Gündem:
CAN GÜVENLİĞİMİZ VAR MI?
 CAN GÜVENLİĞİMİZ VAR MI?

Can güvenliğiniz var mı?

Yok…

Bu ülkede ambassador olsanız da, asker polis olsanız da can güvenliğiniz yok…

Muhalif, laik, devrimci iseniz bu soruyu sormaya bile gerek yok…

 

Peki neden?

Bir ülkede yurttaşların can güvenliğinden sorumluluk öncelikle ülkeyi yönetenlere aittir. Ülkeyi yönetenler kutuplaştırıcı söylemlerle, kararnamelerle ülkeyi yönettiklerini zannediyorlarsa, sistemi değiştirmek için her gün yeni zorlayıcı yönelimlerle yöneliyorlarsa bu, ülkede yurttaşların zihinlerini karıştırır, böler, birbirine düşürür. Böyle bir ortamda ise şiddet eğilimleri artar, insanlar meseleleri namlunun ucundan çözmeye kalkışır.

 

Canlı bombalar!

Canlı bomba eylemlerine “terör” bile denemez. Canlı bomba kahpeliktir, lanetliktir, kalleşliktir; her birimde, her platformda, her fırsatta, her lisanda en şiddetli bir şekilde protesto edilmeli, en sert kelimeler bir araya getirilerek “canlı bomba” eylemlerine karşı çıkılmalı.

“Terör” Dönemi, Fransız ihtilalın de 1,5. yıl kadar sürmüş cumhuriyetçi Jakobenlerle kralcı Jirondenler arası amansız mücadele döneminde Fransızların ünlü giyotin cinayet aletinde her gün ama her gün onlarca bazen yüzlerce Fransız idam edilmiş.

Önce Jakobenler ardından Jirondenler “Terör” döneminde binlerce Parislinin hayatına mal olan vahşeti birbirlerine karşı ama aynı yöntemleri kullanarak uygulamışlardır.

Robespierre terör dönemini başlatan Jakoben lider, arkadaşlarını da giyotine gönderdikten sonra, sonunda o da giyotin bıçağının altında can vermiştir.

Terör tanımını bu dönemden alır.

Bir şekli ile açıktır, legaldir, giyotin sehpasına çıkacak olanlar, Paris mahkemelerinde yargı önüne çıkarılırlar. Birbirlerine karşı olan güçlerin her iki tarafı da giyotini en acımasız bir şekilde kullanmışlardır. O dönemden geriye yazılmış kitaplar ve giyotin aletleri kalmıştır. Fransız yurttaşı bu travmayı belki yüzyıl boyunca atlatamamıştır.

Canlı bombada seçilen kurbanlar ise masumdur, kutuplaşmaların tarafı değillerdir, 10 Ekim Ankara “Barış” mitinginde toplananlar, çarşı iznine çıkan, terhis gününü bekleyen askerler, bir maçta seyircilerin güvenliğini sağlamak için görevli polisler hedef seçilmişlerdir. Hayatlarını kaybedenler bir çatışmanın tarafı değildir. Hemen hepsi neden öldürüldüklerini bilemeden hayata veda etmişlerdir.

Bu yurttaşımız açısından travmadır,  toplumun bu travmadan kurtulabilmesi daha beterlerini yaşamazlarsa on yıllar alacaktır.

 

Ne yapmak lazım?

Ne yapılması gerektiği o kadar açık kİ?

Toplumu kutuplaştıran söylemlere derhal son verilmeli,

Ülkede yurttaşlarımız arasındaki çelişkileri daha da derinleştirecek olan, “çıkmaz sokak başkanlık sistemi” isteğinden vazgeçilmeli, anayasa değişikliği ve referandum yönergeleri derhal geri çekilmelidir.

 

Peki, dış politika?

Ülkede can güvenliğini ortadan kaldıran, iktidarın kutuplaştırıcı, anti-laik söylem ve yönelimleri kadar dış politikada fetihçi, Neo-Osmanlıcı çizginin süratle terk edilmesi gerekir.

Ortadoğu bataklığının çamuru ülkemize sıçramıştır.

Bakın Suriye harekâtında 21 asker şehit oldu.

Ne için?

Halep’te cihatçılarla Suriye rejim güçlerinin acımasız savaşında mağluplar belli.

Artık Suriye rejim güçlerinin, iktidarın gerçek ve mutlak sahibi Esat’ın ülkeyi normalleştirme zamanı geldi.

Bu ülkenin görevi Suriye’deki ihvancıları, kontraları, cihatçıları kollamak mı, desteklemek mi, işbirliği yapmak mı?

İHH denilen cihatçı yapının 20 bin kişi ile Suriye sınırında ne işi olabilir?

Türk ordusunun görevi kendi ülkesinin sınırlarını korumak olduğunu buraya yazmak gerekir mi?

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini savunmaktan, hayata geçirmekten başka bir çaremiz var mı?

 

 

 

 

 

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

Gözaltına alınan Nuriye ve Semih'le ilgili...
Avukat Selçuk Kozağaçlı, açlık grevinin 75. gününde evlerine yapılan polis operasyonuyla gözaltına...

Haberi Oku