Gündem:
BENİM GÖZÜMDEN  KUDÜS
 İki kez Filistin’e gittim. Tabii dolayısı ile İsrael’e, Filistin seyahatlerimi Bolu Gündem Gazetesinde Haber Müdürü özge Elçi’ye anlatmıştım.

Gazetede röportaj olarak yayınlandı ve olağanın dışında ilgi gördü.

Röportaj şu giriş cümlesi ile başlıyordu

“Dünya, Türkiye ve Bolu’nun gündeminden İsrail’in Gazze saldırıları düşmüyor. Çocuk, kadın, hastane, okul demeden sürdürülen saldırılarda bini aşkın Filistinli hayatını kaybetti.

Dünya kamuoyu seyrediyor, saldırıları kınayan çok sayıda ülke olmasına karşın İsrail hiçbir uyarıyı umursamadan kimyasal silahlar, kullanılması yasak olan bombalar dâhil her türden saldırı silahlarını kullanarak Filistin Halkı üzerine ölüm kusuyor.

Filistin’i iki kez ziyaret eden Genel Yayın Yönetmenimiz M. Süha Alparslan ile Filistin anılarını konuştuk,

Filistin Direnişinin geçmişten günümüze analizini gerçekleştirdik.”

 

2014 Eylül ayları idi, İsrail’in Gazze saldırıları dönemi.

O röportajın ikinci bölümü:

 

FİLİSTİNE 2.KEZ GİTTİĞİMDE FARKLI BİR TABLO İLE KARŞILAŞTIM 2. BÖLÜM EYLÜL/2014

Dün internet sitemizde ve gazetemizde ilgi ile izlenen Genel Yayın Yönetmenimiz Süha Alparslan ile röportaja kaldığımız yerden devam ediyoruz,

 

Özge Elçi: İlk gidişinizle ilgili anladığım kadarı ile daha başka bir şey anlatmayacaksınız!

Süha Alparslan: Anlatacak pek bir şey kalmadı diyebilirim. Gittik geldik, görevimizi yerine getirdik.

Gençliğimizin olanca delişmenliği ile Türkiye ve Dünya Devrimine inancımız çerçevesinde mücadelede geri adım atmadan perspektifimizi bozmadan çalıştık, çabaladık. Bu bağlamda Filistin Devrimi bizler için özel önem arz ediyordu. Tıpkı Vietnam ve Küba devrimlerinin korunup ve geliştirilmesi gibi… Genç yaşımızda somut koşulların bizim önümüze getirdiği tarihsel koşullarda halka karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalıştık. O kadar yani. 

Bu işler vatan sevgisi, mücadele azmi hamamda türkü söylemekle olmaz. Namaz çıkışlarında Kadı Camii önünde tekbir getirmekle olmaz.

Sonra

Sonra mı? Sonra Amerikan Devlet Başkanı Fıstıkçı Carter’e Damdaki Kemancı Operasını izlerken danışmanlarının “ Bizim çocuklar, Türkiye’de başardı!””haberini verdikler.

Askerler Kenan Evren’in Cunta liderliğinde diktatoryayı ülkede tesis ettiler, Hitler’i aratmayan bir baskı sürecine girdik topluca.

Yıllar yılları kovaladı. Nispi demokratik ortama geçti ülke ama bizler tam anlamı ile sakıncalı piyade idik.

Başka yapacak bir şey yoktu.

Bizde geçinmek için ticarete başladık derken sanayiciliğe soyunduk.

Ama ”sosyalist vicdan ile artık değer üretme” ikisinin bir arada gitmesi zordu işleri tasfiye ettik.

İşte o yıllarda İstanbul’dan arkadaşım Ziya Demiralp Maccabi Tel Aviv- Fenerbahçe maçına İsrail’e gidelim mi dedi. Memnuniyetle kabul ettim.

1996 yılı idi sanırım.

Tekrar görmek nasip oldu o toprakları.

İkincisi eğlenceli bir gezi idi anlaşılan!

Yani, öyle ama ben bu kez orada rehberlerin yardımı ile daha geniş bir coğrafyayı görme, izleme olanağı buldum.

Tel Aviv dediniz…

Tel Aviv küresel bir kent, çok modern, farklı bir dünya…

Yafa da öyle... Bir liman kenti neredeyse Tel Aviv ile birleşmiş. Çölde bir vaha gibi, izole, yaşamları çok rahat milli gelir seviyeleri çok yüksek.

Tel Aviv’de çok oyalanmadım, rehberler vasıtası ile Kudüs, Golan Tepeleri ve Filistin topraklarını tekrar görebilme olanağı buldum.

