Gündem:
İHBARCIMI AÇIKLIYORUM!

Durup dururken nereden çıktı mı dediniz?

Elbette hayır durup dururken çıkmadı…

Daha önceki düşük, geçici hükümet muhbir yasası çıkardı, şimdiki seçim geçici hükümeti de muhbirlik yasasına ek yaptı, beş ayrı renk verdikleri teröristleri ihbar edene ödül vereceklermiş.

Bu yasalar geçici, düşük, seçim hükümetlerinin terörle mücadele kapsamında ardı ardına çıkardıkları yasalar.

Geçici seçim hükümeti diyor ki “ben teröristlere beş ayrı renkte kategorize ettim, hepsinin kellesine farklı ödüller koydum, ihbar et para kazan”

Valla sıkışık olan vatandaşlarımız için iyi bir geçim kaynağı, helal olsun.

Emekliye, asgari ücretliye zam yapmıyorlar, vatandaşını düşünmüyor diye üzülmeyin bak AKP ne de güzel yasalar çıkarıyor halka para kazanmaları için.

Yani şimdi elinizde poşetler pazara çıkmış patates alıyorsunuz bir de baktınız yanınızda Murat Karayılan o da patates almaya gelmiş, asıl telefona “Karayılan pazarda patates alıyor” de 4 milyonu kazan.

Olmadı bu.

Bu kızıl terörist, patates satın almaz!

Biz siyah renkli arayalım ya da turuncu.

Turuncu renkli teröristler sakın LGBT kategorisine ayrılmış olmasın.

 

Neyse,

‘Evdesin, canın sıkkın, kredi katları patlamış Pazar parası yok kahveye bile canının çıkası yok, başın ağrıyor, yan tarafı da öğrencilere kiralamış alçak ev sahibi, ne de çok giren çıkan var eve, oğlanlar kızlar, sakın bunla terörist olmasın şu kızıl saçlı kızın elinde geçen çokça gazete, dergi gibi bir şeyler vardı, sünepe oğlanla geziyor bir de, lan ne şanslı oluyor bazıları, yok yok bunlar terörist, lan ben bunları niye ihbar etmeyeyim daha önce niye aklıma gelmedi, eve giren çıkan belli değil, hem teröristleri ihbar edene piyango veriyorlarmış, lan karı gel gel geçim yolunu buldum bana herif merif  de me bundan sonra ben bu vatanın bekçisiyim, bu apartmanın da, yan taraftakileri ihbar edecem hani şu sünepe oğlanla gezen kızıl saçlı kızı, para kazanacağım bir milyon, iki milyon sonra gör bakalım bir, ayaklarımı yıkayacaksın benim, ayaklarımı eskiden olduğu gibi…

Alooooo terörist ihbar hattı mı, bir ihbarda bulunacağım…’

Yani olacağı bu, düşmanlığın mı var karşıki aşiretle, komşun ile, mirastan sana pay vermeyen akraban ile, dayan gitsin ihbarı…

Bak bunlar tecrübeyle sabittir ha.

Benim başıma geldi, benimle birlikte yüze yakın belki de daha fazla kişinin başı yandı bu yüzden Bolu’da…

1980 Eylül faşist darbesi döneminde…

Hadi hikâyeyi anlatayım, belki okursunuz…

 

1979 okul bitmiş işe girmem lazım, aileme yük olduğum yeter bunca sene.

Aile de ticaretle uğraşan yok herkes devlet memuru ben de devlete gireceğim.

Dayım Sayıştay’da kesin hesap şubesi şefi, ablamda Sayıştay denetçisi…

Sayıştay’a girmeye istekliyim.

Sınavla alıyorlar yazılı sözlü…

Dayım yazılıyı geç sonra sözlü de bakarız dedi.

Hazırlandım zor sınav…

Kısa kısa geçiyorum,

Sınavı kazandım.

Bu arada Arçelik kurulmuş Bolu’ya oradan çağırıyorlar, bir de Süperteknik diye bir firma var..

ORÜS sınavını da kazandım, hani şu özelleştirilen.

Bolvit diye firma var orada çalışıyorum, vakit geçsin diye…

Böyle durumlar…

Siyaseten durduğumuz yerdeyiz, sol görüşlerimizden taviz yok.

12 Eylül olmuş herkes tedirgin köşe başlarında çapraz tutuş G3 lü askerler.

Askere gidip de geleceğiz er olarak askerlik yapıyorum şapkalarımızda rütbe yerine düğme geçirmiş askerler.

--Rütben ne lan?

Onbaşı çavuş

--Sen?

Düğmeliyim ben komutanım sakıncalı.

