Gündem:
BİNDİK BİR ALAMETE!
 Bildiğimiz bir sözdür. ‘’Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete’’, denildiğinde; hareket üzerindeki irademizin yokluğunu, sonucu belli olmayan bir yolda olduğumuzu anlarız. Gidişatın sağlıklı olmadığını görüyoruz, endişe içindeyiz, fakat elimizden bir şey gelmiyor durumunu anlatmış oluruz. Nasıl oldu da bindik biz bu alamete’nin pişmanlığını yaşıyoruzdur.

Öyle veya böyle bindirildiğimiz alamet doğru yönetilmiyor. Kural, uygulama ve karar mekanizmaları (Yasama, Yürütme, Yargı) tek ayarlı. Yağı, suyu, yakıtı yetersiz bırakılmış. Balans ayarı bozuk, frenler tutmuyor. Şimdilik direksiyonda bir şoför var. Gözü, kulağı, aklı, fikri, firma sahibinde,patronda… Firma içindekiler patrona reis diyorlar. Onun da hoşuna gittiğinden herhalde bu argo tanıma ses çıkartmıyor. Şoför ara sıra yola bir göz atıyor. Bilemem, yol çizgilerinin, vites kolunun ve yakıtın farkında mı? Yolcuya moral olsun diye ara sıra ayarsız espriler yapıp, yolculara gülücükler de atıyor…Son üç aydır saçları da iyiden iyiye ağardı. Eee patron kahrı çekmek zor iş doğrusu. Reis ensesinde, yola kendisi bakıyor direksiyona komut başka yerden geliyor. Yemek molası vereceğiz diye anons ediyor, hayır yola devam diyorlar.Kendisi gelirken olduğu gibi,profili uygun bir şoför ile her an değiştirilebilir… İyi ki, karnımız acıktı diyerek yolculardan kavga çıkaranlar yok…

Hava sisli, bulutlu, yol kaygan. Bölgemiz ateş altında. Her an ‘’Taş düşebilü, ayı çıkabilü’’…Dost belli değil, düşman belli değil diyeceğim de, aslında pek dost da yok etrafımızda…

Böyle bir ortamda alamete binenler değişik tepkiler veriyorlar. Doğal olarak çoklukla yanlış olan çeşitli tepkiler bunlar. Bu kıyamete gidişte alametin içinde, düğün dönüşünde oğlan evi gibi şımaranlar veya maç sonrası galip takımın holiganları gibi çılgınlaşanlar var. Felaket sonrası sızıları içerisinde inleyenlerde var. Önemli oranda, bu hale şaşkın olansuskunlar mevcut. Onlar her ihtimale karşı konuşmazlar. Suskun giderlerkıyamete… Felaketi hissedenlerin bir kısmının da nutku tutulmuş vaziyette… Geriye kalanlarda, soruşturmada, gözaltında veya işten atılmışlar eş dost himayesinde…

Anlatmaya çalıştığım ortam ve sıralamaya çalıştığım davranış çeşitliliği içerisinde en büyük gürültüyü kimler yapıyor dersiniz? Anlayabildiğim kadarı ile hayırlı olmayan halk oylaması sonucunda, halkımızın anlatımı ile ’Sel üstünden kütük kapmaya’’ çalışanlar işbaşındalar… Parlamenter Demokratik sistemi unutup,  CB.’na adayım demeye getirenler mi ararsın. Eyvah 2019 da hedeflediğim CB.’lığını kapacaklar diye telaşa düşenler mi ararsın.. Partilerindeki konumları için fırsat kollayanlar, ince ayardan, sureta haktan tavırlarla kendileri için mücadeleye başladılar utanmadan…Kimi Genel Başkanlık peşinde, kimi Belediye Başkanlığı. Kimisi de, her şey olursa olur da ben olmazsam olmaz peşinde…

AKP iktidarının, kendi basiretsizliği sonucu ortaya çıkan 15 Temmuz Darbe Girişimini fırsat bilerek ilan ettiği OHAL şartlarında, ölçüsüz bir iktidar gücü, muhalefetsiz bir iktidar hazırlamaya çalıştığı anlaşılmıştır. Kendi aralarında hazırlayıp, alelacele TBMM’den geçirilen Anayasa Değişikliği Paketi ile 16 Nisan 1017 de, her türlü eşitsizlik ve haksızlık yapılmıştır.Adil bir seçim yaptırmak görevi olan YSK’ya kanuna aykırı olarak mühürsüz oy zarflarının geçerli olacağı kararı aldırılmış, devlet olanaklarını, açılış yapılıyor kandırmacaları ile ve nihayet Anayasaya tarafsızlık yemini eden CB.’nın taraf olarak katılımısonucu çok az bir oy farkı ile kendilerine göre ‘’Atı alan Üsküdarı geçmiştir’’.

OHAL şartları dayanak alınarak çıkarılan KHK’lar ile tek adam ve tek parti anlayışı 2019 beklenmeden uygulamaya girmiştir. ‘’FETÖ’’ örgütü ile ilgisi olmayan, akademisyenler, öğretmenler ve gazeteciler başta olmak üzere binlerce yurtsever görevden alınmıştır. Büyük bir kısmı hapishanelerde çile çekmektedirler. Devlet Yönetimine liyakat kalkmış, atamalar siyasi niteliktedir. Tarafsızlık hassasiyeti bulunan Hâkimlik mesleği ile özerk niteliği önem taşıyan Üniversitelerin siyasallaştığı yetmiyormuş gibi, kışlaya ve camiye de siyaset sokulmuştur. Hayatın her alanında OHAL gerekçe gösterilerek özgürlük alanları kısıtlanmaktadır.

Türkiye siyasetinin en olumsuz biçimde şekillendiği, ülkenin beka sorununun ortaya çıktığının devlet yetkilileri tarafından söylendiği, ulusun şaşkın ve suskun bırakıldığı böylesine buhranlı bir dönemde, sadece kendi siyasi geleceği için gürültü yapanlara; YAZIKLAR OLSUN… Sanmasınlar ki ulusunun mutluluğundan başka derdi olmayanlar bu kurnazlıkları yutuyorlar… Şahsi kavganın zamanı olmadığı için sadece not ediyorlar ve susuyorlar…

Değerli Dostlarım,

Bu satırları okuduğunuz zamana denk giden 06 Mayıs 2017 günü, üç fidanın, Deniz GEZMİŞ, Yusuf ARSLAN ve Hüseyin İNAN’ın ölüm yıldönümüdür. Herkes bir gün ölür. Fakat çok az kişi halkının mutluluğu için can verir… Onlara selam olsun. Ruhları şad olsun.

Öldürdün mü sandın sen onları, Cellat                                                                                                                                             

Say bakalım o günden bu güne doğan çocukların, kaçının adı CELLAT? , kaçının DENİZ!

 

 

 

Anahtar Kelimeler
AkpKtidarTerörYardım
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ZEHİRLENME OLAYININ ALTINDAN YANDAŞ ŞİRKET...
Manisa 1'inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası'nda yedikleri yemeklerden...

Haberi Oku