Gündem:
AİBÜ ÖĞRETİM ELEMANLARI DERNEĞİ- KESK

701 No’lu KHK ile görevlerine son verilen AİBÜ Öğretim Elemanları Derneği ve Bolu Eğitim Sen üyesi Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi akademisyeni Prof Dr. Bahadır Aydın, Doktor akademisyen Selime Güzelsarı, Doktor akademisyen Ülkü Güney ve Araştırma Görevlisi Orhan Kaya’ya her iki kurum yöneticileri üyeleri tarafından yapılan basın toplantısı ile sahip çıkıldı ve KHK düzeni protesto  edildi.

Basın toplantısında önce KESK bildirisi Eğitim Sen Bolu Şube Başkanı Zehra Kulalı Gezici tarafından okundu. Ardından Bolu AİBÜ Öğretim Elemanları Derneği Başkanı akademisyen Fevzi Engin Öğretim Elemanlarının açıklamasını yaptı.

Fevzi Engin’in basın açıklaması şu şekilde:

“8 Temmuz 2018 tarihinde yayınlanan 701 sayılı KHK ile “Bu Suça Ortak Olmayacağız” adlı bildiriye imza atan Abant İzzet Baysal Üniversiteli Öğretim Elemanları Derneği ve Eğitim-Sen üyeleri Bahadır Aydın ve Selime Güzelsarı ile Eğitim-Sen üyelerinden Ülkü Güney ve Orhan Kaya üniversitedeki görevlerinden ihraç edilmişlerdir.

Bu ihraçlar, iktidarın ve yaklaşık iki yıldır devam eden Olağanüstü Hal rejiminin üniversitelere ve öğretim elemanlarına yönelik yaklaşımının ve süregelen hukuksuzluğun son halkasıdır. Arkadaşlarımız, tıpkı daha önceki ihraçlarda olduğu gibi, haklarında kesinleşmiş yargı kararı olmaksızın görevlerinden uzaklaştırılmışlardır ve bu uygulama, kanunlara da anayasa da açıkça aykırı bir durum teşkil etmektedir.

OHAL’in kaldırılması, bundan sonraki sürecin OHAL mantığı içerisinde değil, hukuk devleti ilkelerine, yasalara ve anayasaya uygun olarak yürütülmesini gerektirmektedir. Dolayısıyla bu sürecin muhatabı OHAL komisyonları değil, evrensel hukuk kriterlerine göre yargılamada bulunacak mahkemeler olmalı, bağımsız yargı süreci işletilmelidir.

Hukuk devletinin, bağımsız yargının ve bir arada barış içerisinde yaşadığımız demokratik bir ülkenin inşası mücadelesiyle özgür, laik ve bilimsel eğitim mücadelesinin birbirinden ayrıştırılamayacağı açıktır. Biz eğitim ve bilim emekçileri, her türlü baskıya rağmen, bundan sonra da dayanışma içerisinde ve omuz omuza, gelecek güzel ve aydınlık bir Türkiye için mücadele etmeye devam edeceğimizi bu vesileyle bir kez daha kamuoyuna bildiririz.    

KESK adına Zehra Kulalı Gezici'nin yaptığı açıklama ise şöyle

15 Temmuz darbe girişiminin ikinci yıldönümüne bir hafta kala, 8 Temmuz 2018 tarihinde Resmî Gazete ’de yayımlanan 701 sayılı KHK ile aralarında 60’a yakın KESK’linin de olduğu 18.632 kamu görevlisi daha sorgusuz, sualsiz, hukuksuz şekilde işinden ve aşından edildi.

İhraçların hukuksuz olduğunu baştan itibaren söylüyoruz. 701 sayılı KHK’da yer alan bir belge ile bu durum teyit ve itiraf edilmiştir.

KHK’da ihraç edilenler listesinin 43. Sayfasında,  Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nde çalışan beş kamu görevlisinin ihraç gerekçeleri OHAL ihraçlarının neye dayanılarak yapıldığının açık bir itiraf belgesi olmuştur.

kurum kanaati

4 Haziran 2018 tarihinde Bakanlar Kurulunda imzalanan ancak 24 Haziran seçimleri öncesi açıklanmayan 701 sayılı KHK ile ihraçlarda “kurum kanaati, sosyal medya paylaşımları, okul, emniyet” gibi kriterlerin temel kriterler olduğu belgelenmiş oldu.

Böylece hepimizin bildiği, pratikte yaşadığı yargı ve kolluk soruşturmalarının değil ihbarcılığa dayalı istihbarat bilgilerinin geçer akçe olduğu, hukuk devletinin en sıradan, en asgari ölçülerinden bile eser kalmadığı “devlet” belgeleri arasına girmiş oldu. Öyle ki, birbirine kişisel husumeti olanların, görevde yükselmesi önünde engel görülen kişilerin “kurum kanaati” adı altında ihraç edilmelerinin de mümkün hale geldiği bir devlet sistemi ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır.

