VATANDAŞIN TERCİHİNE 'BEYİNSİZ” TEPKİSİ

Şimdi 1 Kasım sonuçlarını yorumlarken tercihini AKP’den yana kullanan vatandaş için aşağılayıcı terimler kullanılmaya başlandı.

Kimisi “bidon kafa” diyor, kimisi “bir millet layık olduğu şekilde yönetilir” diyor.

Benzeri ifadelere gerek sosyal medyada kullanılan anekdotlarda gerekse de ulusal basının bazı kalemlerinde sıkça görebilmek mümkün.

 

Seçmenin yarısı AKP’ye oy verdi.

Bunun sebeplerini sorgulamadan direkt olarak vatandaşı eleştirmek

% 50’yi kemikleştirir.

Ülkede sağ muhafazakâr kitlelerin daha da sağ eğilimlere savrulmasına yol açar.

Şunu irdelemeden sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek mümkün değildir.

Türkiye’de bir “milliyetçi cephe” refleksi her zaman var oldu.

Türkiye’de 12 Eylül sonrası kurulan Aydınlar Ocağının piyasaya sürdüğü Amerikan patentli Türk-İslam sentezi her dönemde taraftar buldu.

Türk-İslam sentezi irdelenmeden, İttihat Terakkiden, Hürriyet ve İtilaf Partisinden bu yana toplumda hep meşru akımlar olarak kabul gören bu milliyetçilik, dincilik, muhafazakârlık vs. gibi cereyanlar Osmanlı’da da karşılık buldu, cumhuriyet sürecinde de karşılık buldu.

Türkiye’de iktidarlar hep pragmatistdir, makyavelistdir.

Örneğin İttihat ve Terakki Partisi teorisyenleri Enver ve Talat 1.Dünya savaşında savaş politikalarını Osmanlı’nın etnik milleti Türklere kabul ettirmek için Kafkasya cephesinden, Anadolu’ya Türkçülük, Pan-Türkist akımı öne çıkarmış, çok milletli bir Osmanlı’dan etnik ulus olarak Türk milleti baş hatlı yeni bir devlet yapılanması içerisine girmek istemişlerdir.

Ama aynı Enver ve Talat Arabistan çöllerinde Arap milletlerini karşısına almamak için Pan-İslamist bir çizgi izlemekte bir sakınca görmemişlerdir.

Yani Osmanlı İmparatorluğunun yeni yöneticileri Kafkasya’da Türkçü, Arabistan’da Ümmetçi olabilmişlerdir.

Bunda hiçbir sakınca görmemişlerdir.

Padişahın partisi, Hürriyet ve İtilaf Partisi ise emperyalist ülkelerle işbirliğinde hiçbir beis görmeyen ümmetçi, dinci, şeriatçı, işbirlikçi, hilafetçi bir çizgi izledi; ta ki dağılana, hilafetçiler ülkeyi terk edene kadar.

Türkçü, İslamcı, ümmetçi, hilafetçi bu iki partinin ideolojileri Osmanlı’dan geriye sadece İç Anadolu’yu bıraktılar Sevr Anlaşması ile.

Milli Mücadele ile Mustafa Kemal zor olanı başardı bağımsız, onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti tesis edebildi, Osmanlı’nın küllerinden yepyeni bir devlet oluşturdular, hilafeti kaldırdılar.

Ardından gelen Milli Şef dönemi toprak reformuna karşı çıkan toprak ağalarının kurduğu Demokrat Parti’nin Amerikancı çizgisi ile muhafazakârlığın, dinciliğin, işbirlikçiliğin temelleri tekrar atıldı Türkiye’de.

Araya giren açık faşist dönemler ve Aydınlar Ocağı’nın 12 Eylül’den sonra Osmanlı’nın pragmatist ideolojisi Pan-Türkçü ve Pan-İslamcı çizgisini birleştirerek Türk-İslam sentezini formüle etti.

İşte bu Türk-İslam sentezi ayrı ayrı hareket eden ANAP, DOĞRUYOL, MHP, MSP gibi milliyetçi, muhafazakâr, şeriatçı partilerde vücut bulup füzyonu AKP’de gerçekleştirdi.

İki ayrı çekirdek birleşti, büyük çekirdeği meydana getirdi.

Tıpkı iki ayrı atom çekirdeğinin birleşip büyük çekirdeği meydana getirmesi gibi…

İşte Türk&İslam iki ayrı çekirdeğin füzyon hali birleşme halidir AKP.

