Gündem:
DİRLİK İÇİN BİRLİK

Bir delil ile 40 alimi yendim,

40 delil ile bir cahili yenemedim

Mevlana

Şuurun da bir takati var duymaktan, görmekten yorulduk..

Destiyi çatlattı..içerde ne varsa dışarı sızıyor!

Tezek diyor, eşek diyor, ne görmeye ne duymaya tahammül yok artık!.

Delirdik yani..yok, hiç bir iyilik yok!

Bilgi yok, yenilik yok!

Durmadan kötülüklerini süsleyip, kılıfa sokuyorlar.

Mızrak çuvala sığmıyor farkında değiller..İyice sapıtmışlar!

İnsanları geren, her ağzını açtığında öfke kusan, bağıran çağıran bir iktidarla neden devam etsin bu millet!?

VATANDAŞ HUZUR İSTİYOR ! İŞ İSTİYOR ! AŞ İSTİYOR !

Bağırmasından çağırmasından ona buna çatmasından ortamı germesinden bıktık...

Usandık !!!

Utanmadan bir taraftan sövüyor, bir taraftan birliktelikten filan bahsediyor..

16 yıl boyunca; seçmen bazında bile insanları ötekileştirip, yok sayıp, hakaret edip, kendi seçmenlerinin her türlü inançlarını, etnik aidiyetlerini istismar etti, şimdi yolun sonu göründü, kardeşlik teranesi okuyor!

16 yıl ülkeyi istediği gibi yönetmiş; ne ekonomiyi düzeltmiş ne terörü bitirmiş ne millete huzur ve refah sağlamış hala çıkıp “beni seçersen..” diyor.

Kendi ilan ettiği, 6 defa uzattığı, 7.sinin içinde (garanti gördüğü için) seçime gittiği, istese şu dakika kaldırabileceği OHAL’i seçim vaadi olarak sunuyor..

Seçilirse kaldıracakmış…

Aklı varmış da, aklımızla alay ediyor.!

Oyunu akp ye vermeyenler münafık,

İnce’ye verenler hain,

Akşener’e imza verenler fetöcü,

15 temmuzu irdeleyenler terörist,

Dörtlü ittifak yapanlar sicili bozuk demokratlar

Ama ‘muhterem’ sütten çıkmış ak kaşık!

Efendim nasıl olurmuş da Sosyal Demokrat bir parti, biri milliyetçi, biri dinci, biri sağcı partilerle bir araya gelip ittifak kurarmış?

“Arslan, ceylan, sırtlan, zebra yan yana koşuyorsa, orman yanıyor demektir!”

Bir Afrika atasözüymüş bu..

Yaktınız, bitirdiniz memleketi n’apalım!?

Sağcılık, solculuk değil artık ülkenin meselesi,,

Mücadele; hak yiyenlerle, hakkı yenenler arasında.

Adı konmamış bir dinci despotizmi yaşıyoruz biz.

Despotu harekete geçiren de cesaret değil korku!

Aldığı seçim kararı çöküşün itirafı!

İçine düştüğümüz açmazların asıl sebebi tek başına bu iktidar değil elbette..

Nereden türedi bu dinci iktidar? Nasıl bu kadar güç sahibi oldu?

Nasıl bizi esir aldı..

Erbakan zamanında %14 bir kemik oy vardı o kadar!

80’de 12 eylül darbesi sol muhalefeti ezdi ve dinci gericiliğin önünü sonuna kadar açtı.

Türkiye’ye makas attıran bu darbeyle ABD-İsrail projesi “Türk İslam Sentezini” dayadılar bize.

Bir rejimin ” bağımlı” olması demek, ekonominin rotasının 'dışardan belirlenmesi', 'dışarının ihtiyaçlarıyla uyumlandırılması demek..

Yönetimini emperyalizme hizmet eden IMF, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası, gibi kurumlara teslim etmek demek.

İplerini kaptırmışsın, kuklasın demek.

Özgür değilsin demek!

Aracın rotası dışardan belirleniyorken, milliyetçilik taslamak, sabahtan akşama milli marş söylemek, kendini ve birilerini aldatmaktan başka ne?...

Değer üreten bir Türkiye yok! Güçlü, farkındalığı olan bir Türkiye yok!

Bu gün ekonominin iflası; saman, et, fasulye, nohut, mercimek, muz, kedi-köpek maması, vb... ithal eder duruma gelmemiz, iç ve dış borç batağına saplanıp kalmamız, küresel tefecilerin oyuncağı haline gelmemiz, devletin bütün çarklarının durması bu kifayetsiz muhterislerle birlikte 80’den sonra yaşanan bu sürecin sonucu..

Yaşadığımız iflas etmiş Tabloda göze görünen sadece inşaat..o da borçlanarak yapılıyor.

Onda da iflaslar yakın.. stoklar büyümüş..

kimi müteahitler tüymüş, kimi tüyme hazırlığında..

İnşaat dediğin karın doyurmaz.

