Gündem:
DEVLET KRİZ ANLARINDA VATANDAŞINI SATAR!

Oysaki iktidara kim gelirse gelsin, öncesinde halkına mutluluk, refah ve huzur vaat etmiştir.

Ama koltuğa oturduktan sonra kazın ayağının öyle olmadığı anlaşılır ve derhal hazırlanan acı çok acı şurup önce vatandaşa içirilir.

Bu kuraldır.

Oysaki iktidar denilen güç, halkının ekonomik kazanımlarını, tasarruflarını, yatırımlarını korumak onları genişletmek zorundadır.

Ama öyle olmaz…

Olursa da zaten o ülkeye de sömürülen, emperyalizme bağımlı vahşi kapitalizmle yönetilen ülke denmez…

Size şimdi 5 Nisan 1994 yılı kararlarını iliklerine kadar yaşamış bir dostunuz olarak kriz anlarında devletin ne işe yaradığını kısaca anlatacağım.

Kısaca…

Yoksa hikâye çok uzun…

“5 Nisan 1994’te hükümet, “enflasyonu hızla düşürmek, TL’de istikrar sağlamak” amacıyla 5 Nisan Kararları’nı açıkladı.”

Bu lafa inanmayın her iktidar kriz öncesi bu tür palavralar sıkar.

“1994 yılında Tansu Çiller başkanlığındaki DYP-SHP hükümeti, faiz oranlarını düşürmek amacıyla piyasaya yüksek miktarda para sürdü. Ancak yüksek likidite, faizi düşürmek yerine, dövize hücuma neden oldu.

Hükümet, döviz satarak talebi düşüreceğini, paranın borsaya yönleneceğini söylüyordu. Ancak 52 milyon dolarlık hacmi olan borsa para çekmekte yetersiz kaldı. Bankalar yüksek devalüasyon olacağını beklentisiyle hareket edince piyasaya sürülen döviz, fiyatı düşürmedi aksine arttırdı. Dolar, birkaç ay içinde 8 bin liradan 42 bin liraya fırladı, 38 bin lirada tutundu. Döviz rezervleri 7 milyar dolar iken Nisan 1994’te 3 milyar dolara düştü.

Yüzde 400 faizli bono çıktı

5 Nisan 1994’te hükümet, “enflasyonu hızla düşürmek, TL’de istikrar sağlamak” amacıyla 5 Nisan Kararları’nı açıkladı.
Dengeleri düzeltmeden faiz oranlarını düşürme çabası, faizde çok daha yüksek artışla sonuçlandı. Dövize olan talebi kesmek ve kısa dönemli kamu borçlarını ödeyebilmek için hükümet mayıs ayında yüzde 400 faizli borçlanma kâğıtlarını piyasaya sürdü.

Kararların bedelini çalışanlar ödedi. Ücretler düşürüldü, enflasyon üç basamaklı oldu. Memur maaşları donduruldu. Ekonomik krizi durduracağı söylenen paket tam uygulanamadı. Hükümet 8 ay sonra 24 Aralık 1995’te erken seçime gitmek zorunda kaldı.” Uzman Para

-----------------

1991-92-93 yıllarında Bolu Kurumlar vergi sıralamasında hep ilk üçe girmiş firmam Bolu Tavukçuluğu yönetiyordum.

Nisan 1994’e gelindiğinde, DYP-SHP iktidarı bir gecede sabit kur uygulamasını bırakmış bir gecede dalgalı kur uygulamasına geçerek dövizi serbest bırakmıştı.

Ne oluyordu?

Dikkat, bu işin siyasi partisi, martisi yok, olmaz…

Esas olan en tepede oturanların neyi, kimi temsil ettiğinde saklı…

Yani bu kısa anıyı siyasi mülahazalarınızdan arının da öyle okuyun lütfen. Çünkü ben SHP üyesi idim, üstelikte bir yıl sonra CHP’ye il başkanı olacak kadar.

4 Nisan, gece boyu değerlendirdim.

Alacaklarım Türk Lirasına göre düzenlenmiş ülkenin 6 Bölgesinde Bölge Müdürlükleri vasıtası ile  “Ege hariç” .28 vilayet ve ilçelerine dağılmıştı.

Borçlarım ise bir Amerikan “Purina”, bir çok uluslu şirket “CP” ve Optima Bank Of Shore Lİmited adlı finans kurumuna idi.

Bilançom müsavi yatırım, makine, araç parkım ve tasarruflarım artı idi.

Ne yapmalıydım…

(Bu arada karım geldi başıma dikildi elektrik süpürgesi elinde; ohooo adam ta nerelerde diye söyleniyor!)

