Gündem:
IRA, ETA, TAMİL, FARC, EZLN

Bir başka deyişle,

Kuzey İrlanda, İspanya, Sri-Lanka, Kolombiya ve Meksika…

Dünyanın beş ayrı bölgesi, Avrupa, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika, Orta Amerika, bu beş bölgede ayrılıkçı ve gerilla örgütleri merkezi hükümetle öteden beri savaş halindeler.

Bu beş ülkenin Kuzey İrlanda ve İspanya merkezi hükümetleri ile kurtuluşçu örgütler arasında kalıcı barış sağlanmış durumda.

Sri-Lanka ise ayrıklıkçı Tamil gerillalarına karşı imha harekâtını benimsemiş ve bununla netice almış.

Kolombiya hükümeti, FARC gerillaları ile komşu Venezüella sınırları içerisinde barış görüşmeleri yapıyor bir yandan da savaş sürüyor.

Meksika’da otonom bölgeler var burada EZLN hâkim durumda ve EZLN ile Meksika hükümeti arasında bir suni denge söz konusu.

 

Ve Türkiye,

Türkiye’de Osmanlı’nın son dönemi ve cumhuriyetin başından bu yana özellikle de 1930 yıllarından sonra varlığı kabul edilen “Kürt Sorunu” 1985 yılından sonra Ayrılıkçı Örgüt PKK elinde bir derinleşen, bir kısmi ateşkeslerle durağanlaşan şekilde, son 7 Haziran seçimlerinden sonra da artarak devam ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti kâh ayrılıkçı hareket PKK ile ülke içerisinde mevzi çözüm süreçleri yaşıyor çoğu kez de ateşkes süreçleri aniden bitiyor ve ülke şehit haberleri ile sarsılıyor.

 

Peki, dünyanın diğer ülkelerinde bu süreçler nasıl yaşanmış, yaşanıyor ve merkezi hükümetle, gerillalar arasında nasıl mutabakatlar gerçekleşiyor.

Bu değerlendirme bir köşe yazısının boyutlarını çok çok aşacak bir boyutta.

Ancak biz burada konunun sadece ana başlıklarını inceleyeceğiz.

Kimseye akıl fikir verecek halimiz yok.

Herkesin bu konuda taraflardan birine tabi olmuş durumda olduğunu biliyoruz.

Üçüncü yol arayışının bu ülke için en doğrusu olacağı düşüncesindeyiz.

Ama öncelikle diğer ülkeler kendi meselelerini nasıl çözmüşler ya da halen çözememişler bunlara bir bakmak gerek.

Dediğim gibi akademik bir dille değil daha çok köşe yazısı formatında sunmaya çalışacağız konuyu.

 

İspanya’dan başlamak isterim.

Çünkü bizzat Bask ve Katalan bölgelerini dolaştım birkaç kez.

İspanya parlamenter demokrasi ile yönetiliyor, göstermelik bir kraliyet var.

Merkezi hükümet Madrid, ülke 17 ayrı özerk bölgeden oluşuyor.

Katalonya eyaleti Barselona’nın merkezli.

Ve İspanya’nın en sanayileşmiş eyaleti.

Turizm gelirleri de çok yüksek olan bu eyalette Katalanca ve İspanyolca konuşuluyor.

Turizmin de etkisi ile daha kozmopolit bir yaşamın hüküm sürdüğü Katalonya’da gençler sokakta Katalanların tam bağımsızlığı ile ilgili broşür ve dergi satıyorlar. Kendilerine hiç karışan yok. Katalanlar ise ülkenin merkezi, hükümetine maddi kaynak sağlayan en önemli eyalet oldukları gerekçesi ile İspanya’dan ayrılmayı istiyorlar. Terör sorunu yok. Ancak eğer bir referandum yapılacak olursa Katalanların çok büyük bir çoğunlukla İspanya’dan ayrılmayı isteyeceklerine kesin gözü ile bakılıyor.

