Gündem:
BARO ANAYASA TASARISINI ELEŞTİRDİ!
 Yeni anayasa teklifi hiçbir uzlaşma aramadan sadece iki siyasi partinin yetkilileri tarafından hazırlandı. Jet hızı ile Anayasa Komisyonundan geçirildi. AKP milletvekilleri ise değişiklikler hakkında bir bilgi sahibi olmadan boş kâğıda imza attı. Teklif böylelikle meclisin önüne 9 Ocak 2017 tarihi itibariyle geldi.

Parlamentoda konu hakkında partilere 20 dakika konuşma kısıtlaması getirildi.

Parlamento dışında toplanan yüze yakın sivil toplum örgütü, siyasi partiler ve Ankara Barosu avukatları TOMA ve biber gazı ile dağıtıldı.

AKP iktidarının koşulları bu denli zorlayan baskısına karşın demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, sendikalar, barolar teklif hakkında kamuoyu ile görüşlerini paylaşıyor.

İşte Bolu Barosu Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ferit Atalay ve yönetimi de kapsamlı bir eleştirel açıklama gerçekleştirdi.

 

Açıklamanın tamamını Bolu kamuoyu ile paylaşıyoruz

 

BOLU BAROSU
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ GÖRÜŞ BİLDİRİMİ.


Bilindiği üzere Anayasa devletin, yapısı organları ve bu organların görevleri ile temel hak ve özgürlükleri düzenleyen en üst hukuk metnidir. Anayasaların toplumsal bir mutabakat metni olduğu düşünüldüğünde, yapılırken veya büyük çaplı değişimlere tabi tutulurken toplumun her kesiminin üzerinde uzlaştığı bir içerik taşıması, demokratik teamül ve usullere göre hazırlanması gereği tartışmasızdır. Bu bağlamda çoğunlukçu değil, çoğulcu bir anayasa olması her zaman ana yaklaşımdır. Demokratik olmayan, anayasanın halk oylamasına sunulması,halk oylaması ile kabul edilmiş olması meşruiyet için yeterli olmayacaktır. Çünkü günümüzde anayasalar çoğunluğu temsil ettiği oranda değil azınlık haklarını da güvence altına aldığı oranda demokratik sayılmaktadır.

Bu açıdan TBMM de görüşülen anayasa teklifinin toplumsal bir mutabakat sonucu ortaya çıktığı söylenemez. Her ne kadar sivil bir yönetim tarafından hazırlandığı kabul edilse dahi teklifin OHAL şartlarında tartışılmaması, Sivil toplumun katılımının hiçbir şekilde sağlanmamış olması, Üniversitelerin, Derneklerin,Baroların ,Hukuk Kurumlarının, Sendikaların ve özetle sivil toplum kuruluşları nezdinde tartışmaya açılmaksızın TBMM ye sunulan bu değişiklik tasarısı/teklifi demokratik usul ve teamüllere aykırıdır.

1-ANAYASA TEKLİFİ -Türk tipi olarak tanımlanan- GERÇEKTE İSE YETKİLERİN BİR KİŞİDE TOPLANDIĞI OTORİTER BİR SİSTEMİ ÖNGÖRMEKTEDİR.

Cumhuriyetin kurulduğundan günümüze değin tüm anayasalarda koşulsuz olarak TÜRK MİLLETİNE ait olduğu ana ilke olarak kabul edilmiş ve Milletin egemenliği yetkili organlar eliyle kullanacağı varsayılmıştır. Bu bağlamda Türk Milleti egemenliği seçilmiş vekilleri aracılığı ile kullandığı gibi, Kuvvetler ayrılığı sonucu egemenliğin kullanımı da paylaştırılmıştır.

Anayasa teklifi özünde Başkanlık Sistemine yöneliş olarak ifade edilse bile Başkanlık sistemin sert kuvvetler ayrılığına dayanmakta olup yasama yürütme ve yargı tamamen biri birinden bağımsız olduğu gibi sıkı denetim mekanizmalarına tabidir.

Teklif klasik kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmakta, egemenliğin kaynağını halktan almakta ve erkleri de etkisiz hale getirmekte ve BAŞKANCI /tek adam yönetimi sistemini içermektedir.

Teklif bütüncül olarak irdelendiğinde, öneri denge ve denetim sisteminden uzak, yetkileri sınırsız bir başkanlığı içermektedir. Cumhurbaşkanına tanınan yetkiler ( Md 4-6-7-12-17 19/A) ve Anayasa M 87--89-89-116-146/154-155 ve 159) değişiklikleri ile birçok konuda TBMM ye ait yetkiler Cumhurbaşkanına devredilmekte halk iradesi / tek kişi iradesine evrilmektedir.

