Gündem:
İSLAMOFOBİ DALKAVUKLUĞU
 “İstanbul’un Özerk Bölge Olmasına=Halifeliğe=Ekümenikliğe #HAYIR” başlıklı yazımda; “Emperyalizmin, yani Yahudi+Hıristiyan finans kapitalin azgın ve vahşi sömürü düzeninin, 1980 darbesinden bugüne uygulaya geldiği neo liberalist pratikleri ve bu pratiklerin ürettiği post modernist kavram pratikleri Türkiye’mizde üç saç ayağının üzerine kurulmuştur:

1.Dinci-Mezhepçi Pratikler ve bu pratiklerin ürettiği post modernist kavram pratikleri

2.Etnisiteci- Bölücü Pratikler ve bu pratiklerin ürettiği post modernist kavram pratikleri

3.Kadın kimliği üzerinden ayrıştırıcı Aşırı Cinsiyetçi Pratikler ve bu pratiklerin ürettiği post modernist kavram pratikleri

Türkiye’mizde yaşadığımız her olguyu, olayı ve söylemi bu üç saç ayağının üzerine oturtarak tahlil etmek ve tartışmak zorunda kalmaktayız” demiştim.

Emperyalizmin neo liberalist Dinci-Mezhepçi Pratiklerinin ürettiği post modernist kavram pratiklerine İSLAMOFOBİ kavram pratiği örnek verilebilir.Hıristiyanlığın yaygın olduğu toplumlarda İslam korkusu yaşandığını savlayan bir kavram pratiği olarak ortaya atılmıştır.

Tüm post modernist kavram pratikleri,toplumsal algı operasyonu yaratmak ve neo liberalist pratiklerin haklılığını kanıtlamak için emperyalizmin düşünce kuruluşları tarafından uydurulmuştur.

Hemen baştan söyleyelim ki batının ya da Hıristiyan toplumların İSLAMOFOBİ yani İslam korkusu yoktur. Emperyalizm ve işbirlikçi yönetici sınıfları Hıristiyan toplumlarda yapay bir korku ortamı yaratmaya çalışmaktadırlar. Tarih boyunca bunun örneklerini yaşadık.

Kısaca örnekleyelim:

Avrupa Ortaçağ Hıristiyan Toplumları, kilisenin ve toprak ağalarının, feodal aristokratların kısaca derebeylerin kıskacında ezilerek yönetiliyordu. Topraklı köylüler topraksızlaştırılmış, ırgat ve köle haline getirilmişti. Yoksulluk ve açlık baş göstermişti. Kötü yönetimin sorumlusu olan Hıristiyan kilise ve derebeyleri, kendilerine yönelik halk isyanı enerjisinin oluştuğunu görünce, hedef saptırmaya çalıştılar. Kilise ve derebeyleri “İsa’nın ve Musa’nın doğduğu mübarek ve kutsal Filistin ve Anadolu topraklarının Müslümanlardan alınması gerektiğini, bu mübarek topraklara sahip olunduğu zaman fakirliğin ve yoksulluğun son bulacağını, herkesin mutlu ve müreffeh bir hayat süreceğini…” vaat ederek kandırdılar. Ağırlıklı olarak yoksullardan ve kölelerden oluşmuş yapay, yağmacı, askeri disiplinden yoksun ordular kurarak tarihte ki o meşhur Haçlı Seferlerini düzenlediler.

Fransız Romantik Ressam E. Delaroix“Haçlıların İstanbul’a Girişi” adlı yapıtında, kendileri gibi Hıristiyan olan İstanbul’un acımasız biçimde yağmalandığını, tecavüz ve kıyımların yapıldığını, kısaca, Haçlı Ordusunun katliamcı ve yağmacı karakterini açıkça ortaya koymuştur.

 

E. Delaroix “Haçlıların İstanbul’a Girişi”

 

Kiliseler ve derebeyleri kendi sömürü düzenlerini sürdürebilmek için Müslümanları hedef göstererek yoksul masum insanları kandırdılar ve Anadolu topraklarında kırılıp yok olmalarına neden oldular.

Bugün, emperyalizm ve işbirlikçi yönetici sınıflarının, Hıristiyan toplumlarda İSLAMOFOBİ kavram pratiği ile yapay bir korku ortamı yaratmak için adeta ortaçağ kiliselerinin ve derebeylerinin taktiklerini kullandıklarını görüyoruz.

Bir örnek de Osmanlı tarihinden verelim:

Robert Koleji ve Galatasaray Lisesinin açılış seremonilerinde Amerika, İngiltere ve Fransa adeta ortak çağrılarda bulunarak “Türk gençliği Halifenin ve Prens Selahattin’in izinden gitmelidir” demişlerdir.

Türk gençliğinin, o zamanın deyimiyle Jön Türklerin, özgürlükçü, bağımsızlıkçı, demokrat ve çağdaşlığa yönelik tavrını asla desteklememişlerdir. Böylesi bir geçmişe sahip olan emperyalizm ve işbirlikçi yönetici sınıflarının, Halifeyi ve Prens Sabahattin gibi İslamcı görünümlü, işbirlikçi yobaz ve satılmışları desteklemeleri İSLAMOFOBİ yani İslam korkularının olmadığını kanıtlamıştır.

Kurtuluş Savaşında İngiliz uçaklarının Osmanlı Şeyhülislamı’nın Mustafa Kemal Paşa ve Kuvayi Milliyeciler   aleyhinde fetvaları dağıtmaları da  post modernist kavram pratiği olarak üretilen İSLAMOFOBİ’nin maddi temellerden yoksun olduğunu tarihsel bağlamlarıyla  kanıtlamaktadır.

Bu gün, emperyalizmin, neo liberalist dinci mezhepçi pratiklerini haklı göstermek için uydurduğu postmodernist kavram pratiklerinden İSLAMOFOBİ’nin olup olmadığının somut tahlilini yapmak için IŞİD’i, Müslüman Kardeşleri, Hamas’ı, Taliban’ı… kuranların kimler olduğunu sorgulamak yeterlidir.

ABD’nin CIA Ortadoğu eski sorumlusu Graham Fuller’in, Avrupa Birliği’nin kısaca emperyalistlerin, AKP’yi, yaptığı sözde reformlarını, açılımlarını saçılımlarını, Yeni Türkiye zırvalıklarını… Dinci muhafazakârlığın cicilikleri diye canhıraş destekleyip savunmalarını hatırlayalım.

Akıl var, mantık var, İSLAMOFOBİ’si yani İslam Korkusu olan, İslamcı dinci muhafazakârlığın egemen olduğu iktidarı destekler mi? Desteklemez. Çıkar ve menfaatleri için kullanır.

AB ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, çıkar ve menfaatleri için kullandığı Saray ve AKP’yi, faşist anayasa değişikliğini ve şaibeli referandumu gerekçe göstererek Türkiye’yi denetim kapsamına almıştır.

Sonuç; İSLAMOFOBİ demagojiden ibarettir, kaybeden Türkiye’dir.

 

 

 

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

Gözaltına alınan Nuriye ve Semih'le ilgili...
Avukat Selçuk Kozağaçlı, açlık grevinin 75. gününde evlerine yapılan polis operasyonuyla gözaltına...

Haberi Oku