisi kılığına girmesini  ve  Beyoğlu’nun  arka sokaklarında yürümekte olan  baş kadın oyuncuya sarkıntılık etmesini ister. Bu kimi zaman  kapkaç, çanta cüzdan çalma türünden durumlar olarak da gerçekleşebilir.Tam bu esnada  kendisi gelir ve  hırsız ya da tacizci  kılığına  girmiş olan kankasını   bir iki yumrukta yere serer.Baş kadın oyuncuya  çalınan cüzdanını geri verir.Birlikte yürüyüp sohbet etmeye başlarlar.Randevuyu koparan baş erkek oyuncu keyifle kankasının  yanına döner.Akşam meyhanede rakı içerken durum değerlendirmesi yaparlar.Yardımcı erkek oyuncu  kimi zaman da baş erkek oyuncunun kiraladığı gerçek bir serseri olabilir.O zaman  randevunun koparılmasının ardından baş erkek oyuncu  serserinin cebine üç beş kuruş dayak yeme parası koyar ve gönderir.

 

Kuşkusuz bu senaryo  filmlerde bu kadar basit ve bedeli bir iki yumrukla geçiştirilebilecek bir durumken ,aynı mantıkla devlet otoritesi tesis etmeye , siyasi iktidar saltanatı sürdürmeye, seçim yatırımı yapmaya ve  de “dünya kamuoyuna mesaj verme”ye  kalkmanın faturası çok ağır ve can yakıcı oluyor.

 

Ne yalan söyleyeyim “Türk Uçakları  IŞİD’i bombalıyor…”,  “Hem karadan hem Havadan”, “Türkiye savaşa girdi”  türünden yorum,açıklama ve manşetlerin benim açımdan zerre kadar  değeri yok.Belki biraz komplocu bir yaklaşım  ama hepsinin yukarıda anlattığıma benzer bir “film”  pardon düzeltiyorum  “seçim” kurgusu olduğunu savunuyorum.Bu kurguda roller belli.

 

Siyasi İktidar: Baş erkek oyuncu

IŞİD: Baş erkek oyuncunun kankası

Erken Seçim ve Güneydoğuda  kaybedilen oylar: Baş kadın oyuncu

 

Senaryo mu? Bence net… Yardımcı erkek oyuncu  katliam gerçekleştirme konusunda kompetandır.Katliamın, Suriye’de,Kobane’de ya da Suruç’da olması onun için bir anlam ifade etmediğinden rutin işini yapmaktadır.

Baş erkek oyuncu Türkiye ne kadar karışırsa tek başına iktidar olma şansının o denli artacağına inanmaktadır.IŞİD’in hakim olduğu bölgede dağı taşı bombalayarak Türk ve dünya kamuoyuna İslami Terör ile nasıl mücadele ettiğini ispatlarken diğer taraftan Suruç katliamının güya “hesabını sorduğunu”  ve “katledilenlerin kanını yerde bırakmadığını” kanıtlamak azmindedir.Böylelikle bölgede yeniden sempati kazanma peşindedir.Ayrıca laik ve ulusalcıların saf olanlarına bile  “helal sana” dedirtebileceğini düşünmektedir.

Uzatmayalım bu yazdıklarım  size ilginç  garip ya da gülünç gelebilir. O halde ben de bütün bu yaşananlardan sonra bana ilginç ve gülünç gelen şeyleri sıralayım:

 

·         Bölgeyi titreten azılı bir terör örgütünün birkaç pikapla gelip doğrudan Türk Askerini hedef alması

·         Davutoğlu’nun  onlarca diplomatı elinde rehine bulundurduğu günlerde  “Kızgın Müslüman Gençler” olarak  tanımladığı  bu örgüte,  pikapla yaptıkları saldırı  sonrası “Suriye hava sahasını ihlal etmeden(nasıl oluyorsa)” bomba yağdırması

·          Angajman kuralları denilen kayıkçı kavgasını üçüncü dünya savaşına çeviren TV kanalları

·         İktidarın Orta Doğu’daki taşeron örgütlere    MİT kamyonları marifetiyle  silah yardımı yaptığını   teşhir eden   bu yüzden  bedel ödemekle tehdit edilen bir gazetecinin  gazetesinde  yayınlanan   “IŞİD bombalanıyor şu kadar ölü” türünden manşet (Bu da herhalde senaryoya AKP-CHP Koalisyonunu ekleme çabası)