Kurum/okul idarecilerinin neredeyse tamamına yakınının yandaş Konfederasyonla “iltisaklı” sendikaların üyeleri olması ise çok daha vahim ve kirli bir durumu gözler önüne seriyor.

Bu dönemin kurum ve okul yöneticileri ciddi zan altındadır. Bunu bizler değil hükümetin yayınladığı 701 sayılı KHK söylüyor. İftiranın adı kurum kanaati olmuştur. İftira, ihbar yasaların, soruşturmaların, yargının yerine konmuştur.

İhbarcılık Emniyet, okul ibareleri ile gizlenmeye çalışılsa da bizler gerçek nedeni biliyoruz. Sırf KESK üyesidir diye, sendikal eylem ve etkinliklere katıldıkları için binlerce arkadaşımız aslı astarı olmayan iftiralarla ihraç edilmişlerdir. Belgesi 701 sayılı KHK’dır.

Bizler er ya da geç ger döneceğiz, ancak iftira sahipleri, hukuksuz uygulamaların altına imza atanlar, sendikal ayrımcılığı onur/haysiyet cellatlığına kadar vardıranlar alınlarındaki kara leke ile kalacaklardır. Sadece KHK ile bizi hukuksuzca ihraç edenlerle değil iftiracılarla da yargı önünde hesaplaşacağız.

701 sayılı KHK ile bir kez daha görülmüştür ki siyasal iktidarın darbe ile darbecilerle hesaplaşma gibi bir derdi yoktur. Temel hedef tüm toplumu tek adam iktidarına biat eden kullara dönüştürmektir.

İhraçlar aynı zamanda kadrolaşma ve yeni personel rejimini hayata geçirmenin aracı olarak kullanılmaktadır. Bundan sonra da KHK’lar Cumhurbaşkanı eliyle devam ettirilecek, hukuksuzluk devletin yönetim biçimi haline gelecektir.

Yeni rejimde OHAL’de kullanılan yetkiler kalıcı hale getirilecektir. OHAL’in sadece adı kalkmış olacak, olağanüstü hal olağan hale getirilecektir. Böylece yeni rejim tüm kural ve kurumlarıyla oturtulacaktır.

Nitekim yeni rejimin ilk gününe işinden edilen ve geleceği karartılmak istenen aralarında 60’a yakın KESK’linin de olduğu toplam 18.632 kamu görevlisi ve taşeron düzen ve yandaş sermayeye kaynak aktarımı sonucu yaşanan Tekirdağ tren katliamı ile girilmiştir. Başlangıç nasıl olmuşsa sonrasının da öyle olacağını bilmek için herhangi bir öngörüye gerek yoktur.

İhraç edilen Barış Akademisyenleri onurumuzdur, yüz akımızdır. Her biri kendi alanında akademiye ciddi katkılar sunmuştur. Bilimin, sanatın ve sanatın yeniden üretiminde temel işleve sahip olan üniversitelerde aydın, demokrat, halkçı akademisyenlerin ihracı ile boşaltılan kadroların kimlerle doldurulduğu ortadadır.  Karanlık beyinler varsın bu dönemin ebedi olacağını düşüne dursun, er ya da geç barış akademisyenleri görevlerine geri dönecek, üniversitelerimizi üreten, bilimsel, demokratik ve özerk bir yapıya kavuşturacaklardır.

Tekrar üstüne basa basa vurguluyoruz.  Bir sendikanın, konfederasyonun;  anayasa ile yasalarla, ülkemizin altında imzası bulunan uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla güvence altına alınmış bulunan sendikal hak ve özgürlükleri kullanması “suç” değildir.

Sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi yürüttüğü için açığa alınan, ihraç edilen yönetici ve üyelerimiz de “suçlu” değil, sendikalı ve örgütlü olmanın gereğini yerine getiren kamu emekçileri mücadelesinin onurudur.

KESK olarak, hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alarak intikam hırsıyla KHK listelerini oluşturanların ve hazırlanmasına katkı sunanların peşini bırakmayacağız.

Nereden ya da kimden gelirse gelsin, örgütlü mücadelemizi hedef alan, her türlü yasa dışı girişim ve saldırıya rağmen, hukuki, fiili, meşru ve örgütlü mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.

İhraç edilen, açığa alınan tüm üyelerimiz tekrar görevlerine dönene kadar dayanışmayı daha da büyüterek mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz.

Tüm bu antidemokratik ihraç kararlarına, baskılara karşın bu ülkenin onurlu ve mücadeleci kamu emekçileri olarak boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Tüm kamu emekçilerini bir kez daha tüm baskılara rağmen onurlu mücadelesinden vazgeçmeyen KESK’e bağlı sendikalarımızda örgütlenmeye, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

BİZ KAZANACAĞIZ!GERİ DÖNECEĞİZ!

BOLU EĞİTİM-SEN ŞUBE BAŞKANI

ZEHRA KULALI GEZİCİ

  

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner123
banner122

Tanju Özcan’a bir uyarı da Umut Oran’dan

Haberi Oku