Gündem:
KÖLELER VE EFENDİLERİ

Kurban bayramı.

Tatildeyim.

Eylül 2015

Sabah saatlerinde plaja iniyorum, şezlongda bir adam Hürriyet okuyor.

Geçerken gazeteye gözüm gitti, Hürriyet, baş sayfa…

Aydın Doğan, Başbakan Erdoğan’a uzun bir mektup kaleme almış, öyle ki mektup birinci sayfanın yarısını kaplamış.

Çok merak ettim, boyuna yalpalayan Doğan acaba Erdoğan’a ne yazmış?

Biat mı etmiş, baskıların bana sökmez mi demiş!

Yoksa başka bir şey mi?

Bulunduğum yerde gazete, internet yok.

Demek ki adam üşenmemiş, köye gitmiş gazetesini almış.

Dedim, biraz bekleyim de emanet alırım gazeteyi mektubu okurum.

Dön dolaş adam keyifli keyifli okuyor gazetesini, sigara iç, bakın edin, yok adam bırakacak gibi değil elindekini.

Çatlayacağım nerdeyse.

Sonunda arsızlık ettim gittim adamın yanına “Ya arkadaş şu Aydın Doğan’ın mektubunu çok merak ediyorum, ne yazmış bir bakayım, vereyim” dedim.

Adam kibar “A tabii” dedi, “Ama merak edilecek bir şeyde yok, kayıkçı kavgası” diye ilave etti.

Bir çırpıda gözden geçirdim uzun yazıyı.

Ülke sert virajlardan geçiyor, 7 Haziran seçimlerinde AKP iktidarı kaybetmiş, CHP’yi istikşafı görüşmelerle oyalamış, Erdoğan Kürt çözüm masasını devirmiş, yine çok sinirli, erken seçim kararı alınmış, ne olacağını kestirmek zor.

Bu bağlamda merkez medya, onlarca kurumu elinde bulunduran Aydın Doğan’ın tavrı çok önemli idi.

Lakin mektupta hakikaten bir numara yoktu.

Dedim ki, kodum ki…

“Sen Kasımpaşalısın, Ben de Kelkitliyim!”

Mektubun özü bu…

İyi bakalım…

Sonra sonra, 1 Kasım kim vurduğa giden seçimler,

2016 Erdoğan’a kanlı kalkışma…

OHAL, KHK, hileli referandum.

Bu üç yıl, ama belki üç yüz yıl konuşulacak bu üç yılda Aydın Doğan hep yalpaladı, arabayı bir ileri, beş geri kullandı.

O aralar bu adam “Kelkitli mi, Gelgitli mi?” diye yazdığımı hatırlıyorum

 Biat etti, yalandı, sürtündü ama ne kadar uğraştı ise olmadı,

15 Temmuz kahramanı Doğan’ın çıtçıtı Hande Fırat bile kurtaramadı, büyük patronu,

Çünkü doğa kanunu,

Köle efendisini hiçbir zaman tam mutlu edemez.

Bu kez de böyle oldu,

Aydın Doğan grubu tüpçüye sattı…

İşte zaten Aydın Doğan dönmüştü, etkilenmez Türkiye diyenlere, cevabım şudur,

Doğan grubu binlerce çalışanı ile Erdoğan’ın atlaması gereken bir mânia idi.

Zorlansa da bunu da geçti.

Basılı gazetelerin toplam tirajının % 90’ı artık havuzun, havuz da demek az, Dubai’de ki gösteri havuzlarına benziyor.

Dışarıda kalanlar ise malum Cumhuriyet, İmtiyaz sahibi Cumhuriyet vakfının başkanı ve yöneticileri içerde’  Sözcü ‘Sahibi İngiltere’de, ülkeye dönemiyor’, Birgün Gazetesi ve Evrensel

Yerel basını da Basın İlan Kurumu ve yerel AKP’li ler halletti…

Kanallar ise Fatih Portakal, İsmail Küçükkaya, Tele bir ve bazı programları ile Halk TV…

 …

Peki, ne olacak, ne yapmalı derseniz?

Türkiye’de solda hatta cumhuriyetçiler de pek olmayan “Dayanışma” ağlarını ve ruhunu tekrar örgütlemeye, tekrar onarmaya çalışmak çabası içerisine girmekte fayda var.

Şunu da unutmamak gerek.

Nihat Behram dizelerini

“Son ana kadar onuru koruyanlar yaşayacak

Söylenecek son söz kahramanca olmalıdır

Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

PES
Ülkü Mert Yazdı

Haberi Oku