Gündem:
ABİDİKÇİ-GÜBİDİKÇİ BOLU BEYİ'NE KARŞI  KÖROĞU ve TORUNLARI #HAYIR DİYOR
KÖROĞLU ve TORUNLARI #HAYIR DİYOR

Sarayın, “düşük profilli” ve abidiksiz-gübidiksiz Başbakan olarak atadığı(!?) Binali Yıldırım’ın Bolu mitinginde Bolu Beyi’nin torunları” demesi, kimin neyi savunduğunu, kimle saf tuttuğunu göstermesi bakımından, ibretlik bir durum muhasebesi yapmamız gerektiğini bize açık ve net olarak göstermiştir.

Binali Yıldırım’ın Bolu mitinginde halka “Bolu Beyi’nin torunları” demesi, yaklaşık iki yıl önce yazdığım yazının güncelliğini koruduğunu ve her zaman koruyacağını kanıtlamıştır.

medya14.net sitesinde 26 Haziran 2015 tarihli ilkyazımın başlığına “HANGİ TOPRAĞA KÜLTÜR EKELİM? Köroğlu’nun Toprağına mı? Bolu Beyi’nin Toprağına mı? Sorularını koymuştum.

Yazımın konusu klasiktir-idealdir. Yüzyıllar geçse de, insanlar ve toplumlar değişse bile, bir yapıt en geniş halk kitlelerine estetik zevk ve haz veriyorsa (örneğin; Köroğlu, Dadaloğlu, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal… türkülerinin, Yunus Emre, Hacı Bayram Veli ilahilerinin yüzyıllar sonra hala zevkle söylenip dinlenmesi…) estetik bilimine göre klasiktir-idealdir.

Bu yazı, teması gereği evrenseldir. Bolu Beyi- Köroğlu söylencesinden (mitolojisinden) hareketle, zengin-fakir, ezen-ezilen, yöneten-yönetilen gibi tüm insanlığa mal olan çelişkileri yorumladığı için evrenseldir.

Bu nedenlerledir ki, Bolu Beyi ve Köroğlu ne zaman gündeme gelirse gelsin bu yazı en geniş halk kitleleri tarafından okunarak kabul görecek ve güncelliğini asla yitirmeyecektir.

İlkyazımdan birkaç pasajı buraya alıntılıyorum:

 “Bolu Beyi’nin zorbalığını, zulmünü ve sömürü düzenini, yaşam biçimi ve ideolojisi haline getirmiş piyonlar tarafından, Köroğlu adının paravan olarak kullanıldığı göstermelik festivaller, sempozyumlar, bilimsel, sanatsal ve kültürel etkinlikler düzenleniyor.

Egemen güçler ve onların işbirlikçileri, sınıfsal kimlikleri gereği Bolu Beyi’nin toprağına kültür ekmeyi amaç edinmişlerdir. Sömürü hırslarını sürdürebilmek için, Köroğlu söylencelerini (mitolojilerini) yaşadığı gündelik hayata uyarlayamayan ve içselleştiremeyen aptal ve korkak bir toplum yaratmaya çalışmaktadırlar.

Köroğlu’nun haksızlığa ve zulme boyun eğmeyen kahramanca direniş mitini değil, zorbalığın, zulmün, sömürünün ve feodal mütegallibenin (zorbanın) simgesi olarak söylencelerimize mal olmuş Bolu Beyi gibi, yaptıkları her olumsuz şeyi -hak gaspını, hukuksuzluğu, hırsızlığı, zulmü, zorbalığı…- yaşantılarımıza egemen kılmaya ve boyun eğerek kabullenmemizi amaçlamaktadırlar.

…biz bugün, Hıristiyan kilisesinin ve derebeylerinin ortaçağda Avrupa halklarına yaşattığına benzeyen, dinci-gerici dayatmalara boyun eğmeye, din görünümlü gerici hurafelere ve dogmalara inandırılmaya,  kendi söylencelerimize ve kültürümüze yabancılaştırılarak söylencelerimizle taban tabana zıt bir yaşam tarzına zorlanıyoruz.

Egemen güçlerin ve piyonlarının topluma reva gördüğü gerici, dinci, mezhepçi, etnisiteci, zorbalığa ve zulme dayalı gündelik hayat, Köroğlu söylenceleri ve kültürümüzle asla uzlaşmamaktadır. Köroğlu söylencelerini ve kültürümüzü, yaşam ve hayat gerçekliği üzerinde inşa etme zorunluluğunu, Türk kültüründe ağacın kutsallığı motifi üzerinden Gezi Parkı-Haziran Direnişçilerinin pratikleri ve söylemleri kanıtlamıştır. Türk kültüründe kült ve mit olarak önemli bir yer tutan Nordugan-Hayat Ağacı diğer bir deyişle Nevruz-Bahar Ağacı’na Gezi Parkı-Haziran Direnişçileri sahip çıkarak, Köroğlu’nun toprağına çağdaş kültür tohumlarını Köroğlu’na yaraşır biçimde kahramanca ekmeyi başarmışlardır.