TBMM nin denetleyicisi gibi yetkilerle donatılan Cumhurbaşkanlığı yürütmenin, yasamanın ve yargının adeta tek seçicisi ve mutlak hakimi işlevini üstlenmekte olup sonucu itibariyle hiçbir demokratik usul ve teamülle bağdaşmayan bu yönetim tarzı Sui generis olduğu kadar AMORF bir başkanlığı işaret etmektedir.

2-ANAYASA TEKLİFİ KUVVETLER AYRILIĞINI ORTADAN KALDIRMAKTADIR.

Teklifin 104 maddesi ile yürütmeyi temsil yetkisi Cumhurbaşkanına devredilmektedir. Bu bağlamda yönetim yetkisi tamamen Cumhurbaşkanına ait olup Başbakanlık ve Bakanlık ortadan kalkmaktadır. Cumhurbaşkanınca Bakan olarak atanansalar dahi her an görevden alınabilecek azledilebilecekleri düşünüldüğünde yürütmenin bu anlamda Bağımsızlığı, yansızlığı asla söz konusu olmayacağı gibi Cumhurbaşkanına/tek adama bağlılık –sadakat-esas olacak, devlet yönetiminde liyakat ötelenecektir.

Diğer yandan bakanların atanması ve görevden alınması tamamen C.Başkanına ait olmakla TBMM ye karşı sorumlulukları bulunmayacağı gibi Bakanlar da denetlenemez bir yönetici olarak kalacaklardır. Kaldı ki Cumhurbaşkanı hiçbir şekilde meclis tarafından denetlenemeyeceği gibi kimseye karşı da sorumlu tutulamayacaktır.

Meclisin denetiminin etkisizleştirilmesi soru-gensoru gibi denetim mekanizmalarının kaldırılması ile birilikte Cumhurbaşkanının yasamayı veto ve kontrol yetkisi daha etkin bir içeriğe bürünmekle Kuvvetler ayrılığının ilk büyük organı TBMM doğrudan devre dışı bırakılmaktadır.( Md 19 Anayasa)

Şüphesiz ki TBMM en etkisiz bırakacak değişiklik

Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisinin

tanınmasıdır. (teklif 13 Anayasa 119)

Bu durum Cumhurbaşkanına tek başına kanun yapma yetkisini vermekte olup padişah fermanı ile özdeştir. Teklifin 9 maddesi ile Cumhurbaşkanı TBMM ortağı konumundadır.

Meclisin yasama faaliyeti üzerinde Cumhurbaşkanının veto yetkisi de bulunmakla meclisin veto edilen bir yasayı kabul için salt çoğunluğa ( 301) ihtiyaç duyduğu gözetildiğinde Yürütmenin başının Yasama gücüne de ortak olacağı Egemenliğin millete ait olacağı ilkesi ortadan kalkacak halkın iradesi yerine kişinin irade öne çıkacaktır.

Diğer yandan Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmiş bulunan meclisi fesih edebilmesi Yürütmenin tam anlamıyla YASAMAYI KONTROL ETMESİDİR.

Cumhurbaşkanının partili olacağı, partisi ile ilişiğinin kesilmeyeceği de yasada yer almakla Cumhurbaşkanının fesih yoluyla Muhalefeti dahi meclis dışında tutacağı düşünüldüğünde bu yetkilerin tamamen otoriter bir yönetimi meşrulaştırmaya yönelik olduğu açıktır. Savaş yıllarında dahi yetkilerini devretmeyen TBMM nin bu değişiklikleri kabulü ve halk oylamasından geçmesi halinde Ülkemiz Tek adam yönetiminin önlenemez yükselişi ile karşı karşıya kalacak geriye edilgen,yasama ve denetim yetkisi elinden alınmış bir meclis kalacaktır.

Şüphesiz ki Anayasa değişikliği teklifi ile en büyük yarayı alacak kurumların başında Yargı yer almaktadır.

3-Bu teklif ile YARGI KOŞULSUZ SİYASALLAŞACAK YÖRÜTMENİN EMİR VE KUMANDASINA TESLİM OLACAKTIR.

Her ne kadar teklifte yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığından söz edilmekte ise de Yüksek Yargıçların ve yargıyı yönetecek kurumların Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesi yargıyı itaat eden- Bağımlı ve Siyasal iktidarın emrine bağlı kılacaktır.

