Gündem:
Maduro mu?,Madara mı?

Metin Yeğin Türkiye’de; Latin Amerika’yı, sisteme karşı savaşan gerilla örgütlerini en iyi bilen isim. Bölgeye sık ziyaretler gerçekleştirerek deneyime ve gözleme dayalı birikimi de var.

Metin Yeğin geçtiğimiz günlerde Nusret et lokantasına uğrayarak 41 bin dolar hesap ödeyen, bu çirkin et ziyafeti ile açlıktan kırılan ülkesinde büyük tepki toplayan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın dostu Venezuela Devlet Başkanı Maduro hakkında bir makale kaleme aldı.

Metin Yeğin Türkiye’de Venezuela’yı en iyi tanıyan isim olarak biliniyor.

Metin Yeğin Gazete Duvar’da yazıyor.

Metin Yeğin, Meksika Chiapas Zabatista gerillalarının önderi Sub Cumandanta Marcos ile 

Maduro, Nusret ve Salih

Maduro ilk seçimi kazandığında da "Chavez'in boşluğunu ancak daha sol ve radikal programlar uygulayarak aşabilir yoksa davul tozu, minare gölgesi" diyen ben değilmişim gibi, Nusret'in hesabını bana yüklemeyin arkadaşlar!

Birader nedir bu Maduro’dan çektiğim? – Cinsiyetçi olmasın ‘hemşire’ de demeli- Adam sanki başka bir yer yokmuş, mesela sokakta hiç kuzu kokoreç satılmıyormuş ya da iyi kötü Adana kebap bulunmazmış gibi, en büyük mahareti, havada ters parende bükülmüş tuz atan, ‘zengin mutfağı’ Nusret’e git, yemek ye. Üstüne üstlük çok bir maharetmiş gibi, beni sultan koltuğuna oturttular filan de ki halbuki o koltuğu hiç boş bırakmaz bizim sultan. Kendisi olmazsa damadı filan var, olmadı oğlu ok atar, eğer birisi hazır yay verirse eline. Papa suikastımsısıyla yıllarca anılan ülkem, yeni bir handikapla karşı karşıya kalacak bir de.

Halbuki ben çok zaman önce, iktidar aşırı sevici, bazı solcu arkadaşlarımın tıh tıhları arasında, sadece Maduro’nun değil, bütün Venezuela solunun, sırtındaki dehşetli iktidar koltuğunu atıp, sokağa dönmesini savunmuştum. Bu arada iktidar Venezuela’da uzun zamandır zaten solun ya da halkın değil, özellikle ordu bürokrasisinin ve son ittifakla kilisenin elindeydi ki hangi iktidarı bırakacaklar orası bile kuşkuluydu.

-Ancak vahşi Venezuela oligarşisinin muhtemel intikamı da hiç azımsanacak gibi değildir. Bu yüzden halk güçlerinin iktidardaymış gibi davranıp, beklenen sonu ertelemeye çalışması da doğal bir refleks-

Bırakın Maduro’yu Chavez’in en güzel günlerinde, mesela 2005 yılında -yani 13 yıl önce!- efsane gerilla lideri Douglas Bravo’yla röportaj yaptığımda; “Venezuela demek petrol demek. Yüzde 50’sinin uluslararası şirketlere satılmasının altına imza atıldı, bir tane bile protesto olmadı, bu nasıl bir devrimci süreç? Bak Bolivya’da sadece bir tane anlaşmanın altına imza atılmaya kalktılar. Halk hareketleri parlamentoyu onların başına yıktı. Burada bu soruyu soruyorum. Nerede burada anti-emperyalist bir mücadele? Sosyalist bir devrim? Esas emperyalistler için enerji ve ham madde önemlidir. Bolivya’da hiçbir hükümet halkın direnişi karşısında bir tane anlaşma bile imzalayamadı…”

“…Diğer nokta ise Venezuela’nın finans piyasası. Globalizasyon bütün hükümetleri bu noktada idare ediyor zaten. Sen kapitalist finans dünyasına bağlı olduğun anda nasıl anti-emperyalist olabilirsin?…”

“Herkes bana soruyor ABD neden Venezuela’ya saldırmıyor. ABD neden saldırsın ki? Stratejik ve politik olarak şu anda bu durum daha çok işine geliyor. Çünkü şimdi mesela diktatörlük olsaydı burada petrol politikası olarak aynı şeyleri yapacaktı ama ona bir tepki olacaktı. Şimdiyse bir burjuva demokrasisi var adına sosyalizm deniyor ve şimdi bu duruma muhalefet bile edilmiyor. Hangisi daha iyi? Bu politik ve stratejik olarak onlar için daha iyi çünkü sosyalistler, devrimciler hiç seslerini çıkartamıyorlar.” Dediğini yazmıştık eski gerilla amcanın. Hiç de ‘kısık’ çıkmamıştı sesimiz.

Ayrıca Maduro ilk seçimi kazandığında da “Chavez’in boşluğunu ancak daha sol ve radikal programlar uygulayarak aşabilir yoksa davul tozu, minare gölgesi” diyen ben değilmişim gibi, Nusret’in hesabını bana yüklemeyin arkadaşlar!

Çok muhtemel, Venezuela’nın Ankara Büyükelçisi’nin işini bütünüyle, Ertuğrul’un senaryo yazarlarına emanet etmesiyle gittikçe magazinleşen, üstüne tuz diken başkan rolü, sadece zayıf değil iyice komediye dönüyor.

-Bu aynı zamanda bizim, bizim solun, bu ülkede yaşanılanları, sadece buraya değil, bütün dünyaya anlatmakta ne kadar beceriksiz olduğunu da göstermiyor mu? –

Yoksa benim ne kabahatim var? Bana kalsa Nusret çok beklerdi bizi. Maduro’yla Beyoğlu’nda önce birlikte Haydar’a gider çay içerdik. Sonra İmam Adnan’da, Salih’in ikinci katındaki meyhanesinde rakı içer, lakerda yer, hesaba yazdırırdık.

Eh eğer doymamışsak, bir de sokakta pilav yerdik, ayran hediyeli.

Yani artık düş yakamdan Madura, git evinde Ertuğrul filan seyret…

Maduro Nusret'de kendi adına imal edilmiş purosunu tüttürüyor

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner123
banner122

REİS ÇIK DERSE ÇIKARIM!
DİYOJEN YAZDI

Haberi Oku