Sabah çok erken İstanbul’a yola çıktım, aklım sıra derhal borçlarımı döviz bazlı olmaktan çıkaracak, TL ile tekrar yapılandıracaktım.

Yol bomboştu, tek tük otobüs, yolunu şaşırmış birkaç kamyon…

Halk kendisini nakavt edecek yumruğu yemişti.

Purina, genel müdür Perulu, adam Perulu olduğu için şirkete sempati bile duyuyorum. Peru’da Aydınlık Yol gerillaları ülkenin 1/3’ de hâkim, hoş beş biraz Aydınlık Yol, Tupac Amaru falan sadede geldik. Adam hazırlıklı merkezden gelen yazıyı çıkardı. “Borçlarını TL’ye endekslemek isteyen müşterilere önerilerinin kabul edilmesi ancak TL bakiyelerine aylık %700 faiz uygulanmasına…”

Adamlar hazırlıklı…

Galata bankerlerinden beter bunlar…

Etiler’deki Ofisi terk ederken kapılar konuşuyor.

Ben de tehdidin bini bir para…

Sonra o hızla CP’nin Mecidiyeköy’deki merkezine geçiyorum.

CP’nin en parlak itibarlı müşterisiyim. Türk müdürler çok anlayışlı Taylandlı müdür nazik elinden geleni yapacağına söz verdi…

Sağ olsunlar, limon kolonyası görevi…

Bankaya gitmeye gerek yok.

Genel Müdür Salvo Taranago Yahudi, iş ortağı Hayyam Garipoğlu

Şirket merkezi Sirkeci-Kıbrıs…

Onlar zaten yağmurlu havalarda şemsiyeyi saklayacak görevleri, işleri bu…

Döndüm süratle memlekete.

Bölge müdürleri, müdürler toplantısı…

Bazı arkadaşlarda kaçış eğilimi var, yani piyasaya kazığı atıp illegale gömülme.

İttifakla ret ediliyor bu görüş,

Direneceğiz.

Direniş 5 yıl sürüyor, bütün finansman tekniklerinin denendiği üst boyutlu kıyasıya bir mücadele.

Murat Gücüm ile benim gecem gündüzüm belli değil.

Fabrikayı ayakta tutuyor diğer ortaklar Şükrü Kargun-Hüsnü Kargun…

Direniş 1999’da sona eriyor.

Teslim oluyoruz.

Fabrika CP’ye satıldı.

Milli Sermaye diyorlar ya, yüzde yüz.

İşletme-ekipman-yönetim yerli, yüzde yüz.

Fabrika bir tek makine haricinde “Rendiring” dışında hepsi yerli

“Şimdi ki tavukçuluk şirketlerinde her şey % 90 yabancı”

Evet, yerli-milli hikâyelerini iyi biliriz, bire bir yaşadık.

Yıllar yılları kovaladı, DYP-SHP koalisyonunun ortağı SHP’nin lideri Murat Karayalçın ile dost olduk. Bolu’ya yanıma ziyarete geldiğinde şakaya karışık “Sayın Başkanım” dedim “Sayın Başkanım benim failim sizsiniz!”

Milyonlarca dolar kayba bir cümle…

***

Evet bizim gibi ülkelere sürekli bir milli kriz hali vardır, bu kriz zaman zaman derinleşir işte o derinleşen tarih kesitlerinde egemenler ülkeyi yönetmek için ellerine sopa almaktan başka bir çare bulamazlar.

Oysaki halkın bu krizde bir gram dahli yoktur.

Oysaki o iktidara gelenlerin başlıca görevi halkı mutlu etmek, halkın tasarruflarını, yatırımlarını korumak, geliştirmektir.

Kendilerinde bir gram sorumluluk hissetmezler.

Bugün olduğu gibi onlarda panik halindedirler.

Çözüm üretmekte geç kalırlar, üretemezler, dış ve iç dinamiklere teslim olurlar.

Sorun özünde yapısaldır.

Çare milli geliri oluşturan bütün halk kesimlerinin birlikte hareket ederek yurt içi kaynakların dağıtılmasında söz karar yetki sahibi olmasındadır.

Bu günleri en iyi anlatan Cem Karaca’nın iki tarihi klibini izleyelim …

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner123
banner122

BİR KEZ DAHA İLK ONLAR SAHAYA İNDİ
2019 yerel seçimlere geri sayım devam ederken Cumhuriyet Halk Parti’li kadınlar her seçim olduğu gibi sahaya...

Haberi Oku