·         IŞİD’e  sözde savaş açan  hükümetin IŞİD’den “rahatsız” Avrupa ülkeleri ve AB ile bilinen hiçbir resmi görüşmesi olmaksızın  sözde operasyon çekmesi

·         Sürekli “AKP   IŞİD’i destekliyor” diyen kimi  çevrelerin  “ABD IŞİD’İ bitirmek için  Türkiye’yi kullanıyor” noktasına gelmesi

 

Peki bu kadar basit mi? “Bunca ölüm bunca kan sadece bu ve  benzeri senaryolar için mi?” Sorusu geliyor akla kuşkusuz.Tarihimizden bir örnekle bu soruyu yanıtlamalıyım.12 Eylül’ün mimarı Kenan EVREN’in o meşhur itirafı yeterli olur sanırım: “ Biz İhtilali daha önceden yapacaktık ancak şartların olgunlaşmasını bekledik”…..

           

            Sonbahara kadar bu filmi daha çok izleriz diye düşünüyorum.Seçim kampanyalarında“Kimsenin cesaret edemediğini biz yaptık IŞİD’e de dersini verdik” propogandalarıyla birlikte…Ha aksi olur da  gerçekten  Türk Ordusu IŞİD’in inlerine girerse bende de  klavyeye dokunacak  hal kalmaz o ayrı… Yalnız en önemlisini bütün bu yaşananlar esnasında sadece ölümler gerçek…Evet maalesef  çocuklar,gençler, sivil halktan unsurlar ölüyor, tarafı,ideolojisi,etnik kökeni,mezhebi,üniforması hiç fark etmez bu senaryoda en ağır bedeli onlar ödüyor.Bu bedel kimi zaman hepimize insanlığımızı sorgulatıyor.

***

Evet yazı bu idi…Bu yazının hemen ardından PKK ve DHKPC operasyonları başladı.

Şimdi burası çok önemli. Sabah haberlerinde Eyüp Sultan Camiinde namazını eda edip  basına demeç veren Erdoğan aynen şu cümleyi kullandı: “Yaşanan kısa süreli gelişmeler milli iradeyi  istikrarı seçmeye yönlendirmiştir”… İşte bu cümle  tarihe not düşülen  açık bir itiraftır. Nedir bu kısa süreli gelişmeler? Bu gelişmelerin kısa süreli olacağını  biliyor muydunuz? Ülkeyi çok büyük bir tehdit altına alan  zat-ı alinizin ve başbakanınızın  tabiri  “kokteyl terörizmi” şimdi bir anda “kısa süreli gelişmeler”e mi dönüştü? Bu  “kısa süreli gelişmeleri”  başınız sıkıştığında  gene  “kokteyl terörizmine” dönüştürüp ısıtıp sofraya sürecek misiniz?

 

Bu yazı uzar gider…Ancak aritmetik diye bir gerçek var. O da bize AKP’nin  Güneydoğu oylarını geri aldığını ,MHP’nin oylarını çaldığını, terör paniğine kapılan kimi CHP seçmeninin oylarını da kapattığını gösteriyor.CHP, oyumu  300-500 bin artırdım diye kendini kandırmasın…Katılımın  çok yüksek olduğu bir seçimde yerinde sayan bir partinin  aslında oy kaybettiğini  yine aritmetik olgusu açıklıyor.Bir de sosyoloji ve siyaset olguları var.Onlar da  “Kandil” in  Demirtaş’a  “Sen bizim davamızda parlamentarizmi fazla ön plana çıkartır oldun, bu can sıkıcı bir durum” türünden  bir mesajı olduğunu gösteriyor.Zira Kandil’in son üç ayda uyguladığı stratejinin bu sonuçlara etkisini yadsımak saflık olur.Kısacası  HDP’nin mecliste 50 ya da 80 milletvekili ile temsil edilmesinin koalisyon ortağı olamayacağı sürece PKK için  çok da önemli bir farkı olmadığını   düşünüyorum…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

ENFLASYON AĞUSTOS'TA YILLIK 19,25'E...
Enflasyon ağustosta aylık yüzde 1,12 olurken, yıllık yüzde 19.25 olarak gerçekleşti.

Haberi Oku