Gündem:
ERKEK AYLARI MI? YOKSA AÇLIK AYLARI MI?
 Fındık için adalet yürüyüşü, Türkiye’de tarımın 1980 sonrası başlayan ve özellikle son on beş yıllık süreçte getirilen noktanın en somut göstergesidir. 1980 sonrası neoliberal politikalar çerçevesinde ve 2000’li yıllarda IMF/Dünya Bankası programına uyumlu (Tarım Reformu Uygulama Programı) piyasa koşullarına teslim edilen, üretim gücü kırılıp iflas noktasına getirilen çiftçinin durumudur. Türkiye’de fındık üreticisinin genel durumu nedir? Kısaca bir göz atarak sorun ve çözümlerini anlamaya çalışalım.

Ülkemizde yaklaşık 500 bin üretici, 705 bin hektar alanda fındık üretimi yapmakta ve 2 milyon kişi geçimini fındıktan sağlamaktadır. Dolaylı etkiler dikkate alındığında 7-8 milyon insan fındık tarımından etkilenmektedir. Ekolojik şartlar bakımından Doğu Karadeniz’de başlayan fındık yetiştiriciliği, bugün çiftçi kayıt sistemine göre Türkiye’de 43 ilde yapılmasına rağmen Ordu, Giresun, Samsun, Trabzon, Sakarya, Kocaeli, Düzce başta olmak üzere 16 ilde yapılmaktadır. Yıllık fındık üretimi ekolojik şartlara bağlı olarak 550 bin ile 850 bin ton arasında değişmektedir. Bu üretim miktarıyla ülkemiz, dünya fındık üretiminin yüzde 75’ini gerçekleştirmektedir.

Tarımsal ürün ihracatındaki payı yüzde 23’tür ve 2 milyar dolar civarında döviz geliri sağlanmaktadır.

Fındık ve çay özellikle Doğu Karadeniz’de tarımın iki temel ayağı ve diğer bölgelerdeki gibi alternatif ürünü olmayan tek geçim kaynağıdır. Bu nedenle Karadenizli vatandaşların söylediği gibi “Fındık bizum içun sadece ürün teğuldur”. Gerçekten sadece ürün değildir. En güzel türkülerin söylendiği, en güzel sevdaların yaşandığı, en güzel dayanışmanın görüldüğü (imece) bir kültür, yaşam biçimidir. Aynı zamanda erozyona karşı toprağı tutan fındık ağacı, Karadenuzluyu da toprağa tutar.

Peki bugünkü duruma nasıl geldik?

Yazımızın başında belirttiğimiz 2000’li yıllardan sonra İMF/Dünya Bankası programı çerçevesinde, 1980’ne kadar tarım kesimine uygulanan taban fiyat, destekleme alımları, girdi subvansiyonları, tarımsal kredi biçiminde uygulanan politikalar tümden terk edilmiş, “doğrudan gelir desteği” uygulamasına geçilmiştir. 2009 yılında kabul edilen yeni fındık stratejisi ile fındık üretimine “Alan Bazlı Gelir Desteği” alternatif ürünlere geçilmesi halinde “Alternatif Ürün Desteği” verilmesi ön görülmüştür. Bu tasarıyla getirilen ve üretici açısından en olumsuz durum devletin (TMO) Toprak Mahsulleri Ofisi’nin stok alımları durdurması, fiyatın serbest piyasada oluşması, arz-talep dengesinin ise üretim kısıtlanmasıyla sağlanmasının öngörülmesidir. Bundan daha önemlisi çıkarılan yasayla yıllardır üretici fiyat, satın alma vb. alanlarda katkı sağlayan FİSKOBİRLİK devreden çıkarılarak tarım satış kooperatifleri ortadan kaldırılmıştır. Alım gücü kalmayan TMO alım yapamayınca üretici uluslar arası tekeller (Ferrero-Oltan, Progida, Stelliferi) ve yerli tüccarların insafına bırakılmıştır.

Bugün değişik hesaplamalara göre fındık maliyeti 8-9 lira olarak hesaplanırken tüccar fındığın kilosuna 6-7,5 lira dan satın almaktadır.

Fındık üretim alanlarıyla ilgili yaşanan diğer bir sorun ise, mülkiyete dayalı ve diğer nedenlerle üretim alanlarının küçülüp geçimlik olmaktan çıkmasıdır. Ortalama işletme büyüklüğü 14 dekarın altındadır. Fındık üreticisinin asgari düzeyde geçimini sağlayabilmesi için en elverişli ekolojik şartlarda en az 22 dekarlık bir fındık bahçesine sahip olması gerekir.

Uygulanan politikaların Türkiye’de fındık üreticisinin sorunlarını çözmekten kesinlikle uzaktır.

Fındık Türkiye’de coğrafi ve topoğrafik özellikler nedeniyle, Karadeniz bölgesinin tartışmasız en önemli ürünüdür. Alternatif ürün yetiştiriciliğinin son derece sınırlı olduğu bölgede maliyetin altında oluşacak piyasa fiyatı ile üreticileri piyasanın insafına bırakmak ne ekonomik gerekçelere ne de sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Ülkemizde fındık üretimi ve üreticilerin üretim, tüketim, dikim alanı ve fiyat politikaları için ulusal bir fındık politikası belirlenmelidir.

Alan bazlı gelir desteği değil, gerçek fındık üreticileri desteklenmelidir. Fındığın ıslahı işletme büyüklüğü, örgütlenme, çalışanların sorunları gibi bütüncül yaklaşımla ele alınmalıdır. Piyasanın “görünmez eline” değil Kamu’nun (devletin) görünen koruyucu ve destekleyici eline bırakılmalıdır.

Yoksa; geçmişte Karadeniz’de fındık üreticilerinin Fiskobirlik’ten ürün bedellerini aldıkları eylül ayına “erkek ayı” denirdi. Paralar harcanırken “gitti erkek ayları, geldi açlık ayları” denirdi.

Fındıkta uygulanan mevcut politikalar devam ettiği sürece fındık üreticilerinin tüm ayları “açlık ayları” olacaktır. 

Anahtar Kelimeler
FındıkTEKELKaradeniz
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İHLALLERİ RAPORU AÇIKLANDI
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin Mart 2018 ifade ve basın özgürlüğü ihlalleri raporuna ilişkin...

Haberi Oku