Kudüs dediniz, Kudüs çok merak edilen kutsal bir kent

Evet, öyle ama sadece Müslümanların değil aynı zamanda Yahudi ve Hıristiyanlar içinde kutsal bir kent.

İsrail de facto Kudüs’ü başkent ilan etmiş. Ama bu kararlarını pek takan yok. Kudüs’ü belediye meclisi yönetiyor.

Büyük nüfus Yahudi…

Mahalleler şeklinde ikiye, üçe, beşe ayrılmış. Mahalleler arasında geçiş noktaları var. İsrail askerlerinin Filistin mahallelerine girişte kontrol noktaları var, barikatlar var. İsrail askerleri devamlı kimlik kontrolleri yapıyorlar.

Araçların plakaları bile farklı İsrail araçları sarı, Filistinlilerin araçları ise mavi plaka takıyorlar.

Şehir içinde gerginlik her açıdan hissediliyor. Büyük çoğunluk Yahudi nüfus, hemen % 60’ı Yahudi…

Kutsal mekânlar bir arada,

Muallâk Taşı ve Mescid-i Aksa Müslümanların,

Ağlama duvarı Yahudilerin.

Hazreti İsa’nın doğumdan sonra hemen geldiği kent Kudüs olup yine son yemeğini Kudüs’te yediği ve Kudüs’te çarmıha gerildiğine inanılır.

Hazreti Süleyman’ın Kudüs’te yaptırdığı tapınağın ayakta kalan batı duvarı Ağlama duvarı Yahudiler için kutsallığını korumaktadır.

Muallâk Taşı ise Hazreti Muhammed’in miraca yükseldiği kaya olup, Hazreti Süleyman’ın yaptırdığı tapınağın en yüksek kayasıdır.

Yahudiler bu kayaya başlangıç kayası derler ve onlarda kutsal kabul ederler.

Müslümanlar Muallâk Kayasının üstüne Hazreti Ömer Camii si de denilen Kubbetüs Sahra’yı inşa etmişler. II. Abdülhamit zamanında kubbe altınla kaplanmış.

Mescid-i Aksa’da Hazreti Süleyman kalıntılarının üstüne Hazreti Ömer tarafından inşa edilmiş.

İşte kavganın odak noktasını bu bölge oluşturmaktadır.

Müslümanlarca da peygamber kabul edilen Hazreti Süleyman’ın M.Ö. 3000 yılında yaptırdığı tapınağın kalıntıları üzerinde mücadele sürmektedir.

İşte Kudüs ziyaretimizde rehberimiz öncelikle bizi bu kutsal mekânlara götürdü ve bizi 3-4 saat serbest bıraktı.

Her üç dine mensup yüzlerce insanın kutsal ziyaretlerini gerçekleştirdiği mekanlardan etrafımıza bakındığımda en yakın mekan ağlama duvarı idi.

Ağlama duvarı adı üstünde bir duvar, başka bir özelliği yok Museviler bu duvara yaklaşık 30 santim yaklaşarak ağlıyorlardı.

Ağlarken vücutları da öne arkaya sallanıyorlar, bazıları yüksek sesle dua okuyorlardı.

Ağlama duvarında idik Hasidik denilen saçları şakaklarından lüle lüle uzatmış Yahudi din adamları bulunuyor. Onlar ziyaretçilere farklı dillerde yardımda bulunuyorlardı.

Siz de ağladınız mı?

Niçin? Doğrusu etkilenmedim. Hatta aylak aylak dolandığımdan mıdır nedir bir Hasidik beni duvar dışına çıkardı.

Komik.

Evet, öyle, hava çok sıcak, arkadaşlar Mescid-i Aksa’ya yöneldiler ben on dakika izin isteyip Ağlama Duvarının bitiminde başlayan tüneller bölgesine indim.

Doğrusu ürkütücü idi. Müslümanların şiddetle karşı çıktığı tüneller Mescid-i Aksanın altına doğru uzuyor birkaç mermer basamakla inilen tünel başlarında eski zaman kıyafetli yaşlı Hasidikler ellerin Yahudilere ait kutsal çok kalın eskimiş kitaplarla bir şeyler okuyup mırıldanıyorlardı.

Tünel nereye kadar uzuyor anlayamadım karanlıktı, ama Müslümanlar bu tünellerden çok rahatsız. Onu biliyorum.

Bu Hasidiklere Yahudi milleti çok saygı gösteriyor, genç yaşta eğitime alınan din adamları askerlik ve ticaret yapmıyorlar. İçlerinden bazılarına evlilik izni veriliyor.

