Gündem:
Bizim evimizde ölen çocuklar
 Bizim evimizde ölen çocuklar

Her gün çocukların, kadınların ve işçilerin ölüm haberine uyandığımız bir ülkedeyiz.

Çocukları siyasi niyetlerle alıp siyasi nedenlerle denetlemedikleri tarikat yurtlarına koyup ölümlerine siyaseti karıştırmayın diyen bir güruhla karşı karşıyayız.

Eleştirilmeye kalkıldığı an vatan haini oluyorsunuz. Sessizce izliyoruz  filmi.

Sadece Adana’da çocukların öldürdüğü değil dört bir yandan her sabah tecavüz haberleriyle uyanıyoruz.

Ana akım medyanın dilini yuttuğu ya da yutmak istediği bir ülkede hiçbir şeyden haberimizin olmaması ve hayatımıza öylece devam etmemiz söz konusu.

Bizim dışımızda olayları yaşayan insanların acıları ruhlarına ilmek ilmek işlenirken bir şekilde  devam ettiğimiz her gün bunca tecavüz, bunca kan, bunca cenaze bizi boğacak unutmayalım.

Haberler  medyaya yansıdığında ise yine o niteliksiz programlara son sürat devam edildi. Bütün gece kimse konuşmasın diye taklalar atıldı.

Üstüne basarak söyleyeyim, maden işçilerinin ölümleri, 9 yaşındaki bir çocuğun duruşmasında tacizcisiyle karşılaşacağı için kalp krizi geçirerek ölmesi, kadınların öldürülmesi  ve LGBTİ’lerin ölümleri politiktir.

Kamunun elini eteğini çektiği bir ülkede, yoksul çocuklarının payına imam hatipler, Kuran kursları, tarikat yurtları düşer, o yoksul çocuklar istese de istemese de. Güya Muhafazakârlık adına ahlaksızlık ülkeyi her yönden esir alır.

Kadınlar şort giydiği için tekmelenir, namus lafı altında öldürülür.

Kravat takan öldürmüş erkekler cezada kravat taktığı için indirim alır. Peki, bu dolaşım hep böyle mi devam edecek?

Her sabah kargaşa, acı, korkudan beslenen insanlara yem atarak mı uyanacağız? Madımak’ta merdivende oturan, ölümü sessizce beklemek zorunda kalan şairlerimiz gibi çaresizce zamanı mı sayacağız yoksa henüz kimse bizi zincirlere vurmamışken  beraberce bu düştüğümüz çukurdan  çıkmaya mı çalışacağız. Çıkmamızın farkına varmalıyız ve artık çıkabilmeliyiz çünkü tıpkı Şükrü Erbaş’ın da dediği gibi: 

 

 “Ve çocuklar Hatice, yaşama nişanımız çocuklar

Ağızları donmuş korku, ayva sarı tüyleri kan, rüyaları

Hepimizin suskunluğundan bir mezar taşı

Hangi evde doğarlarsa doğsunlar

Bizim evimizde ölüyorlar.”1

 

“Çocuklarımız için bir dünya kurmak yerine, kendi süfli iktidarlarımız için çocuklarımızı feda ettiğimiz bir dünya yarattık…” Fakat unutulmasın ki hangi evde ölürse ölsünler bizim evimizin ortasında ölüyorlar!

Geleceği ve bu dünyayı sürdürecek olan yeni doğan bizim çocuklarımız

Çocuklardan başka bir dünyamız, gerçekliğimiz ve geleceğimiz yok.

Dilerim başka sabahlara uyanmak için başka bir dünya düşü kurmayı deneyip, güzel bir sabaha uyanabiliriz.

 

Çocuklar, önce sizler, dilerim yapamadıklarımız için bağışlarsınız bir gün bizleri…

 

Kaynakça

1.Şükrü Erbaş, Yaşıyoruz Sessizce, Kırmızı Kedi Yayınevi.

2.Ercan Kesal, Cin Aynası, İletişim Yayınları.

 

 

Anahtar Kelimeler
YangınTARİKATCemaatYurd
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARI DAYANIŞMA GÜNÜNÜ...

Haberi Oku