1968 kuşağının Köroğlu mitlerinden birisi olan Mahir Çayan’ın oligarşi tanımında yer alan Tüccar Mütegallibe (zorba), din görünümlü, takva temelli, en gerici ekonomik çıkar çeteleri olan cemaat-tarikat örgütlenmeleri ile feodal kasaba eşrafı zihniyetinin içiçe geçtiği iktidar gücünü, devleti ve kentleri Bolu Beyi gibi yağmalayarak kullanmaya çalışmaktadır. Tüccar mütegallibe’nin devleti ve kentleri yağmalamasına, çağdaş kültürün üretilmesinde en önemli engel olan dinci feodal gericiliğe karşı, Gezi Parkı-Haziran Direnişçileri Köroğlu mitini kahramanca hayata geçirmişlerdir.

Bolu Beyi ile Köroğlu karşıtlığı, uzlaşmaz (antagonist) yaman bir çelişme ve çatışma motifi olarak yaşantılarımızda yerini almıştır. Köroğlu söylencelerini benimsemiş, yaşadığı gündelik hayatla içselleştirmiş, yaşamına uyarlayarak dersler çıkarmasını bilen bir toplum olma yolunda, Köroğlu’nun toprağına çağdaş kültür tohumları eken Gezi Parkı-Haziran Direnişçilerini saygı ve minnetle anıyor, Köroğlu’nun toprağına kültür ekmek için yayın hayatına haziran ayında başlayan medya14.net’i başarı dileklerimle selamlıyorum”.

Abidiksiz-gübidiksiz açık ve net olarak yazmışım ve Köroğlu’ndan yana tavır koyan başta İZZET BAYSAL BABAMIZ olmak üzere Köroğlu’nun bereketli toprağına ÇAĞDAŞ TÜRK KÜLTÜRÜ eken Boluluları selamlamışım.

Sarayın, “düşük profilli” ve abidiksiz-gübidiksiz Başbakan olarak atadığı(!?) Binali Yıldırım’ın Bolu mitinginde “Bolu Beyi’nin torunları” demesi, ilk defa karşılaştığımız tesadüf ve dil sürçmesine dayalı bir söylem değildir.

Yaklaşık bir ay kadar önce AKP Bolu İl Teşkilatı 65. İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda konuşan  AKP Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay’ın “Bu referandum süresinde Bolu, Bolu Beyi’ne yakışır bir şekilde hareket edecek, çok güçlü bir şekilde Bolu’dan evet diyeceğiz” söylemiyle, Köroğlu’na karşı Bolu Beyi’nin yanında saf tuttuğunu ilan etmesi, abidikliğin-gübidikliğin ne olduğunun sorgulanması bakımından ibretlik bir tutumdur.

Bolu Beyi ile Köroğlu karşıtlığını ve mitolojisini (söylencesini) EZEN-EZİLEN çatışması üzerinden okumasını bilmemek, üstelik bir partinin üst düzey temsilcileri tarafından çözümlemesini yapamamak ve gündelik hayat ile içselleştirmemek; Türk diline, Türk kimliğine ve çağdaş Türk kültürünün üretilmesine düşman olan zihniyetin dışa vurulmasıdır.

Bolu Beyi ile Köroğlu karşıtlığını ve mitolojisini (söylencesini) EZEN-EZİLEN çatışması üzerinden, gündelik hayat ve evrensel yaşam bağlamında en somut ve en güzel tahlil eden BÜLENT ECEVİT olmuştur.

Sevgili Bülent ECEVİT’in, Köroğlu’ndan yana tavır koyan “NE EZEN NE EZİLEN İNSANCA ve HAKÇA DÜZEN” sloganını hatırlayarak onu saygı ve minnetle anıyoruz.

Bolu Beyi’nin zorbalığına, zulmüne ve sömürü düzenine #HAYIR diyerek dağa kalkan Köroğlu’nun torunları olarak ve güçlü bir biçimde haykırarak #HAYIR diyoruz.

 

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

AÇLIK GREVİNİN 75. GÜNÜ TUTUKLANDILAR
SÜHA ALPARSLAN/ bİRGÜN GAZETESİ 29.6.2011

Haberi Oku