Gündem:
İSTANBUL'UN ÖZERK BÖLGE OLMASINA=HALİFELİĞE= EKÜMENİKLİĞE#HAYIR

 “…sanır mısınız ki beyler, sanır mısınız? Emperyalizm bu ülkeye gelirse elini kolunu sallaya sallaya gelir? Hayır beyler, Hayır! Emperyalizm bu ülkeye gelirken, hacısını, hocasını, en gerici şürakayı koluna takar da öyle gelir beyler”.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK                                                                                  (TBMM Tutanakları, Aktaran; Doğan AVCIOĞLU)

Başkanlık sistemini ve yeni anayasa değişikliğini, İstanbul’un özerk bölge olmasını istemekten, halifelikten ve Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebinin dini ve ruhani merkezi olarak düşünülen İstanbul Fener Rum Patrikhanesine Ekümeniklik verilmesinden bağımsız düşünmek olanaksızdır.

Emperyalizmin, yani Yahudi+Hıristiyan finans kapitalin azgın ve vahşi sömürü düzeninin, 1980 darbesinden bugüne uygulaya geldiğineoliberalist pratikleri ve bu pratiklerin ürettiği postmodernist kavram pratikleri Türkiye’mizde üç saç ayağının üzerine kurulmuştur:

1.Dinci-Mezhepçi Pratikler vebu pratiklerin ürettiğipostmodernist kavram pratikleri

2.Etnisiteci- Bölücü Pratikler vebu pratiklerin ürettiğipostmodernist kavram pratikleri

3.Kadın kimliği üzerinden ayrıştırıcı Aşırı Cinsiyetçi Pratikler ve bu pratiklerin ürettiğipostmodernist kavram pratikleri

Türkiye’mizde yaşadığımız her olguyu, olayı ve söylemi bu üç saç ayağının üzerine oturtarak tahlil etmek ve tartışmak zorunda kalmaktayız. İnönü Üniversitesi tarafından4-6 Mayıs 2011 tarihlerinde gerçekleştirilen4. Uluslararası Bir Bilim Kategorisi Olarak "Kadın" Sempozyumu’nda sunmuş olduğum “POSTMODERNİZM KADIN KİMLİĞİNİ SİNSİCE SÖMÜRMEKTEDİR” başlıklı poster bildirimde postmodernizmin ürettiği kavram pratiklerini akademik ortamlarda tahlil yapmak ve tartışmak amacıyla topluca paylaşmıştım. Siz okurlarım için de buradan öneriyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın “…İstanbul kendi kendini yönetsin…” yani“İstanbul özerk bölge olsun” isteği, birinci dereceden yaniDinci-Mezhepçi Pratikler vebu pratiklerin ürettiği postmodernist kavram pratikleri bağlamında, tahlile ve tartışmaya değer önemli bir örnek oluşturmaktadır. Kısaca açıklayalım:

AKP Büyükçekmece İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen programda konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “Belediye başkanı olarak tecrübe edindim ki üç dönemden beri bir farklı yasa olsa bu şehirde çok daha farklı iş yapabiliriz. Ne demektir bu, ne istiyorum? Diyorum ki İstanbul kendi kendini yönetsin, başka müdahaleler olmasın, kendi kararını kendi versin. Bu yanlış mı? Doğru. Böyle tek elden yürüsün” diyerek,‘İstanbul’un özerk bölge olması’ isteğini dosta düşmana ilan ettiğini görüyoruz.

İstanbul’un özerk bölge olmasını istemek,ikinci dereceden yaniEtnisiteci- Bölücü Pratikler vebu pratiklerin ürettiğipostmodernist kavram pratikleri bağlamında Diyarbakır’ın da özerk bölge olmasını istemekanlamına gelecektir. Bunu bir HDP’liDiyardakır için söylese, OHAL kapsamında hapse tıkılması içten bile değildir.

İstanbul’un özerk bölge olmasını yani Konstantinapolis olmasını emperyalist ülkeler de çok istemektedirler. Ellerini oğuşturarak bekliyorlar zaten.Çünkü, İstanbul’un özerk bölge olmasını istemek, halifeliğin ve ekümenikliğin ilan edilmesini istemek demektir.

Bir başka deyişle; İslam’ın en yüksek siyasal makamı halifeliğin ilanını istemek, Katolik Hıristiyanlığın en yüksek dini makamı Vatikan ve Roma’da ki özerk bölgesi gibi, İstanbul’da da Ortodoks Hıristiyanlığın dini ve manevi makamı Fener Rum PatrikhanesiEkümenikliğinin ve Fener Balat Özerk Bölgesinin ilanını istemekle eşdeğerdedir.

