Gündem:
KUŞATMA

 Tarihinde hiç bu kadar içeriden ve dışarıdan  hain kuşatması altında kalmamıştı  Türkiye’m..

İstiklal savaşı günleri elbet daha kötüydü diyebiliriz ancak o zaman olağanüstü bir lider

ve aynı bayrak altında birleşmeyi bilmiş inançlı bir millet vardı..

İmkansızı başardılar ve kurtuluşu gerçekleştirdiler..

Yedi düvele destan yazdılar.

Bugün ise; ne liderimiz var ne de birliğimiz?

Sadece giderek azalan umudumuz var..

 

Doğu da Suriye ve Orta Doğu bataklığında ”Fırat kalkanı” filan diyerek Mehmetçiğimiz telef ediliyor..

Bizden başka askerini süren var mı o sahaya?

Suriyeliler bi keyif geziyorlar bizim memlekette..

Cebimizden kesilen paralarla bunlara maaş veriliyor, vatandaşlık alıyorlar..niye? Oy uğruna..

 

Güneyde çözüme ulaşacağız  diyerek KKTC’ nin  ortadan kaldırılması

ve Kuzey Kıbrıs’ın Rum egemenliğine gireceği bir sürecin başlaması,

Türkiye’nin Akdeniz’den de kuşatılması  anlamına gelmiyor mu?

 

Tarihindeki en kötü devri yaşayan ekonomisi iflas etmiş maaşlarını bile ödeyemeyen

11 milyoncuk Yunanistan bile; bize karşı  batıda hamlelere başladı fırsat bu fırsat diyerek…

Ege’de aidiyeti belirsiz adaları işgal ederek, batıda bir kuşatma hamlesi yapıyor.

Vaktiyle 97’de on tane SAT komandosuyla çıkarma yapılan Kardak adacığında 

dört Genel Kurmayımız  dizilmiş de  resim veriyorlar geçen hafta.. görünce vah’landım da utandım..

Asrın Lideri’miz utanmaz mı bilmem..

 

Kuzeyde ise Putin dost mu düşman mı belli değil.

ABD’nin yeni başkanı Trump’la iş tutması yakın ihtimal.

Eğer Trump ve Putin, aralarında uzlaşarak PKK-PYD-YPG’yi

desteklemeye devam kararı alırlarsa, yandı gülüm keten helva…

Askerimizi telef ettiğimizle kalacağız..

Göreceğiz bakalım Trump’ın “Suriye’de güvenli bölgeler oluşturacağız” sözü nereye gidecek?

 

Müslümanları elinden gelse yeryüzünden silecek Trump’ın niyeti, Türkiye-ABD ilişkilerini ne şekilde etkileyecek?

Bizim asrın liderinden tıss yok bu konuda..

 

Her nesil, dünyayı yeniden biçimlendirebileceğini zannederek geliyor aslında..

Oysa yaşadığımız nesil; Albert Camus’un dediği gibi,

karışık ve yenik devrimlerle, tarihi geçmiş ideolojilerle, teknolojinin delirdiği ve ikna edilmesi imkânsız,

vasat güçlerin her şeyi yok ettiği, nefretin ve baskının hizmetkârı olabilmek için

zekânın kendi itibarını düşürdüğü, bu yozlaşmış tarihin mirasçıları gerçekten..

 

Vatan savunması da bir tarafa, dünyanın kendi kendini yok etmesini engelleyebilsek;

en büyük  başarı  olurdu bu!..

 

Türkiye'de verilmesi gereken mücadele, gerici bütün siyaseti ortadan kaldırmakla

Ve büyük çaplı bir aydınlanma hamlesiyle olabilir.

Bugüne kadar maruz kaldığımız anayasa ve devlet yapılanması

ve bundan sonrası için yaşamı tamamen imkansız kılacak bir anayasa hayali gericiliktir,

insanlık ve demokrasiye düşmanlıktır..

Cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yöneliktir..

Referandumda geçit verirseniz, bindiğiniz dalları keseceksiniz..

 

Yeni başkan kendisine çok sayıda başkan yardımcısı atayacak ve bu yardımcılar, ilkokul mezunu olabilecek, düşünebiliyor musunuz?

18 yaşında tecrübesiz olabilecek, yemin etmeyecek, başkan isterse,

devlet tecrübesi olmayan oğlunu ya da kızını, akrabalarını oraya atayabilecek. Yetki sınırlaması  yok!

Düşünün, bin kere düşünün eyy vatandaşlar..arkadaşlar..?

 Kötü değil halkımız, ama düşüncesi kıt ne yapalım? Uyarabildiğimiz kadar uyaralım.. HAYIR’ı çoğaltalım..

 

Zorlanmış, dayatılmış, , ezberletilmiş, mecbur edilmiş, , acıya kör bakan,

kadın katili, çocuk katili, hayvan katili, doğa katili, tehdit eden, talan eden, taciz eden,

mahkum eden, emreden, sebepsiz zenginleştiren, ötekileştiren, dilsizleştiren,

köleleştiren, aptallaştıran, onursuzlaştıran, , sıradanlaştıran, , ezen, , küstüren, uyuşturan,

 yıldıran, kandıran, , korkutan, , çıldırtan, ağlatan, , karalayan, sınırlayan, aşağılayan,

yaralayan, yaftalayan, yasaklayan, , horlayan, zorlayan, vuran, kıran,

çalan- çırpan, soyan, atan- satan, söndüren, öldüren her şeye ve herkese HAYIR diyelim!!

 

Gün bugündür..

Ulu Önder Atatürk’ümüzün Nutku’nu, Gençliğe Hitabe’sini  okuyun, okutun..

Ya kurtulacağız, ya büsbütün köle olacağız..

 

EY TÜRK GENÇLİĞİ!

 

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

 

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.

İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen,

vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş,

bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere,

memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.

Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.

Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

 

Ey Türk istikbalinin evlâdı!

İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen;

Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

 

              

Mustafa Kemal Atatürk

29 Ekim 1927

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

AÇLIK GREVİNİN 75. GÜNÜ TUTUKLANDILAR
SÜHA ALPARSLAN/ bİRGÜN GAZETESİ 29.6.2011

Haberi Oku