Gündem:
NEFERANDUM, NEFERANDUM

Referandumun yaşandığı  16 Nisan Pazar günü daha öğle vakti olmadan sosyal medyada izlemeye başladığımız  görüntüler sanıyorum dünyada  emsali görülmemiş türden olaylardı. Şimdi bu olayları sıralayacak değilim. Herhalde izlemeyen kalmamıştır. Ancak bana çok ilginç gelen şey şu ki  bu görüntülerin defalarca muhalif  televizyon kanallarında da yayınlanmasına karşın hiçbir AKP’li partili veya vekilin bu  dalaverelerle  ilgili tek kelam laf etmemeleriydi. Yani meşhur   “Şantaj”  “Montaj” klasiği dahi  kullanılmadı. “Sükut ikrardan gelir” deyişi bu duruma cuk oturuyor. Ama sanki daha ötesinde bir şeyler de var.

Hepimizin de gayet iyi bildiği üzere referandum ile genel seçimler arasındaki önemli farklardan biri  referandumdaki  tek bir oyun dahi  belirleyici olmasıdır. Nisbi temsil, dar ya da daraltılmış bölge kuralları falan söz konusu olmadığından  % 50 +1 deki  o bir oy karşıdaki %49 küsur oyu siyasal anlamıyla olmasa da sonuç anlamında  tamamen etkisiz kılar. Tekrarla söylüyorum hepimizin gayet iyi bildiği bu durumu hatırlatma gereksinimini neden duyuyorum? Bir an  o belirleyici olan tek oyun  “sahte” olduğunu ya da “sahtecilikle” kullanıldığını düşünün. Dolayısıyla bir tek oyun bile bu denli önemli olduğu bir oylamada  (eve kurulan sandıklar, araba içinde kullanılan oylar, mühürsüz zarf ve pusulalar vs. ) 2,5 milyon şaibeli oydan söz edilirken iktidarın bu oylamanın demokratik ve şeffaf bir oylama olduğu yolundaki iddialarına inanmamızı beklemesi  bizlerin aklına hakaret etmenin yanı sıra   “Biz bu işi böyle göstere göstere yaparız” pişkinliğinden başka ne ola ki…Bütün bu tavırlar  referandumda malum yollarla  elde edilen  “Evet” sonucundan daha beter olan  diğer çıktılardır.“Bundan sonraki seçimlerde sandıktan kime ne oranda oy çıkarsa çıksın kazanan hep bellidir”in bir başka dille ifadesidir yaşananlar. Yani artık sandık faslı göstermelik bile değildir. Ancak hiçbir toplum da kendisine bu yollarla giydirilmeye çalışılan deli gömleğini kabul etmez. Siyasal partilere , demokratik kitle örgütlerine çok iş düşüyor.Bu noktada dışlayıcı olmadan “Hayır”cılar arasında ayrım yapılmadan sağduyulu politikalar üretilmeli.Tarihte  “Şöyle olmasaydı böyle olurdu”  türünden saptamalar yapmak pek makbul değildir ancak sonun başlangıcını anımsamak da kimi zaman önemlidir. Aşağıdaki veriler 1994 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarıdır.

Recep Tayyip Erdoğan     ( Refah Partisi)                               973.704 oy                          %  25.19

Zülfü Livaneli     (Sosyal Demokrat Halkçı Parti )               784.693 oy                           %  20.30

Necdet  Özkan  (Demokratik sol Parti)                                 478.612 oy                           %  12.38                                             

“Hoca hem sandık faslı bitti diyorsun hem de sandıktan veriler sunuyorsun” diyen dostlar  evet konu bir  fasıl  ama sandık faslı değil inat faslı…Merhum bir politikacının inadı.Toprağı bol olsun dürüst adamdı lakin inadı memlekete hep pahalıya mal olmuştur.Ha bu inat meselesi de salt ona özgü değildir bizim cenahta…

Bu yazı 18.Nisan. 2017 tarihi itibariyle yazılmıştır.

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

AKP’DE ÇÜRÜMÜŞLÜK HAYATIN HER ALANINDA
SÜHA ALPARSLAN YAZDI

Haberi Oku