UĞUR MUMCU'SUZ 28 YIL...

Ankara’daki evinin önünde 24 Ocak 1993’te uğradığı bombalı suikast sonucu yaşamını yitiren araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu’nun bugün 28’inci ölüm yıldönümü.

Prof. Dr. Emre Kongar, gazeteciliğe yeni bir soluk katan Uğur Mumcu’yu, Uğur Mumcu gazeteciliğini, suikasta giden süreci ve geçen 28 yılı BirGün’e anlattı.
 

ARAŞTIRMACI GAZETECİLİĞİN ÖNCÜSÜ

Mumcu’nun araştırmacı gazeteciliğin öncüsü olduğunu söyleyen Kongar, “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak” ifadesinin Mumcu’ya ait olduğunu hatırlattı. Mumcu’nun yazılarını, konuşmalarını bilgi ve belge sahibi olmadan yayımlamadığına dikkat çeken Kongar, “Köşe yazarlığında birtakım insanların deneme stili kendilerinden menkul dedikoduları yazmaları veya gerçeklere uygun olmayan fikirler söylemeleri Uğur için çok yanlış bir şeydi. Uğur bu geleneği bozdu ve doğru bir yere oturttu. Ona belgeci gazeteciliğin, araştırmacı gazeteciliğin öncüsü diyebiliriz” dedi.

Belli baskı dönemlerinde bilim insanları ve yazarların üretimden alıkonduğu sıralarda gazetecilerin bir şeyler yapmaya çalıştıklarını vurgulayan Kongar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Genellikle toplumsal ve siyasal olaylar hakkında araştırma ve konuşma yapması gerekenler sustuğunda tek konuşabilen, tek gerçekleri aktarabilen kesimler gazeteciler kesimi olabiliyor. İşte Uğur bu kesimin öncüsüydü ve genç gazeteciler onun yolundan yürüyerek mesleklerini yapmaya çalıştılar. Uğur’un ikinci özelliği temel, toplumsal süreçleri görebilmesi ve toplumu biçimlendiren temel toplumsal süreçlerin analizlerini iyi yapabilmesiydi. Esas olarak din eğitimi, imam hatip okulları biçiminde Türkiye’ye egemen kılındı. Uğur özellikle eğitime, göçe ve bir de siyasetle, din ve ticaret arasındaki ilişkilere dikkati çekti. Siyaset, ticaret ve tarikat üçgeni şeklinde üçlü bir köşegen kurdu. Bütün mafya ilişkilerinin, yolsuzlukların ve karanlık ekonomik alışverişlerin, mali birtakım yolsuzlukların hepsinin bu üçgen içerisinde olduğunu belirtti. Ona göre bu üçgen aslında emperyalizmin bir ortağı olduğu ve onun desteğiyle gelişen bir tuzaktı.”

Kongar, “Türkiye’de demokrasinin en büyük düşmanı, demokratik hak ve özgürlükleri sadece kendileri için isteyenlerin halkı aldatmasıdır” şeklinde konuştu.


SATIR SATIR ANLATTI

Mumcu’nun açıkça 1970’lerde başlayan din eğiliminin onun öldürüldüğü zamana kadarki yaklaşık 20 yıl içerisinde Türkiye’ye egemen olduğunu belirten Kongar, sözlerine şunları ekledi: “Türkiye bir din devletine götürülüyor demokrasi tahrip ediliyor, diyordu. Bunun yankı bulduğu yerde köyden kente göç eden ama şehirlileşemeyen nüfusun din üzerinden aldatılmasıydı. Adeta geleceği gören bir insan gibi bugünlerde yaşananları satır satır anlattı. Önce olayları tek tek izler ondan sonra onların nedenlerine ve sonuçlarına bakar ve sonra hepsini birleştirip nasıl bir etki yaratacaklarını anlamaya çalışırdı. Buradan çıkmıştır siyaset, tarikat ve ticaret üçgeninin ilişkileri. Bunu emperyalizmle birleştirdiği zaman Türkiye’ye kendi rejimini ihraç etmek isteyen komşu ülkeler, Türkiye’nin yönetimini kendi dış politikasının bir aracı olarak kullanmak isteyen büyük ülkeler Uğur’un merceğinin altına girdiler. Nitekim öldürülmesinde de bu tür ilişkilerin hem Türkiye’ye kendi rejimini ihraç etmek isteyenlerin hem de emperyalizmin yerli işbirlikçilerinin çok büyük etkisi vardır.”

Mumcu’nun dinle, tarikat ilişkilerini; siyasetin ticaretle olan yozlaşmış ilişkilerini; dinin, ticaretle olan ilişkilerini açığa çıkardığını aktaran Kongar, “Uğur’un öldürülmesi birkaç amaca yönelikti. Esas olarak bağımsız, özgür, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin istikrarsızlaştırılmasına dönüktü. Her insan eleştirisini, düşüncesini özellikle iktidara yönelik eleştirisini ifade edebilme hakkına ve özgürlüğüne sahip olmalıdır. Uğur bir ölçüde bunu engellemek için öldürüldü. Uğur Mumcu’nun öldürülmesi Türkiye’ye yapılmış bir suikasttır. Türkiye’nin Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, laiklik, hukuk devleti, sosyal devlet yolunda ilerlemesini engelleyen bir cinayettir” diye konuştu.


MÜTHİŞ BİR BASKI MEVCUT

Uğur Mumcu cinayetinin Türkiye’deki ekonomik ve mali yolsuzlukların da ortaya çıkmasını engellemek için gerçekleştirildiğini söyleyen Kongar, son olarak şunları dile getirdi: “Günümüzde baskı Uğur Mumcu zamanındaki baskıdan daha da yoğun. Olaylar da aynen Mumcu’nun dediği gibi gelişti. Dolayısıyla bugünlerde onun öngördüğü değişmeleri vurgulamakla uğraşıyoruz. Bugünlerdeki en büyük sorun yargının Mumcu zamanında olduğundan çok daha siyasallaşmış niteliği. Günümüzde müthiş bir baskı söz konusu.”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122

BOLU'DA ARAÇ SAYISI ARTTI
Türkiye genelinde trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı araç sayısı Ocak ayı sonu itibari ile 24 milyon...

Haberi Oku