Bir değer sayılmaz, daha önceden yaratılmış değeri kullanır

Her mahalleye cami, her mahalleye AVM dikerek,

Sürükledikleri iflas tablosunu görünmez kılarak ,

rakamları, istatistikleri manipüle ediyorlar...

dertlenmekten, okuya okuya ekonomist olduk!

“İşlerine geldiği gibi ekonomik büyüme, milli gelir, GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıl artışı) güzellemesi yapıyorlar...

Oysa büyüme, GSYH artışı denilen paranın hareketini izler...

Para her el değiştirdiğinde ekonomi büyümüş, milli gelir artmış görünür.

Neyin üretildiği, neyin nasıl büyüdüğü, ne pahasına büyüdüğü, üretilenin nasıl paylaşıldığı, ekolojik sonuçları dikkate alınmaz...

Sözde, yüksek oranlı bir büyümeye rağmen işsizlik ve yoksulluk artabilir,

doğal çevre tahribatı, ekolojik yıkım derinleşebilir...

Şimdilerde Türkiye'de olduğu gibi..

Ekonomik büyüme diye öğündükleri tam bir yıkım aslında!...

İnsanı, toplumu, doğayı, gıdayı, havayı ve suyu zehirleyen, yaşamı çekilmez hale getiren ekonomik büyümeyi marifetleriymiş gibi gösteriyolar

Bu rejimin hiç bir sorunu çözme yeteneği yok!” ... (F. Başkaya)

Bütçeyi, hazineyi ve ortak değerlerimizi yağmalayarak, talan ederek ülkeyi felakete sürüklediler Artık özelleştirilmemiş, yağmalanmamış, talan edilmemiş bir şey kalmadı...

Yalan-dolan takiyye, din sömürüsü ile cahil kesimi ele geçiren bu iktidarın ülkeye verdiği zarar ziyan kaç yıllarla telafi olur bilmem...

“telafi olur mu?” onu da bilmem!

mutlaka hak ettikleri tarih çöplüğünü boylayacaklar; ancak hem TC’nin bağımsız mahkemelerinde ve hem de hakkını yedikleri milyonlarca insanın vicdanında yargılanmalıdırlar.

Bir veba gibi yapıştılar milletin yakasına! Düşsünler!...Yeter artık!

Öte yanda; CHP’nin bu seçimde yaptığı fedakarlıklar ülkenin geleceğine umut verdi.

Bir yanda iyi partinin seçime girebilmesi için atılan adım, diğer yanda sağ partilerle yapılan ittifak ve en son muhalif Muharrem İnce’nin CB adaylığı..

Kuruluş ayarlarına döndük, moral bulduk..

Duruma göre “megri megri” duruma göre “yaylalar yaylalar” diyen “saray ve koltuk ittifakına” dur diyecek,

yeri geldiğinde mevcut’a aynı dilden cevap verebilecek gerçek ve samimi, sahici.tam bir halk adamı Muharrem İnce..

Açık söylemem gerekirse, başta çok da içime sinen bir aday değildi.

Olumlu bakınca sevdim..Umut oldu..Her kesimi kucaklayabilir..

Ahmet Arif’ten okudu.. Nazım Hikmet’ten okudu.. ben halkım, halk çocuğuyum dedi..

Sarayda gözüm yok dedi..Çankaya’ da oturacağım dedi.

Bana göre en vurucu cümlesi “Saraya bu ülkenin en akıllı gençlerini yerleştireceğim” dedi..

En büyük hayalim!

Süper bir beyin takımı ülkeyi yönetsin o saraydan..

500 kişi, 1000 kişi şirket gibi yönetsinler, memleketi düze çıkarsınlar..

Tarım politikası, Turizm politikası, Eğitim, Sanayi ..her alanda devrim başlatsınlar..

İşe çöpü temizlemekle başlasınlar.. Her birimi örgütlesinler..

Hizmetkarları olurum..öyle çok istiyorum..

Çok güzel ve yerinde mesajlar verdi İnce.

Bu milletin Kemalistleri yüzde yüz katılımla daima arkasında duracağız,

Heyecanını paylaşacağız, var gücümüzle destekleyeceğiz.

İnce’nin “Herkesin cumhurbaşkanı olacağım” sözleri dünya basınında da yer aldı.

“İnce, parlamentoda muhalefetin en güçlü konuşmacılarından biri olarak tanınıyor.

Erdoğan’ın sık sık kullandığı sert söylemleri karşılayabilecek,

aynı zamanda hem muhafazakâr ve sağ kanattaki seçmenlerin,

hem de partinin kendi tabanının desteğini alabilecek biri olarak görülüyor.”

Böyle yorumlandı.

Umutluyum..

Tünelin ucu görünüyor…

Zaman BİRLİK olmak zamanı..

Birlikten Dirlik doğar..

“haram lokma pay olarak sürüldüğünde önüne..

sen yine de yağmuru seç.

abad olursun... “

Hüseyin Bilir

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

CAHİL
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, ''Geri kalmış, cahil ... Bilmiyor! Çünkü matematik...

Haberi Oku