"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"
Gündem:
GAZETECİNİN DARBE İLE İMTİHANI

 Darbe sonrası, üstelikte bir gün sonrası, ortam henüz karmaşık ve kaotik iken, gazetecinin ve köşe yazarının da zor anları başlar.

“Bekle gör” politikası izleyemez, eyyamcılık olur.

“Suya sabuna dokunmayayım” diyemez, neticede her konuda fikir belirten köşe yazarı darbe hakkında mütalaa yapmazsa inandırıcılığını kaybeder.

Yelpazenin neresinde olursa olsun, yazmak, yorum yapmak zorundadır.

15 Temmuz gecesi birçok yurttaş gibi bende sabahladım.

Bir yandan tele-darbe görüntüleri izlemek, öte yandan gazeteye haber yetiştirmek, doğru haberi zamanında okuyucuya aktarmak, gelen telefonları yanıtlamak, oldukça yoğun geçen saatler.

İlk haberimizde, kamuoyuna doğru mesaj vermek, gelişmelerin sonucunu beklemeden yani “bekle gör” demeden teşhis koymak gerekliydi.

Bu bir “Darbe mi” idi yoksa “Darbe Girişimi mi idi”

Şimdi Bolu’da “Hamamda türkü söyleyenlerin” , o gece o saatlerde “Yusuf Yusuf” ettiklerini tahmin ediyorduk.

Ama teşhisi koyduk, orduda cemaat yapılanmasının 78 milyonluk bir ülkede, seçilmiş, arkasında azımsanmayacak kitle desteği olan bir hükümet varken darbe gerçekleştirmesinin çok zor olduğu tespitini yaptık.

Darbe Girişiminin “emir-komuta zinciri” içerisinde gerçekleşmediği baştan belliydi. Bu olsa olsa ülkeye çok pahalıya mal olacak bir intihar saldırısı idi.

***

Bu bağlamda ilk haberimiz,  Saat 22.51’de “Ne Oluyor?” başlığı ile ikinci haberimiz ise  “Darbe Girişimi” başlığı ile çıktı. O da Cuma Saat 23.15’de.

Öyle de oldu. Yüzde yüz isabet kaydetmiştik.

“Darbe Girişimi” çok kanlı, sonuçları itibariyle bütün ülkeyi on yıllarca etkileyecek, artçıları ile kritik süreçlerden geçilecek.

***

Sabahında sıra köşe yazımı yazmaya gelmişti.

Başta da dedim ya, köşe yazarının zor anlarıydı böyle günler.

Beklenebilinirdi,

Pek çokları gibi, “Zamane göre kemane çalınabilirdi”

Böyle yapmadım, yapamadım.

Türkiye’de gerçekleşen ve gerçekleşemeyen darbelerden konu açarak yazdım…

Köşe yazımı, Darbe Girişiminden 12 saat sonra,16 Temmuz sabahı,  Saat 11.26’da internet gazetemize girdim.

“Bir Garip Ülke, Bir Garip Darbe” başlığı ile.

İşte o yazımın son paragrafları;

15 Temmuz öncesi, gecesi ve sonrasına, okunan salalara, ezanlara, dair o kadar yazılacak, söylenecek ki, şimdi buradan ahkâm kesmenin bir manası yok.

Lakin artık Cumhurbaşkanının başkanlık yolunda, tek adam olma yolunda, elinin son derece güçlendiği açık.

Bunu oya, referanduma, yeni anayasaya tahvil edeceğinden kimsenin şüphesi olmasın.

***

Ne garip, 14 Temmuz’da kutsanan askerler, 15 Temmuz sabaha karşı Boğaz Köprüsünde İŞİD usulü kafası kesilerek katledildi.

***

Şüphesiz bu ülkede bütün kurum ve kuralları ile demokrasi egemen olmadan, gerçekleşmiş ya da gerçekleşememiş darbeler ve darbe teşebbüsleri ile dur kalk ile yaşamaya devam edeceğiz.”

***

Evet, kısa vadede hatta orta vadede, bu ülkeye bütün kurum ve kuralları demokrasinin yerleşmesi olanaksız.

Darbe Girişimi ile irtibatlandırılan, hatta cemaatin yurtlarında kalıp, ardından devlet memuru olan işinde gücünde olan kişiler dâhil artçı tasfiye dalgalarından etkilenecek.

Her darbe döneminde olduğu gibi “Kurunun yanında yaş ta yanacak”

Yine dalgalar, diğer bütün muhalif güçleri de içine alacak şekilde genişleyecek.

 Medya susturulacak.

Bunları tüm açıklığı ile yazmak, çizmek şart.

Ha bunları yazıyorsan, düşünüyorsan, bedeli de olacak.

Aynı benim başıma gelen gibi.

Pazar günü Saat 13.19

Bilgisayarın başındayım. Bolu’nun tanıdığı, sizlerinde tanıdığı, ismini şimdilik kaydıyla buradan vermiyorum, Facebook özelden bana şunları yazdı.

“Sen hala darbe yanlısı haber yapmaya devam et. Bu millet bu halk sana hak ettiğin cevabı mutlaka verecektir.”

Bak sen şuna!

Adamın tehditkâr üslubuna,cüretine bakar mısınız?

Şımarıklığına,

***

“Darbe Girişimi “, “Sivil Darbe”

Türkiye bu iki seçenekten birini seçmek, kapılmak zorunda değil.

Türkiye halklarının layık olduğu idareler bunlar değil.

Demokrasi, sadece demokrasi, sözlerle ifade edildiği gibi değil, gerçekten özgür, demokratik bir Türkiye.

Bunları yazmaya devam edeceğiz, son nefesimize kadar, diledikleri gibi tehdit edebilirler.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

MÜLTECİ POLİTİKALARI, SÖMÜRÜ DÜZENİ...
AKP’nin göçmen politikası iş yaşamını kuralsızlaştırıyor. CHP’li Veli Ağbaba’nın raporuna göre...

Haberi Oku