Gündem:
KADININ GÜCÜ

Fotoğraf nasıl da insanın içini açıyor değil mi?

11 Kasım1933 günü Fransa’nın “Miroir du Monde” dergisinde yayınlanmış.

Altında şu yazıyor..”10 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti” 

Cumhuriyetin 10.yılında Türk Kadınının geldiği noktayı ve büyük değişimi işaret ediyor.

Ne büyük gurur o yıllar için..

 

Cumhuriyetin İlke ve devrimlerinden saptıkça ve yozlaştırılmış din etkisiyle,

eğitim bilinci de oluşturulamadığından kadının toplumumuzdaki yeri çok gerilere düştü ne yazık ki..

 

Bir toplumu eğitmek kadını eğitmekle başlar..

Anne eğitimli olacak ki; erkeğe de kıza da aile içi ilk eğitimi doğru ve sağlam temelle verecek..

Madem ağaç yaşken eğiliyor, çocuğunu yoğuracak ve kabiliyetine göre eğitimini yönlendirebilecek…

Türkiye genellemesine bakınca çok geride kaldığımız aşikar,

ancak global düşününce insanlık geriye gitmez, gitmemeli! diye düşünüyorum..

Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar madem.. Her alanda söz sahibi olmalarının vakti çoktan geldi geçiyor..

Dünyayı, hayatı, savaşı, barışı, sevgiyi, arzuyu, aşkı, özlemi, ölümü, acıyı hep erkek beyniyle,

erkek algısıyla tanımlamak zorunda kalmış kadın yüzyıllarca…

Hayatta bir şeyleri kendi tanımı ile ifade edebilmek için  yüzyılların geçmesini beklemek zorunda kalmış…

 

Kadının kaybettiği bu zaman zarfında dünya da çok şey kaybetti elbet!…

13 ülkede 64 bin kişiyle yapılan bir ankete göre, insanların 3’te 2’si “Erkekler daha çok kadınlar gibi düşünse dünya daha iyi bir yer olur” demişler..

Erkek egemenliğinin sonuçları ortada.. bitmez savaşlar, gelir dağılımındaki korkunç adaletsizlik..

 

Her insan ortalama 60-70 yıl için geliyor bu dünyaya. İnsanca yaşamak herkesin hakkı olmalı..

Giderek daha adaletsiz bir yere dönüşen dünyada, insanlar çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat yaşayacağına inanmıyor..

Kaygı çağında yaşıyoruz, ne acı..

 

Gücü seven,  paylaşımdan hoşlanmayan, iktidarı her şeyden üstün tutan erkekler hegemonyasında;

işsizlik, ekonomideki çöküntü, iklim değişikliği gibi devasa sorunların ortasında

dünyadaki liderler ve kurumlar hiç de iyi bir sınav vermiyor,

skandallara bulaşıp yenilgilere imza atıyorlar.

Wikileaks belgelerinde hükümetlerin kirli çamaşırlarını gördükçe şaş kalıyoruz..

Raporlar din adamlarının istismarcı olduklarını kanıtladı.

Global çapta bir girdaba kapılmış gidiyor insanlık..

 

Dünyadaki insanların büyük çoğunluğu erkeklerin davranışlarından mutsuz..

Sadece kadınlar böyle düşünmüyor;

erkeklerin tutumlarına dair tatminsizlik oranı erkekler ve kadınlarda aşağı yukarı aynı gibi..

Gençler ise özellikle toplumda kadınların rolünü daha fazla önemsiyor.

Yani, insanlar artık erkeksi düşünce ve davranış kodlarının dünyayı yönetmesinden memnun değil.

Duygularını daha açık ve dürüstçe yansıtabilen, ideoloji yerine sağduyuyla hareket eden,

menfaatleri için diklenmek yerine uzun vadeli sürdürülebilir çözümler getiren

kadın ya da kadın gibi düşünebilen liderler hayal ediyorlar.

Kadınların üretim alanlarına katkıları ile daha güzel yarınlara ulaşmak;

kadın perspektifinin dünya üzerindeki her alana yerleşmesi ile mümkün olabilecektir ancak…

Yaşama hakkını her şeyin üstünde tutan, insanları öldürmeye değil yaşatmaya çalışan;

kendine odaklanmak yerine, faydaya odaklanmanın liderlerde arandığı günlerde yaşıyoruz.

 

İnsani değerlere saygı paradan, nezaket ve empati saldırganlıktan,

sadakat ve yardımseverlik  açgözlülük ve kişisel çıkardan,

bilgi ve etki zenginlikten daha önemli olmalı değil mi?

 

Ülkeleri kadınlar yönetse insanların  güven ve adalete inançları artar, savaş ve skandallar azalırdı kesin..

Çoğu insan buna inanıyor ve 21. Yüzyılda gelişme için  “İşletim sisteminde” kadınsı değerlerin öne çıkmasını arzuluyor..

Keşke sahneye çıksalar ve siyasi sorunları çözmek,

demokrasi ve eşitliği sağlamak ve en önemlisi BARIŞI sağlamak nasıl olur gösterseler erkek egemenlere!

 

“Değişime ve dönüşüme açık olmak, sorgulamak, ortak insanlık birikimlerinin farkında olmak,

siyasi askeri sınırların kesin olarak reddi, ortak insanlık idealleri için emek vermek,

tek tipleşmeyi değil tıpkı doğada olduğu gibi farklı renklerin hayat bulduğu bir yaşamı savunmak,

hiçbir ideoloji, din, kişi, kurumu mutlak gerçek, kutsal, değişmez kabul etmemek,

en doğru olduğunu düşündüğümüz anlarda bile yanılabilecegimizi hesaba katmak,

dürüstlük, başkalarının hakkını gasp etmemek, mülkiyet saplantısından ve hırstan  uzak yeni bir yaşam..”

Çok güzel olmaz mıydı?

 

Dünyayı kadınlar kurtarabilir ama kadın gibi kadın olanlar;

sevgiyi her ayrıntıda yaşayan, her ayrıntıya aktaran, sevgisiz bir dünyada yaşanmayacağını bilen kadınlar…

Dünyaya ana gibi sıcak, şefkatli bakanlar;  yüreği paylaşımla, sevgiyle, adaletle dolu olanlar…

 

Umutsuz değilim.. Dünyayı kurtaramasak da çocuklarımızı özenle ve bilgiyle yetiştirelim..

Gerisi gelir..Bir gün..

8 Mart Kadınlar Gününüz kutlu olsun..

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
sibel pehlivan 3 ay önce

Keyifle , düşünerek olufum. Anlami derin , harika bir yazı olmuş. Kalemine sağlik. Nice 8 martlara..

Misafir Avatar
sibel pehlivan 3 ay önce @sibel pehlivan

kadının gücünün farkına vardığı nice yıllara birlikte ulaşalım dilerim..sevgiler cnm..

-Beğenmedim(0)
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

Gözaltına alınan Nuriye ve Semih'le ilgili...
Avukat Selçuk Kozağaçlı, açlık grevinin 75. gününde evlerine yapılan polis operasyonuyla gözaltına...

Haberi Oku