Gündem:
DEĞDİ Mİ? DEĞMEDİ Mİ?

   (Bu bir siyasi hiciv yazısıdır)

         Evvel zaman içinde kalbur saman içinde günlerden bir gün, zat-ı muhteremin birisi elinde kocaman bir karpuzla bir ağacın dibine oturmuş. Hava sıcak mı sıcak, hararet yüksek mi yüksekmiş. İçi yanıp kavrulan zat-ı muhterem karpuzu bir güzel kesmiş ve afiyetle yemiş. Kocaman karpuzu tek başına bitirmek ne mümkün, ancak yarısını yiyebilmiş zat-ı muhterem.

         Eee tabi ki, karpuz içinde büyük miktarda su barındıran bir meyve olduğundan zat-ı muhteremin küçük abdesti gelmiş. Hiç tenini güneşe değdirmeden olduğu yere hacetlenmiş zat-ı muhterem. Haliyle küçük abdestinden bir parça, yarım kalan karpuzun üzerine gelmiş. Ama kahramanımız bu durumu dert etmemiş, nasılsa karnım doydu diye!

         Karın tok,sırt pek olunca bir uyku sarmış zat-ı muhteremi ve oracıkta ağacın gölgesine kıvrılıp uyumuş. Birkaç saat sonra uyanmış kahramanımız ama ne uyanma? Dünyanın kendi etrafında dönmesinden ötürü birkaç saat önce gölge olan yer şimdi güneşin altında kavrulmaktaymış. Zat-ı muhterem kan ter içinde ve şiddetli bir susuzlukla uyanmış. Dili damağı kuruyan kahramanımızın aklına hemen yarım bıraktığı karpuz gelmiş.

         Bakmış karpuz yerli yerinde duruyor tam yiyecekken aklına, üzerine küçük abdestinin sıçradığı gelmiş. Çare yok susuzluk hissi giderilecek ama nasıl?

         Demiş; şu tarafına değmediydi, yemiş şu tarafı.

         Demiş; bu tarafına değmediydi, yemiş bu tarafı.

         Bir bakmış karpuzun hepsi bitmiş…

Şimdi birçoğumuzun bildiği bu hikâyeyi neden anlattım.

         Sebebi, siyasette oluşan hava ve meclis başkanlığı seçimleri… Ne diyordu meydanlar seçimlerden önce;

         *Hırsızlar halka hesap verecek!

         *Katillerden hesap sorulacak!

         *Seni başkan yaptırmayacağız!

         *Milletçe alkışlıyoruz!

         *Aydınlık yarınlar bizimle gelecek!

         *Bizler meclise

falan filan…

Başka birileri de, seçimlerin bir aldatmaca olduğu ve sermayenin sistemi tekrar “restore” etmek için çabaladığını söylüyordu. Bugün “restorasyon” işi kısmen başarılmış durumda. 

         Mesela birileri Hüda Kaya dediğinde, ya O’nu görmeyin AKP’yi geriletelim dendi.

         Mesela birileri Altan Tan dediğinde, ya sizde hep gericileri görüyorsunuz içeride devrimciler de var denildi.

         Mesela AKP kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat dendiğinde, ne olmuş adam şimdi AKP karşıtı dendi.

Nasıl olsa “bizler meclise” idi…

         Evet bizler, sizler,Aleviler,Süryaniler, Ezidiler, Ermeniler herkes girdi meclise…Tek farkla seçim öncesi söylenenler giremedi meclise…

Ne diyor CHP lideri;”rövanşist davranmayacağız”, bir diğeri AKP’li bir koalisyonu desteklemekten bahsediyor…

         Meclis Başkanı adayları;

         CHP’nin Deniz Baykal, HDP’nin Dengir FIRAT. Deniz Baykal’ı Süha Alparslan yazdı, Dengir’i de cümle alem biliyor…

         Baykal ve Dengir aslında yukarıda ki hikâye de (teşbihte hata olmaz-sistem açısından bir değerlendirme) üzerine işenen karpuzdur. Lakin sistem şimdi sıkışmış ve sıkışmayı bu isimler üzerinden aşmaya çalışmaktadır. Kimse, Baykal Meclis başkanı seçilirse şaşırmasın! Üzerine “işenen karpuz” artık değerli hale gelmiştir.

         Bizim takıldığımız mesele, sistemin ve sermayenin “çişli karpuzu” yemesi değil. Üzüldüğümüz mesele bu karpuzu SOL’un yemesidir…

         Ne diyelim AFİYET OLSUN.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

LOZAN ANTLAŞMASININ 94. YILDÖNÜMÜ

Haberi Oku