( Teklif M 17 Anayasa 146 -154 -155 159)

Teklifte 13 üyeden oluşacak HSYK nın 6 üyesinin doğrudan C.Başkanı tarafından belirlenmesi kalan 7 üyenin de Parti Başkanı sıfatıyla kontrolü altında tuttuğu meclisçe seçilecek olması Yönetimin siyasi anlayışına uygun bir yargı yapılanmasının önünü açacaktır. Adalet Bakanının ve Müsteşarın Kurulun doğal üyesi almasıyla da EMİR VE TALİMATLA ÇALIŞAN BİR YARGI sistemi eksiksiz olarak kurumsallaştırılmaktadır.

( teklif M 17 Anayasa 159)

Keza 15 üyeli Anayasa Mahkemesi üyelerinin 123 sinin bizzat C.Başkanı tarafından seçilmesi 3 ünün de yine Mecliste egemen olacak parti aracılığıyla dolayı da olsa seçimi bu mahkemeyi de işlevsizleştirecektir.

Yüce divan sıfatını taşıyan bu mahkemenin ( teklif M 19 Anayasa Md.146 ) uyarınca kendilerini seçen Cumhurbaşkanı, C.Başkanı yardımcıları ve Bakanları objektif olarak yargılayabileceğini düşünmek hukuk ile alay etmektir.

Danıştay Üyelerinin ¼ ünü seçen, Yargıtay başsavcısı ve başsavcı vekilini atayan C.Başkanının Partili olacağı, yürütmenin başı durumunda olacağı düşünüldüğünde Yargının ve Yargısal kurumların tüm seçicisinin Cumhurbaşkanı olacağı gerçeği karşısında yargı Yürütmenin yargısı olmaktan kurtulamayacaktır.

Anayasa Değişiklikleri bütüncül olarak değerlendirildiğinde değişikliklerin Demokratik Rejimi tamamıyla ortadan kaldıracağı, Egemenlik yetkisinin tek kişiye devri sonucu doğurarak yasama ve yargının da etkisizleştirilmesi ile denetlenemez, mutlak dokunulmazlık zırhına bürünmüş mutlak bir güce yönetim yetkisinin devredileceği rejimin ortaya çıkacağı aşikârdır.

Bir başka kayda değer olgu ise anayasa değişikliği teklifinin halk oylamasına sunulmasına ilişkindir.

Siyasal iktidarın yarattığı fiili durum sonucu kitle iletişim araçlarını her yönüyle kontrol ettiği bilinen bir vakıadır. Teklifin referanduma götürüleceği durumda kitle iletişim araçlarının koşulsuz itaati ile oluşturulacak kamuoyu koşullandırılarak ikna edilecektir. Çünkü sivil toplumun bu teklifi tartışmasına gerek duyulmamıştır.

Muhtemeldir ki Siyasal iktidarın referandumda alacağı sonuç dahi toplumun büyük bir kesimini dışlayıcı nitelik taşıyacağından meşruiyete ilişkin bu tartışma asla bitmeyecek ve siyasal kavga sonucu esasen bölünmüş toplum iyice ayrışacaktır. % 48 red %52 kabul gibi sayısal sonuçlar hiçbir şekilde toplumda bir uzlaşmaya işaret etmediği gibi aksine polarize olmuş bir ülkenin habercisi olacaktır.


Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana yürürlüğü konan anayasaların tümünde sınırlı da olsa bir demokratikleşme, çabalarının varlığına tanık olunmuştur. Özellikle egemenliğin kaynağının halk olduğu gerçeği unutulmadan egemenliği kullanan demokratik kurumların nitelik ve nicelik olarak güçlendirilmesi gerekirken mevcut teklif demokrasi yolunda çok büyük bir geri adıma dönüşmüş devletin temel kurumlarını bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan uzaklaştırarak PARTİ YÖNETİM MODELİ’nin yolunu açmıştır. Bunun adı tek adam yönetimidir.

Kişisellileşmiş ve denetlenemeyen iktidarın yol açtığı felaketler siyasi tarihin sayfalarında yıkımlarla ve insanlığın acı öyküleri ile tarihte yerini almıştır.

Bu haliyle mevcut anayasa teklifi demokrasiden ve onun yerleşik kurumlarından vazgeçmek anlamını taşımakta olup gerekli uyarıyı yapmayı görev saymaktayız.

Saygılarımla
AV.Ferit Atalay
Bolu Barosu Başkanlığı

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ASKERİN SİYASETE MÜDAHALESİ
ÖZER ÖZCAN YAZDI

Haberi Oku