Gündem:
KAHREDİCİ BİR HÜZÜN

Düşümde, düşüncem de, sesimde kahredici bir hüzün…

Bu ülkede ne çok katliamlar yaşadık, gördük...

Her katliam haince, kalleşçe, sinsice tezgâhlanır.

Tezgâhı kuranlar keşif yapar, üstlerinden talimat alır, altlarına talimat verir.

Zaman, mekân, saat, dakika hemen hepsi kurgulanır.

Güvenlik güçleri ile işbirliği yapılacaksa onların alandaki konuşlanmaları plana dâhil edilir.

Aynı görevimiz tehlikede ki gibi eylemi gerçekleştirene yakalanması halinde kendisine sahip çıkılmayacağı sıkı sıkıya tembihlenir.

Eylem başarı(!) ile gerçekleşmişse aynı ‘Takva Haber’ örneğinde olduğu gibi propaganda odakları harekete geçer, kitleleri ile beraber zafer(!) çubuğu tüttürülür..

Ve çoğu zaman hatta hiçbir zaman planlayıcı şebeke ortaya çıkmaz.

Aslında neyin nasıl olacağı ülkedeki gelişmelerden belli olur.

Mafya babası açıklama yapar “Oluk oluk kanlarını akıtacağız” der.

Politikacı, sabah akşam hedef gösterir.

Onun tuzu kurudur onun tek derdi ülkede kurduğu rüşvet, kan, şiddet sarmalını büyütmek onu oya tahvil ederek muhalefeti sindirmek ve iktidarını devam ettirmektir.

1976 yılında Ankara Bahçelievlerde 7 TİP’li öğrenciyi telle boğan İdiamin lakaplı Haluk Kırcı örneğinde olduğu gibi faşist ruh eylem anında yanılsama göstermez.

Acımasızdır, kalleştir, kurnazdır…

O kuşak ve ardından kanla, kinle, şiddetle yoğrulmuş teröristlerin Kırcı’dan tek bir farklı eylemden sonra cennete gideceklerine orada hurilerle düşüp kalkacaklarına inandırılmış olmalardır.

Yanılsama göstermezler dedik,

Yanılsama gösterende olur.

Bu özellik solumsu geçinen düzen bekçilerinin hareketlerinde vücut bulur.

Kendi gençlik kollarından, Malatya gençlik kollarından 11 genç patlamada hayatını kaybetmiştir.

Ama o siyasi iktidara “lütfen ne isterseniz yapmaya hazırım” diyerek teslimiyet, pasifikasyon tohumları saçar ortalığa.

Kimi durumdan kendilerine vazife çıkaran taşralı küçük ama büyümeye meyilli faşist ruhlar kendi yarıçaplarında kin, nefret tohumları saçmaya devam ederler, kendilerine bir alan açmaya çalışırlar.

 

Unutulur mu?

“Kış kışlığını, puşt puştluğunu yapacaktır”

Bunu biliyoruz.

Biliyoruz ama Demirtaş’ın son açıklaması ile hayatını kaybeden can san sayısı 126’ ya çıkmışken. Nasıl kabullenilecektir bu.

Tabii unutulmayacaktır, tabii kanlarının yerde kalmayacağı, hesap sorulacağı, kirli tezgâhın ardındaki servislerin ortaya çıkarılacağı sözü verilecektir, nefret eylemi her fırsatta her platform da şiddetler kınanacaktır.

 

Ama bir yandan da umutsuzluk sarıyor tüm bedenimi,

Kovmak istiyorum kafamdan umutsuzluk gölgelerini…

Geriye gidiyorum

Kırcı nerde diyorum, nikâh şahidi bir dönemin Gestaposu Mehmet Ağar olan İdiamin lakaplı Kırcı…

Kahramanmaraş katliamcılarını, Ökkeşleri bir bu memlekette mebus seçilmedi mi?

Sivas katliam sanıklarını bu iktidarın sonradan AKP mebusu olan avukatları savunmadı mı?

Bunlar kadar iktidarın bir köşesinde yapışmak isteyenler hep yanılsama içerisinde olanlar, düzgün doğru bir politik hattı ülke gerçeklerine uygun bir politik hattı kuramayanlar, kurmayanlar da en az bu ülkeye kin ve nefret tohumları saçanlar kadar sorumludur.

 

Ama şu unutulmamalıdır,yine de unutulmamalıdır;

“Ve zafer artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar tırnakla sökülüp koparılacaktır” diyenler ancak ve ancak hesap sorabileceklerdir.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

DİYANET İŞLERİ HER YERDE!
Her konuda söyleyecek sözü olan Diyanet, her gün yeni bir karara imza atıyor. Erbaş sosyal medyadan üniversitelerde,...

Haberi Oku