Füzyon olayı bilimsel olarak ta birçok sakıncayı beraberinde getirmektedir.

Çok fazla enerji çıkartır, doğru yönetilemezse etrafını yakar, yıkar, disipline edilmesi çok zordur.

Füzyonun başarı ile gerçekleştirilmesi halinde başka bir siyasi iradenin toplumda karşılık bulabilmesi için en az füzyoncular kadar kararlı olabilmeleri ile mümkün olabilir.

Diğer siyasi iradelerin Türkiye’de bu kararlılığı yaratabilmeleri an itibari ile yapısal olarak çok zordur.

Hiçbir ilkeleri olmayan yapıların kof herkes tarafından tecavüz edilebilecek olan korunaksız hallerine millet, adına “istikşafi görüşmeler” denilen 33 günlük sürede çok ama çok iyi tanımıştır.

Öngörüsü olmayan ya da olamayan “hayırcılık” ile gün geçiştiren bir diğer yapının füzyon karşısında başarılı olabileceğini beklemek ise ham hayaldir.

Sistemin üçüncü partisi ise kendi deyimleri ile “kızılca kıyamette bir ahtapot” ile mücadele etmişlerdir.

Doğrudur da.

Ve sadece bu yüzden karşılarındaki yüksek enerji ve şiddete karşı, her yerden üzerlerine doğru gelen demagojiye karşı, şiddete karşı kurumlarını muhafaza edebilmişlerdir.

 

Bu bağlamda, Osmanlı’dan, İttihat Terakkiye, İttihat Terakki’den, darbe kliklerine, sağ iktidar partilerine, Aydınlar Ocağı’na kadar teorize edilen Türk-İslam sentezi ile bu kez füzyon ile bir bileşke haline getirilmiştir.

Enver’in de yaptığı gibi, çoğunluk partisi AKP, Türk-İslam sentezinin koşullara göre Türkçü yanını ya da İslamcı yanını öne çıkaracak, Karadeniz’de Türkçü, İç Anadolu’da İslamcı olarak karşımıza çıktı.

Türklerin milliyetçi yanını, muhafazakar kitlelerin ise kökten dinci yanını okşaya okşaya iktidara gelmiş bunu derinleştirerek, geliştirerek toplumun hücrelerine, iliklerine kadar nüfuz etmiştir.

Bunu hayata geçirirken muhalif unsurlara sopa, hapis, Kürtlere karşı etnik zulüm, bu faşist politikalara karşı toplumsal desteği sıfırlamak için medyanın tamamına baskı tahakküm.

İç güvenlik yasası.

Böylesi bir muazzam propagandayı Goebbels’i kıskandıracak şekilde yürüten AKP’nin politikalarının farkında olamayan sosyal yardımlara muhtaç, geçim sıkıntısını AKP’nin çözeceği kanaatinde olan, cennet&cehennem ikilemine girmiş, büyük Osmanlı hülyaları içerisine sokulmuş, imparatorluk hayalleri rüyasına giren çaresiz kitlelerin, canlı bombalar ile korkutulan kitlelerin AKP’ye yönelmesi neden bazılarını şaşırtıyor ki?

Sen gazete olarak, muhalif Sözcü gazetesi olarak seçim günü manşetine beyin fotoğrafı koyarsan kitleleri küçümsersen seni de beyin salatası yapıverirler…

 

Tekraren bu çok kapsamlı olabilecek, bir makale formatını aşabilme potansiyeli olan bu yazıyı daha fazla baş ağrıtmamak için burada kesiyorum.

AKP diktatörlüğü ile mücadele azmi içerisinde olan bütün güçleri, kişileri, sosyal medya kullanıcılarını halkı aşağılamaktan vazgeçip seçimlerle ilgili nitelikli değerlendirmeler yapmaya davet ediyorum.

Halkı tekrar kazanabilmenin yollarını aramaya, pasifist “ben bıktım, bu halktan bir şey olmaz,  cellâdına âşık bu millet vs. gibi ” yorumlardan derhal sıyrılıp “ben nerde yanlış yaptım” “benim oy verdiğim partiler hangi konularda yanlış yaptılar, bu toplum nasıl tekrar dönüştürülebilir” gibi konularda kafa yormaya davet ediyorum.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

BAKANLIKTAN TAKSİ GENELGESİ
İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine taksilerle ilgili genelge gönderdi. Genelgeye göre denetimler artırılacak.

Haberi Oku