 

Ayrılıkçı ETA İspanya Bask özerk bölgesinde var.

Bask özerk bölgesinde gözlemlerim kısaca şunlardı.

Basklılar bir kere İspanyollardan ırk olarak farklı ki Bask bölgesine geldiğinizde açıkça başka bir ülkeye geldiğinizi hissediyorsunuz, daha kısa boylu, sert, yabancılardan çok hoşlanmayan, kent merkezlerinde İspanyolca hiçbir tabelanın olmadığı, Baskça denilen çok zor bir dilin konuşulduğu İspanya’nın tamamen kuzey bölgesi.

Bask bölgesi 1979 yılında elde etmiş özerkliği, güvenlik güçleri dâhil hemen bütün devlet kurumların da Basklılar çalışıyor.

ETA ise İspanya’da Franco faşizmine karşı 1959 yılında kurulmuş. “Bask Vatanı ve Özgürlük” adını taşıyan sol eğilimli örgüt ile İspanya güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda şimdiye kadar 850 kişi hayatını kaybetmiş.

Bask parlamentosunda %10-20 arasında oy potansiyeli bulunan örgütün siyasi kanadı Herri Batasuna yasaklanmış.

Birkaç kez ateşkes ilan eden örgüt en son 20 Ekim 2011 yılında silah bıraktı.

ETA Bask bölgesinde elde edilen özerklikle yetinmiyor ve tam bağımsız bir Bask ülkesi kurmak için mücadele ediyor.

Sert mizaçlı bir halk olan Basklılar ETA’ ya terör örgütü gözü ile bakmıyor. ETA özellikle Bilbao’ da kültür dernekleri vasıtası ile örgütlenmiş, dernekleri legal ve açıkça ETA propagandası yapıyor ve Bask bölgesinin kültürü üzerine inceleme yapan akademisyenlerde var..

Bask bölgesinde dikkat çeken bir özellikte, askeri özel kuvvetlerin kıyafetleri… Gözleri hariç tamamen kapalı üniformalar giyen özel kuvvet elemanlarına hemen her kavşakta rastlayabiliyorsunuz. Epey ürkütücü bir ortam var Bask’ta ve insanların yüzleri gergin ve sert.

Aslında Bask bölgesi 30 bin doların üstünde milli geliri ile zengin. Ama bu zenginlik Bask insanı için mutlu olmasına yetmemiş.

Peki, ETA nasıl silah bıraktı?

Özellikle batı toplumunda Newyork’ta yaşanan 11 Eylül 2001 saldırıları kör teröre karşı tepkilerin artmasına yol açtı.

İspanya’da ise Başbakan Zapetero döneminde 11 Mart 2004 yılında El Kaide Madrid’te tren istasyonları ve metrolara saldırdı 190 İspanyol vatandaşı kör teröre kurban oldu.

Milyonlar terörü kınadı.

Zapetero bu saldırıdan sonra ETA ile görüşmelere başladı.

Görüşmeler Oslo’da başladı.

Zapetero ETA’nın şiddetten yalıtılmasının Bask sorununa çözüm getireceğini söyledi.

Görüşmelerde Bask özerk bölgesinin güncel taleplerinin yanı sıra ETA militanlarının cezaevlerindeki durumu da masaya yatırıldı.

Sessiz diplomasi ETA’yı silah bırakmaya zorladı.

Bu karada BASK bölgesinde özerkliği savunan sağ eğilimli partilerinde katkısı var.

Onlarda ETA’nın silah bırakmasını istediler. Bask halkı yürüyüşler düzenleyerek ETA’nın silah mücadeleye artık son vermesini talep ettiler.

Zapetero ETA’nın silahlı kanadına karşı yükselen tepkilerin sürecin sonunda ETA’nın zayıflaması ile son bulacağını biliyordu ve intikam saldırıları yapmadı.

Aksine “ETA ile savaşta” hayatını kaybedenlerin ailelerini de süreci desteklemeye ikna etti.