--Geç defol…

Günler geçiyor 200 kişilik özel birliğimizden 160 kişi falan terhis oluyoruz 40 arkadaşı alıp gitti siyasi şubelere ait ekipler.

Gözümüz Nizamiye’ de…

Bir şey olmuyor, hayırdır inşallah…

Bolu’ya geliyorum, o vakit otobüsler şehre giriyor,  otobüsten indiğimde siyasi şubenin adamları terminali çevirmişler ben onları tanıyorum onlar beni tanıyamıyor ben 60 kiloya kadar düşmüşüm askerde, bir iğne, bir iplik yani, annemlere geçiyorum derhal belki başkasını bekliyorlardı…

Yeni evliyim eşimi alıp Ankara’ya tüyüyorum, üşüdüm ortamdan…

Bir hafta sonra haberleşiyorum Bolu ile aramalar resmiyet kazanmış. Evlere baskı başlamış.

Bolu’ya dönüyorum ve yakalanıyorum kayınvalidelerin evinde.

Macera başlıyor.

Evlere şenlik manzara…

Filmi biraz geri alayım burada.

 

Yer Kıbrıscık.

Devrimcilerin denetiminde Kıbrıscık.

Orada kumar, barbut vs yasaklanmış, devrimciler halkın lümpenleştirilmesine karşılar.

İki siyaseti bırakmış solcu kumar oynatıyor, ortalıkta bir silah ticareti görüntüsü de var.

Devrimciler karşılar böyle şeylere izin vermiyorlar ve bu iki akıllı devrimcilere saldırıyor geçtiğimiz yıllarda toprağa verdiğimiz Nejat arkadaş yaralanıyor, sakat kalacak hayatı boyunca.

Abbas ve İrfan bu iki eski dönek solcunun isimleri.

Bolu cezaevine atılıyor bunlar 14 yıl ile yargılanıyorlar kasten adam yaralamak suçundan.

Bu iki kafadar Kenan Evren’e mektup yazarak af talep ediyorlar, af karşılığında Bolu’daki bütün devrimcileri ihbar edebileceklerini söylüyorlar.

Koca cunta bu kafadarlarla ilgilenmesi için Bolu’daki siyasi şubeye talimat gönderiyor.

O vakitler terörle mücadele şubesinin adı, siyasi şube.

Siyasi Şube ile iki kafadarların mesaisi başlıyor, şemalar, ihbar mektupları filan.

Abbas, Yurtsever Devrimci Gençlik “Halkın Kurtuluşu”

İrfan, Devrimci Gençlik “Devrimci Yol-Devrimci Sol” çevrelerini ihbar ediyor.

İhbar mektupları hazırlanıyor özenle…

Bu mektuplar gerekçe gösterilerek Bolu’da yüzden fazla devrimciyi gözaltına alıyor polis.

Ben de İrfanın mektubunda varım.

İrfan bana lütfetmiş, bu teorisyen demiş.

Bolu Emniyet Müdürlüğünde baskı-şiddet ile süslenmiş ifade alma işlemlerinden sonra Bolu Komando Tugayına teslim ediliyoruz.

İkinci perde Komando Tugayında, her dakika tetikteyiz, sabahları bir başçavuş geliyor bizi havalandırma gibi bir yere çıkarıyor orada nasihat ediyor bize “Kuzeyden gelecekler anamızı s…..”  Sovyetler Birliğini kastediyor, adamın içine işlemiş “sol” korkusu, hep böyle konuşuyor biz aldırmıyoruz bahane ile bahçeye çıkıyoruz ya boş ver anlatsın dursun.

Askerler talimden dönüyor başlar bize parmaklıklara dönük “Tanklarıyla, toplarıyla gelseler dahi…” Ya arkadaş ne tankı ne topu bunlar kafayı üşütmüş…

Kurmay Yarbay Eşref Bitlis operasyonun tugay kısmını yönetiyor.

Karargâhta sorgular devam ediyor.

İki arkadaş yine tugay tutukevinden gardiyanlar eşliğinde karargâha götürülüyoruz.

Büyük bir oda mahkeme odası gibi dizayn edilmiş.

İçerde askerler var üst düzey, siviller var Sakallı Memduh, Abaza Faruk siyasi polisler, siyasi şubede baskı şiddet ve işkence ile ifademizi alan siyasi polisler bunlar, artık o gül yüzlerini saklamıyorlar, başrollerdeler, ileri de bir yerde sakalı bir herif daha var iyi giyimli koltukta oturuyor bacak bacak üstüne atmış. Mehmet Ali Ağca gibi birisi.

