Gündem:
AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ 'AKPM” KARARI VE İDAM CEZASI
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi "AKPM" Genel Kurulu 25 Nisan 2017 tarihinde "Türkiye'de demokratik kurumlarınişleyişi" konulu bir oturum düzenleyerek Türkiye’nin denetim sürecine yeniden alınmasına karar verdi.

Daha önce, Türkiye 1996 yılında girdiği siyasi denetimden 2004 yılında çıkarılmıştı.

2017 yılında tekrar denetime alınması ile denetim sürecinden çıktıktan sonra tekrar denetim sürecine alınan ilk ülke oldu.

AKPM Avrupa Konseyinin Avrupa İnsan Hakları Destekleme Kurulunun yürütme koludur.

Kuruluşun temel amacı insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü desteklemek olarak tanımlanıyor. Bu açıdan Avrupa ülkelerinde bu ilkelerin en üst referans noktası sayılırken demokratik işleyişinde en büyük güvencesi sayılıyor. Türkiye’deki demokratik kurumların işleyişinin incelendiği raporda referandum sonucunda getirilen anayasa değişikliklerinin demokratik işleyişte aksaklıklar ortaya çıkabileceğine vurgu yapılıyor.  Özellikle olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK)  ile Türkiye’de demokratik kurumların işleyişinin bozulduğu belirtiliyor.

Bu bağlamda “medya özgürlüğü” ve “yargı bağımsızlığına” vurgu yapılıyor.

Sonuç olarak mevcut durumun Türkiye ile “sürdürülebilir” olmadığı açıklanıyor.

Bu rapora gerekçe olan diğer bir konuda referandum sürecinde tekrar gündeme getirilen idam cezasının yeniden getirilmek istenmesi konusudur.

Günümüzde idam cezası “çağdışı bir ceza” olarak kabul görürken, Türkiye’de kaldırıldığı 1984 yılından bu yana bu ayıbı yaşamıyoruz.

Ülkemizde idam cezası toplumsal bir yara olarak kalmıştır.

Mendereslerin, Denizlerin ve özellikle 12 Eylül faşist rejiminin “asmayalım da besleyelim mi?” mantığı ile yaşı büyütülerek idam Erdal Eren’in idamları bu toplumsal yaralarımızın en tipik örnekleridir.

Türkiye’de idam cezası da Avrupa Birliğinin üçüncü uyum paketi çerçevesinde 14 Temmuz 2004 tarih ve 5218 sayılı yasa ile her koşulda mutlak olarak kaldırıldı.

Eğer idam bir ceza olarak devam etmiş olsaydı Ergenekon, Balyoz ve benzeri bir dizi davadan idama mahkûm edilecek insanlar olacaktı.

Elbette bir ülkenin demokratikleşmesi AB yaptırımlarına yalnız bağlı olamaz; ancak demokratik gelişmenin, insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün bir referans noktası olarak alınabilir ve alınmalıdır.

Bu dönemde idam cezasını ısrarla istemek ülkede tesis edilen baskıcı rejimi tüm argünmaları ile eksiksiz hayata geçirme isteminden kaynaklanmaktadır.

 

Sonuç olarak; 6 Mayıs 1972’ de ülkesinin bağımsızlığı ve özgürlüğünü istemekten başka bir suçu olmayan ve hayatlarının baharında ( 25 yaşlarında) çağdışı ceza ile idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın idam edilişinin 45. Yılında Denizleri saygı ve özlemle anıyorum.

 

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ÇETİNER ERDOĞAN’A VEFA
Bolu 1.Amatör Ligi’nin başlamasına kısa bir süre kalan ASKF’den bir vefa örneği geldi. Amatör Spor...

Haberi Oku