 Genel hedeflerinden vazgeçmemekle birlikte 20 Ekim 2011 tarihinde yüzleri maskeli bir grup ETA yöneticisi silahları bıraktığı açıkladı.

4 yıldır Bask bölgesinde ETA eylem yapmıyor ve hükümetle siyasi görüşmeler devam ediyor.

 

Kuzey İrlanda

Kuzey İrlanda meselesine, Kuzey İrlandalılar ile Birleşik Krallık İngiltere arasında yaklaşık 15 yüzyıl sonlarından bu yana süren dünyanın hemen en eski etnisite sorunu diyebiliriz.

Yüzyıllardır devam eden İrlanda meselesinin kökünde İngiliz göçmenlerin İrlanda adasının kuzeyine yerleşimci olarak ikamet etmeleri ile başlıyor.

İlk bakışta Birleşik Krallık İrlanda’da da aslında etnik meselenin ateşleyicisi oluyor, çünkü adada İngiliz yerleşimciler öncesi böyle bir sorun yok ama yayılmacı Büyük Britanya imparatorluğu yüzyıllar öncesinden İrlanda’ya yerleştirdiği göçmenler vasıtası ile müdahale ediyor, 500 yıllık çatışmanın fitilini böylelikle ateşliyor.

Katolik olan İrlandalılar ile Protestan olan İngiliz ve İskoçlar arasında ayrıca bir mezhep çatışması olduğunu da buraya eklememiz gerek.

İrlandalılar bir yandan kuzeydeki İngiliz; İskoç göçmenlerle ve öte yandan Büyük Britanya imparatorluğuna karşı silahlı mücadeleye başlıyorlar.

1916 yılında ise İRA “İrlanda Cumhuriyet Ordusu” kuruluyor. İRA İrlanda adasında silahlı mücadeleyi daha örgütlü ve netice alıcı bir şekilde uygulamaya koyuyor ve sonuç alıyor.

İrlanda adasının büyük parçası Serbest İrlanda adı altında bağımsız bir devlet haline gelmesi İRA’nın kuruluşunun daha 6. Yılında gerçekleşiyor.

İşte bu büyük başarı İRA’ya güneyde muazzam bir güç sağlıyor ve buna karşın Kuzey İrlanda İngilizlerin yönetiminde kalmaya devam ediyor.

Bu noktada Kuzey İrlanda’da İRA 1960 yıllarında Birleşik İrlanda Cumhuriyetini kurmak üzere tekrar kuruluyor ve yeniden inşa sürecini geçirdikten sonra kuzeyde silahlı mücadele tekrar başlıyor.

Aslında İngilizlerin kuzeyden de çekilme düşünceleri var, ancak kuzeydeki İngiliz ve İskoç kolonisi bunu kesinlikle ret ediyorlar “İngiliz Hükümeti adadan çekilirse çekilsin, kanlarının son damlasına kadar savaşacaklarını” hükümete bildiriyorlar.

Konuyu bir saygınlık sorunu yapan İngilizler adada tahkimatlarını artırıyorlar ve silahlı mücadele artık bir iç savaşa doğru eviriliyor.

1970’lerde savaş derinleşiyor ve İRA bu kez İngiltere adasındaki değişik hedeflere yöneliyor.

1981 yılında ise Kuzey İrlanda kontenjanından milletvekili seçilen İRA üyesi Bobby Sands hapse atılıyor ve cezaevinde ölüm orucunda hayatını kaybetmesi olayları daha da tetikliyor.

Bu İRA’nın siyasi mücadelede parlamentoyu hedeflemesi sonucunu doğuruyor.

Ve Gerry Adams’ın lideri olduğu İRA’ nın siyasi kanadı Sinn Fein legal parti olarak kuruluyor. Ve Gerry Adams parlamenter olarak seçiliyor.