İstanbul’un özerk bölge olmasını yani Konstantinapolis olmasını istemek, emperyalistlerin Sevr Antlaşmasını yürürlüğe koyması demektir. Emperyalistler tarafından oluşturulmuş uluslararası bir konsorsiyum tarafından İstanbul’un yani Konstantinapolis’in uluslararası özerk bölge olarak yönetilmesini istemek demektir.

Bir fransız gazeteci, 2005 yılında ekümeniklik konusunu makalesinde kısaca şöyle tahlil ediyordu: Ortodoks mezhebi ile Sosyalist Blok doğu Avrupa’yı, Katolik olan ve endüstriyel anlamda gelişmiş zengin batı Avrupa’dan kopardı ve geri kalmasına neden oldu. Ortodoks Hıristiyanlar kendilerine ekümenik merkezi oluşturmakta zorluk çekiyorlar. Çünkü, önlerinde üç merkezi seçenek var; Atina, Moskova ve Konstantinapolis. Bu üç merkezin birbiriyle tavizsiz çekişmesi yüzünden seçim yapmakta büyük güçlüklerle karşılaşıyorlar. Tabii ki biz Fransızların gönlü Konstantinapolis’te ekümeniklik kurulmasından yana.

AKP’nin iktidara geldiği özellikle ilk yıllarda emperyalistler tarafından “Türkiye demokratikleşiyor, Kemalist, orducu-militarist-faşist darbeci kabuğunu kırıyor” gibi lafazanlıklarla destek görmesini, Topbaş’ın “İstanbul’un özerk bölge olması” isteğinden ve emperyalistlerin ekümeniklik sevdasından bağımsız düşünmek olanaksızdır.

Abdurrahman DİLİPAK’ın“Erdoğan başkan seçilirse halife olacak” sözü ile Erdoğan’ın “İstanbul bizimdir. Çünkü, halife ve hakan yatağıdır”söylemi adeta birbirine göz kırpar niteliktedir.

Emperyalizmin en sadık işbirlikçisi ve İngiliz İslamcısı Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Şii İran’ın bu halifelik sorununa sıcak bakmayacağı kesin. Her önüne gelenin kandırdığı, bir gün leblebi dediğine ertesi gün lahmacun diyen bir halifeyi kim neylesin?

Heybeliada (Ortodoks Rum) Ruhban Okulu’nun açılması için emperyalistlere “ver halifeliği al ekümenliği” dercesine göz kırpmak ise “sev beni seveyim seni” oyunudur.

Bağzılarımızın (!) torunu olmakla çok övündüğü Osmanlı, Türklerin millet olma bilincini engellemiştir. Prof. Dr. İlber ORTAYLI hocamız “Osmanlı’ya karşı ayaklanarak bağımsızlıklarını ilan eden Balkan milletlerinin yanında yaşayan Türkler, millet olduklarınınfarkınaen son varabilen millettir” der.

Osmanlı’nın, 1944’de Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına izin vermesinden dört yıl sonra, Türkler 16 Mart 1848’de İlköğretmen Okulu’nu ancak açabilmişlerdir.

1944’de açılanHeybeliada Ruhban Okulu’nun tarihi kadar, verdiği eğitim tarihi ve uyguladığı eğitim programı daemperyalistlerle kimlerin işbirliği yaptığını somut olarak ortaya koyar:

1844 - 1919 dönemi 4 yıl ortaokul ve 3 yıl teoloji,

1919 - 1923 dönemi yalnız 5 yıllık teoloji (Dikkat ediniz, İstanbul’un işgal edildiği süreç),

1923 - 1951 dönemi 4 yıl ortaokul ve 3 yıl teoloji

1951 - 1971 dönemi 4 yıl lise ve 3 yıl teoloji (Dikkat ediniz, emperyalizmin en sadık işbirlikçisi Adnan MENDERES iktidarı dönemi)

Ayrıca, Menderes iktidarı döneminde 1952'de çıkarılan bir kararla, diğer yabancı öğrencilerde okula kabul edilmiştir.

“İstanbul’un özerk bölge olması” isteğinin dillendirilmesi, bugünlerde Türkiye ile gelme-gitme kriz oyunu oynayanemperyalistler için Konstantinapolis ve Ortodoks ekümeniklikçantada keklik.

Ey sevgili din kardeşim, ey Türk milliyetçisi kardeşim, ey RTE’nin milleti! bu satırları okuduktan sonra hala REFERANDUMDA “EVET”mi diyeceksin?

Yoksa;

İSTANBUL’un ÖZERK BÖLGE OLMASINA= KONSTANTİNAPOLİS OLMASINA= HALİFELİĞE= EKÜMENİKLİĞE#HAYIR
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

SEÇİM 4 KASIM'DA
Bolu’ CHP merkez ilçe kongresi 4 Kasım Cumartesi günü İl Kültür Müdürlüğü salonunda…

Haberi Oku