Dikkatli bakıyorum göz ucuyla tanıyorum bizim İrfan A. bu, sırıtıyor pis pis.

Yüzleştirme tutanağı tutulacakmış.

İrfan A. istifini bozmuyor gene laubali ve fütürsuz.

İhbar mektubunu okumadım ki ben.

Ne diyeyim.

Oku lan diyorlar oku.

Burnuma sokuyorlar mektubu.

Çabucak okuyorum.

Adam roman yazmış, daha doğrusu yazdırmışlar.

İrfan A. Bolu Eğitim Enstitüsünde okuyordu bir vakitler, güzel şema çizdirmişler ona, şirket şeması gibi şu şuradan sorumlu bu buradan sorumla falan filan.

Bunları kabul edersem 5 yıl garanti de üstü var altı yok, adamlar Bolu’da sinek vızıldasa üzerimize yazmışlar.

İrfan mektupla yetinmiyor, anlatmaya devam ediyor oradakilerin gözüne girmek için.

“Yok ben parka ile dolaşırmışım da , lastik ayakkabı giyermişim de anlatıyor da anlatıyor.”

Yersen ye,yemezsen gargara yap.

Uzun tartışmalar, küfürler, kaba dayak, dönüp iyi polis kötü polis oynama ikna turları.

Ben sonuna kadar İrfan A.’ yı tanımadığımı ilişkim olmadığını iddia ediyorum.

Akşam hava kararıyor, bir an polislerin saate baktıklarını hissediyorum, anlıyorum o an bu İrfan’ı cezaevinden aldılar, izinle, yerine akşam olmadan teslim etmek zorundalar.

Biraz daha dayanırsak olacak bu iş.

Hayır tanımıyorum şudur budur, nihayetinde pes eden onlar Memduh yarın devam ederiz diyor.

Ötesi gün getirmiyorlar yüzleştirme tutanağını imzalamış İrfan biz de imzalıyoruz.” Her ne kadar İrfan …….. dedi ise Süha Alparslan ret etti, İrfan’ı tanımadığını söyledi estek köstek ” imzalıyorum.

Bolu Tugayı bizi 45. Günde Gölcük Donanma Sıkıyönetim komutanlığına teslim ediyor.

İstihkamcılara teslim ediyor onlarda orada başka antrenmanlar…

E tabii bu koşullarda devlet dairesine girme olanağı kalmıyor.

Ticaret yapıyoruz mecburen.

Sosyalist vicdanla ticaret ne kadar yapılabilirse o kadar.

 

Boluspor Başkanı oluyorum 1990 lı yıllarda, bir gece toplantı bitiyor evime gideceğim, arabama yönelirken yerlerde yatan bir adam dikkatimi çekiyor, adam yatıyor öylece, yanına yaklaştım bir şeyi mi var soracağım, baktım sarhoş etrafına kusmuş, üstüne başına kusmuş, dikkatlice baktım a a bizim İrfan A. bu iğrendim, uyandı İrfan A. başında dikilince, o da  beni tanıdı, başkanım başkanım demeye başladı doğrulacak doğrulamadı, dikildim tepesine şuna birkaç çift laf edeyim değmez dedim değmez, yürüdüm gittim onu kusmuklarının içinde bırakarak, arkamdan hala başkanım diye höykürüyordu yerinden doğrulamadan.

Öteki Abbas denilen ihbarcı bir dönem akıl hastanelerinde dolaştıktan sonra yüce devlet bir iş vermiş kendisine bakıyormuş, İrfan A.’ya da iş vermişler tabii, orman dairesinde Mudurnu’da mı neymiş…

İhbarcılık zor zanaattır, ihbarcı ömrü boyunca korkar, kafayı bozar, metabolizması bozuktur, hayatı bozuktur yüce devletleri bunlara bakar bunlara gerekirse yeni kimlik verir, estetik ameliyat yapar Şemsi Özkan gibilerini, bazılarını tetikçi olarak kullanır Alaattin Kanat gibilerini, bazı bunlar gibi orta boy ihbarcılara da ömür boyu aylık bağlar ama ihbarcı ömrü boyunca rahat edemez, arkadaşı yoktur ailesi uzak durur ihbarcıdan,  kendisi bile kendisini sevmez  ihbarcının,

Allah bile sevmez ihbarcıyı, fitneyi fesadı sevmediği gibi uzak durun dediği gibi…

 

  

*Bayramınızı kutlarım, izniniz olursa bayram tatili dolayısı ile biraz uzaklaşacağım Bolu’dan, herkese selam…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

MOTORİNE BÜYÜK ZAM!

Haberi Oku