Barış görüşmelerine başlanılması salık verildiği vakit İngiltere başbakanı Demir Leydi olarak tanınan muhafazakar siyasetçi Margaret Thacher “silahlı mücadele bitmeden görüşme masasına oturmayacağı yolunda” açıklamalar yapması üzerine, savaş hız kesmeden Gerry Adams’ın çabalarına karşın devam ediyor

Demir Leydi’ den sonra 1990’larda iktidara gelen John Major silahlı mücadelenin bitmesi ön şartı olmadan barış görüşmelerine başlanılabileceği görüşü üzerine IRA ateşkes ilan ediyor ancak Major hükümetinin Sinn Fein’i ve Gerry Adams’i muhatap almaması yüzünden ateşkesi kaldırıyor.

1997 yılında ise İşçi Partisinin lideri Başbakan Tony BLair ise hiçbir ön şart olmadan barış görüşmelerine başlayalım önerisi üzerine IRA’ nın siyasi kanadı Sinn Fein ve lideri Gerry Adams sürece dahil oluyor.

Ön görüşmelerde mutabakat sağlanınca 1998 yılında IRA silah bıraktı.

İngiltere IRA mahkûmlarını serbest bıraktı.

İngiltere silahlı kuvvetlerini Kuzey İrlanda’dan çekti ve Kuzey İrlanda’ya yerinden yönetim hakkı verildi.

Yapılan referandum da ise Kuzey İrlanda barış görüşmelerinin bir jesti olarak İngiltere topluluğunda kalmayı % 71 oranında kabul etti.

Kuzey İrlanda parlamentosu tekrar açıldı.

Şimdi sorunlar tamamen bittimi?

Elbette hayır ama Kuzey İrlanda’da halk çatışmasızlık sürecinden çok memnun tarafların tekrar silaha başvurmaları halinde sürece kesinlikle destek olmayacaklarını belirtiyorlar.

İRA silah depolarını betonla kapattı yerlerini görüşmecilere bildirdi.

İRA’nın Amerika’daki diasporası barış sürecinde taraf oldu süreci destekledi.

IRA yöneticileri açıklamalarının hepsini maskeli bir şekilde yaptı, İRA yapılanmasının üzerine barıştan sonra gidilmedi.

Bugün büyük ihtimalle İRA mevcudiyetini devam ettiriyor ama sürekli olma kaydı ile silah bıraktı.

Süreci tetikleyen şimdilik yok.

Şimdilik diyorum çünkü İngiliz ve İskoç göçmenlerin “Ulster Birlikleri” denilen gizli sivil paramiliter yapılanmanın da üzerine gidilmediği için hala varlar.

Ama otoriteler kalıcı barışın sağlandığı kanısındalar.

 

İRA’dan bir portre

İRA’nın terörist başı!

Martin MCGuiness,

İngiliz Hükümeti baştan bu yana İRA’nın lideri olarak Martin McGuiness’den şüpheleniyordu.

1973 yılında Güney İrlanda’da 120 kilo bomba ve 5 bin mermi ile ele geçmişti.

Yargılandı, hapse mahkûm oldu.

Hapislik sonrası mücadeleye devam etti.

Barış ümitleri yeşerince İngiliz hükümeti ile gizli görüşmeleri MCGuiness yürüttü,

Barıştan sonra Kuzey İrlanda hükümetinde Milli Eğitim bakanı oldu.

Ardından Başbakan yardımcısı seçildi.

Kraliçe II: Elizabeth Kuzey İrlanda ziyaretinde McGuiness’i kabul etti.

Obama Britanya ziyaretinde MCGuiness ile tokalaştı, fotoğraf çektirdi.

 

Bu yazı dizisine Sri-Lanka Ayrılıkçı Tamil gerillaları, Meksika Chiapas Otonom EZLN Hareketi ve Kolombiya FRAC örgütü ile kısmet olursa devam edeceğim.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

YENİ BİR PLANLAMA TASARIM ÜRETİM DENETLEME...

Haberi Oku