Dediğim gibi tünellerde fazla kalamadım.

Mescid-i Aksa’nın önünde bekleyen arkadaşlarımla buluştum.

Mescid-i Aksa’ya giriş için küçük bir kapı var dar ve alçak. Önünde iyi yarı bir Arap dikiliyor.

Orada bir komiklik daha yaşadım.

Arap Bana sen içeri giremezsin”dedi.

Müslümanlar dışında kimsenin içeriye girmesi yasak…

Pasaportu gösterdim, İslam, Müslim dedim.

Arkadaşlar gülüyor, Arap ta Nuh diyor Peygamber demiyor.

Olacak gibi değil.

Ne yapayım aniden düşündüm.

Bir Elham okumaya başladım, Arap’ı kesmedi. Ettehiyadü suresine başlayınca Arap yarıda sureyi durdurdu, kenara çekildi, geçebileceğimi işaret etti.

Bu da çok komik, Ne İsa’ya, Ne Musa’ya yarandınız yani!

Onun gibi bir şey, Mescid-i Aksa  geniş bir alan önce Hazreti Ömer Camii sine yöneldik. Oranın kapısının önünde bir Arap var, o da iri yarı.

”Camii için bugün ziyaret saati değil” dedi.

Tamam dedim o zaman Muallâk Taşını göster?

Arap oralı olmadı,

La havle, Kudüs’e gel Muallâk Taşını görmeden gel, hani Hacca gidip Hacer-Ül Esved taşını görememek gibi bir şey.

Arap bakınıyor, cebimden 100 Şekel çıkardım olmaz dedi, anladım rakamı beğenmedi 200 şekel dedim.

Neyse 300 şekeli(Şekel İsrail parası)verince adamın yüzünde güller açtı

Önce Muallâk taşına götürdü.

Bir kaya girintili çıkıntılı etrafını yeşil demir parmaklıklarla çevirmişler.

Hazreti Muhammed’in Burak adlı kutsal ata binip arşa, miraca yükseldiği yer.

Etkileyici.

Arap sonra camii duvarındaki kurşun izlerini gösterdi, ağlama duvarına doğru ellerini kaldırıp beddua etti. Anladık ki Yahudiler camiye zamanında saldırmışlar, onların mermi izleri.

Arap sonra cebinden kocaman bir eski anahtar çıkardı. “Gelin” diye işaret etti.

Arap önde Bülent Dinçtürk, Ziya Demiralp ile ben arkada, bir kapıdan geçip basamakları inmeye başladık. Çok az ışık var, yirmiye yakın mermer yüzyıllar öncesinden kalmış basamaklar.

Küçük bir mekan, karanlık 30 metrekare kadar bir yer etraf tamamen eski mermer. Hazreti Muhammed Kudüs’te olduğu vakit namazlarını zaman zaman burada kılarmış.

Çok gizemli, iki rekât şükür namazı kıldık. Muallâk Taşından Mescid-i Aksaya gitmek üzere ayrıldık.

Aralarında elli altmış metre mesafe var.

Mescid-i Aksa çok büyük bir camii, ziyaretçiler namaz kılıyorlar, iki rekât şükür namazı da orada kıldık.

Fakat orada dikkatimi çeken bir şey oldu. Camiiler kutsal mekânlar olmasına karşın, kimi Araplar kutsal kitap Kuran-ı Kerim!i yastık yapmışlar upuzun uzanmışlar, ayaklar çıplak ve kirli horul horul uyuyorlar.

Aralarından geçtik, öyle namazımızı kılabildik.

Ardından Kutsal mekanlar ziyaretimize kiliselerle devam ettik.

Hıristiyan âleminin farklı mezheplerine ait üç kilise olduğunu hatırlıyorum.

Üçü de bir an içinde, üç kilisenin papazları da suratsız ve sinirli birbirleri ile dargınlar, selamlaşmıyorlar bile, tek tük tesettürlü  rahibeler var etrafta.

Kiliseler çok ilgimi, çekmedi. Ama Kudüs!teki Kutsal mekânların en özenli, en bakımlı ve temiz, kalabalık  yerleri diyebilirim.

Dediğim gibi hava çok sıcaktı sanırım 40 derece ve üstü.

Rehberimizle buluştuk ve otelimize gitmek üzere ayrıldık.




 

 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

AVRUPA'DAN TÜRKİYE'YE SEÇİM UYARISI
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, (AKPM) "Avrupa kriterlerine uygun olmayacağı” gerekçesiyle Türkiye'ye...

Haberi Oku