Gündem:
NE İSA'YA, NE MUSA'YA
 Bir telâşe, bir hışım...

Kin ve öfke ile yıpratıcı sataşmalar.                                                                                                                                         

Vay efendim;  Kemal Kılıçdaroğlu, rahmetli Necmettin Erbakan’ın ölümünün 6.yılında yapılan anma törenlerine niçin gitmiş?

İlginçtir, feryada varan itirazlar CHP den ve SP den değil de, AKP den geliyor;

Bunu nasıl yaparlar?                                                                                                                                                                                            

Kavga etseniz de ‘’Evet’’ler yükselseydi ne iyi olurdu. Ne olacak bizim gerilime bağladığımız ümitler?                         

Mezarında sızlıyordur kemikler…                                     

Ağızlar kalabalık, laf bol. Sanırsınız dünya yıkıldı…

 

Bu arada, mezhepçilik üzerinden inanç sömürüsü yaparak siyaset üretmeyi alışkanlık haline getirenler de boş durmuyorlar. Madımak vahşeti unutuldu mu? Başbağlar’a yüreğiniz yanmıyor mu? Elbette her ikisi de utanç verici olaylardır. Bu çirkinlikleri devamlı kılabilecek çatışmalar mutlaka sonlandırılmalıdır.

Bilemiyorum, KİN ile DİN ‘in bir arada olamayacağını ne zaman anlayacaklar…      

 

Ülke gündemi, 16. Nisan. 2017 tarihinde anayasa değişikliği için yapılacak olan halk oylamasıdır. Toplumun tartışması gereken, Devlet Bahçeli’nin hangi akla hizmet başlattığı bilinmeyen anayasa değişikliğidir. Onsekiz madde halindeki bu değişiklik ile rejimin ve bir yığın kanunun nasıl etkileneceğinin tartışılmasıdır.

Yani bu değişikliklere EVET mi yoksa HAYIR mı denileceğidir?

Arkadan dolaşıp, konuyu inanç ve ırk eksenli tartışmalara çekmek yanlıştır. Toplumun sinir uçlarına dokunarak yapılan, ulusumuzun yararına olmayan siyasal çıkar amaçlı kurnazlıklardır.                            

Türk siyasetinde önemli yeri olan Prof. Necmettin Erbakan vefat edeli 6 yıl olmuştur. Prof. Dr. seviyesinde kariyer oluşturmuş bir bilim adamıdır. Ülkemizin önemli kuruluşlarından olan TOBB‘ nin Genel Sekreterliğini yapmıştır. Bugün ülkemizi yöneten siyasi görüşü ortaya çıkaran MSP’ nin kurucusudur. O günlerin ülke siyaseti içerisinde acı, tatlı ilişkiler yaşamıştır. Sonuçta; ülke yönetiminde bulunmuştur. Cumhuriyet tarihinde Büyük Atatürk’ün ‘’Hatay Harekatı’’ ndan sonra, vatan topraklarımızı pekiştiren ikinci faaliyetimiz ‘’Kıbrıs Harekatı’’ndaki omuz omuza mücadelemize imza atmıştır. Başarının bir parçası olmuştur.                                 

 

Yıllar sonra, CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, davet üzerine Saadet Partisinin liderleri saydıkları kurucu genel başkanları için düzenledikleri anma toplantısına katılmıştır. Seviyeli bir konuşma yaparak, siyasal yönü de bulunan insani görevini tamamlamıştır.                                 

Ne güzel olmuştur. İyi de yapmıştır…                              

 

Yazımın ilk satırlarında ifade ettiğim gürültüyü yapanlara sormak gerekir;       

Pekâlâ,                              

Bu toplantıya mikrofon kaçırmayan Cumhurbaşkanımız niçin katılmamıştır? Rahmetli Erbakan, onu siyasete sokan eski hocasıdır, lideridir. Kendisine, Karagümrük sokaklarından, saraylara giden yolu açmıştır.                                                       

Çağırıldı mı? Yoksa çağırıldı da gitmedi mi? Biz bilemiyoruz. Her iki hal de düşündürücü… Bilebildiğimiz; yasak savma kabilinden, bu günlerde pek de öne çıkmayan M. Ali Yılmaz’ın katıldığıdır. Doğrusu, R. Tayyip Erdoğan’ın bu törene katılıp katılmaması kendisinin kişisel ve siyasal tercihidir. Kuzey Irak’da oluşturulan Federal Kürt Bölgesinin bayrağının çekildiği, Barzani ile görüşmelerde ve yoğun çalışmalarda olduğunu biliyoruz. Kuzey Suriye de benzer bir yapının oluşmasından da endişe ediyoruz. İhtimal, kendisi de son günlerde öneminden dolayı bu konuya yoğunlaşmıştır.

 

Kılçdaroğlu’nun, yapılan davet üzerine, Saadet Partisinin, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ölüm yıldönümündeki anma törenine katılmasını kınayanlar, kararında kalsınlar. Çıldırmasınlar…  

 

Sevginin serinliğini, barışın huzurunu, kinin cehennemine çevirmesinler.

Adamcağız, ne İsa’ya yaranabildi, ne de Musa’ya,                        

Ümit ederim; dininin anlamını ‘’BARIŞ’’ belleyenlere yaranabilmiştir…

 

 

                                                                                                                                                                            Özer ÖZCAN

                                                                                                                                                                            01.03.2017

 

 

 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

AKP ANTİEMPERYALİST OLABİLİR Mİ?
SÜHA ALPARSLAN YAZDI

Haberi Oku